Türk Masalları

Yedi Erkek Bir Kız Kardeş

Eskiden yedi erkek kardeş ve bu kardeşlerin bir tane kız kardeşleri varmış.

Bir gün yedi erkek kardeş kız kardeşlerine Şunu demiş:

— Gel, Şu dağlarda bir tane saray yapalım.

O sarayda gül gibi yaşayalım.

Gündüzleri avlanmaya gider, geceleri de sarayımıza gelip otururuz.

Yedi erkek kardeş bir araya gelip dağlarda kendilerine bir saray yapmışlar.

Yedi erkek kardeş sabahtan akşama kadar avlanmaya, dolaşmaya çıkarlar.

Kız kardeş de evde kalır.

Erkek kardeşleri için yemekler yapar, temizlik yaparmış.

Kız kardeş bir gün ateşi yakmış.

Ateşi yakarken boynundaki mercan ateşin içine düşmüş.

Başka işler için sarayın başka bir bölümüne gitmiş.

Arada sırada kapının aralığından ateşin sönüp sönmediğini de kontrol edermiş.

Kız kardeş kapının aralığından parlayan Şeyin ateş olduğunu düşünmüş.

Ama ateş çoktan sönmüş ve o etrafına ışık veren Şey de boynundan düşen mercanmış.

Kızın elinde hiç ateş kalmamış.

Kız kardeş buna çok üzülmüş.

Şöyle demiş:

— Akşamleyin kardeşlerim eve gelecekler.

Onlara yemeği nasıl pişireceğim?

Dışarı çıkmış ve uzak bir yerden yükselen bir duman görmüş.

Dumanın olduğu yere ulaşmış.

Orada her yerde tencereler ve kazanlar dolu et yemekleri pişiyormuş.

Oradaki bekçi kıza sormuş:

— Kimsin, nerelerdensin, buraya neden geldin?

Kız:

— Buraya biraz ateş almak için geldim.

Bekçi kıza ateşi vermiş.

Kız da dayanamayarak Şunu sormuş:

— Peki, Şu tencereler ve kazanlar dolu etler de neyin nesi?

Bekçi demiş ki:

— Bu insan yiyen yaşlı kadının yemekleri…

Yaşlı kadın, insanları yakalayıp yiyor.

Şu ateşi al, hemen kaybol.

Eğer ateşi sana verdiğimi duyarsa ikimizi de yer.

Kız kardeş ateşini alıp gitmiş.

İnsan yiyen yaşlı kadın gelmiş ve bekçiye Şöyle demiş:

— Yabancı bir insanın kokusunu alıyorum.

Kim geldi buraya?

Bekçi:

— Hiç kimse gelmedi buraya.

Yanılıyorsun.

Yaşlı kadın bekçiye inanmamış.

Biraz ilerde bir ip görmüş.

Bu ip kız kardeşin oraya beraberinde getirdiği yumaktan oraya takılmış.

Yaşlı kadın ipi takip etmiş ve kız kardeşin olduğu saraya gelmiş.

Kapıyı çalmış.

Kız kapıdan bakmış:

— Kimsin, nerden geliyorsun, nereye gidiyorsun, benden ne istiyorsun?

Yaşlı Kadın:

— Sen benim evime gelmişsin, niye geldin?

Kız kardeş:

— Ateşim yoktu, ateş aldım sizden.

Yaşlı kadın:

— Parmağını Şu delikten çıkar, parmağını her gün buraya gelip emeceğim.

Bunu yapmazsan yedi erkek kardeşini öldürürüm Kız kardeş, yaşlı kadının dediğini yapmak zorunda kalmış.

Yaşlı kadın kızın parmağını emdikten sonra gitmiş.

Her gün bunu yapmaya gelmiş.

Kız bundan dolayı çok üzülüyormuş.

Erkek kardeşleri durumu fark etmiş.

Hasta olup olmadığını sormuşlar.

Ama kız kardeş olayı kardeşlerine bir türlü anlatmamış.

Bunun sonucunda iki erkek kardeş diğer kardeşleri ava giderken evde kalıp gizlice nöbet tutmaya başlamışlar.

Durumu öğrenmeye çalışmışlar.

Yaşlı kadının eve geldiğini görmüşler.

Kadın yaklaşık bir saat kaldıktan sonra gitmiş.

İki erkek kardeş eve gelip ne olup bittiğini kız kardeşe sormuşlar.

Kız kardeş durumu anlatmaya başlamış.

Kız kardeş:

— Bir gün sizin için yemek yapmaya çalışırken ateşim söndü.

Ben, duman yükselen yerden ateş almaya gittim.

Orda insanları yiyen yaşlı bir kadın varmış.

Ama gittiğim esnada orda değildi.

Sonra benim oradan ateş aldığımı öğrenmiş.

Buraya gelip her gün parmağımı emmek istedi.

Bunu yapmazsam sizleri öldüreceğini söyledi.

Ben de size bir zarar gelmemesi için bunu kabul ettim.

Erkek kardeşleri:

Biz yarın evin önünde bekleyeceğiz, geldiği zaman onun hakkından geleceğiz.

Eve geldiği zaman onu eve davet et.

Siz evde otururken biz de atlayacağız.

Birlikte öldüreceğiz.

Kadın eve geldiğinde erkek kardeşler üzerine atlamış ve yaşlı kadını öldürmüşler.

Benim hikâyem de burada biter. Allah dinleyen herkesten razı olsun.

Deryelen: Hayrettin ADLIĞ