2. Seviye: 7-10 Yaş Hikayeler Hayvan Sevgisi Hikayeleri İyilik Hikayeleri

Yaralı Kuş

Yaralı Kuş

 Penceremin önünde bir çift göz ban doğru bakıyordu. Ne kadar da rengârenk kanatları vardı. Bir birimizi sanki daha önce tanıyorduk da uzun bir süre görüşmeyen dost misali birbirimize sarılıverecekmiş gibi kalakaldık öylece. Şaşkınlıkla izliyordum. Ne zaman uçuverecek diye. Bir yandan da gitmesini hiç istemiyordum. Farklı duygular içindeydim. Sonra minicik gözlerini gördüm. Sanki bana bir şeyler anlatmak istiyordu.

-Ne istersin be güzel kuş, konmuşsun minicik halinle penceremin kenarına.

-Aç mısın susuz musun? Söyle hadi bana

Usulca araladım penceremi, daha da yakından görmek istiyordum.

O da neydi. Gözlerime inanamadım. Küçük kuş yaralıydı. Uçamadığının nedenini şimdi anlamıştım.

İçim cız etti. Ellerime alıverdim. Titriyordu. O ufacık yüreği çarpıyordu. Korkmuştu, hem de çok.

Kanadından yaralanmıştı minik kuş. Hemen bunun için bir şeyler yapmalıydım. Anneme seslendim.

-Anneciğimmm! Bakar mısın?

-Ne oldu yavrucuğum neden heyecanlı heyecanlı beni çağırıyorsun.

-Anneciğim minik kuş yaralanmış, ne yapmalıyım yardımcı olur musun?

-Dur yavrucuğum heyecan yapma hemen. Şimdi bakarız ve yardımcı oluruz minik kuşa.

Annem gülerek bana baktı ve devam etti : “Seni tebrik ediyorum yavrum. Bu yaptığın davranış çok güzel bir hareket. Her zaman duyarlı olmalı ve hayvanları da çok sevmeliyiz. Hiç bir canlıya zarar vermemeliyiz. Onlara her zaman yardımcı olmalıyız.

Köpeğe su veren bir kadının cennete girdiğini tam tersine kediyi kapatan ve onu aç bırakan bir kişinin ise cehennemle cezalandırıldığını biliyor musun? Asla şunu unutma Mü’min bir kul asla ve asla kötü huylu olamaz. Karşısındakine zarar verme peşinde koşamaz. Senin bu örnek davranışın sayesinde acı çeken bir kuş sağlığına kavuşacak ve tekrar gökyüzüyle buluşacak inşallah. Aferin sana evladım, Aferin!

Annemin bu konuşması yüreğimin derinliklerinde bir iz bıraktı. Hayatım boyunca unutamayacağım, bir kolye gibi taşıyacağım nasihat zinciriydi bunlar.

-Annem gerekli pansumanı yapmıştı o minicik kanatlarına, Allah tan yarası çok ağır değildi.

Bizim minik kuş yavaş yavaş toparlanmaya kanat çırpmaya başlamıştı artık. Ve onu asıl dünyasına gökyüzüne göndermenin zamanı gelmişti.

Annem “Yavrum onu sen bırakmak ister misin” diye sorunca kalbim çarpmaya ve iyilik etmenin mutluluğu ile  “Tabii ki anneciğim” deyivermiştim.

Penceremin kenarına geldiğim zaman sanki bana gözleriyle teşekkür ediyordu. Kim bilir dışarıda ailesi onu ne kadar da özlemişti. Belki de yavruları vardı dört gözle onun getireceği yiyeceklere hasret.

-Hadi bakalım minik kuş ayrılık vakti geldi. Gökyüzüyle buluşma zamanın geldi.

Ellerimi açınca birden gökyüzüne kanat çırpmaya başladı. Arkasından bakarken gözlerimden bir damla yaş süzülüverdi…

 

Yazan: Bayram MİROĞLU

Cevap yaz