Üvey Kız

Bir zamanlar dul bir kadın ve dul bir adam evlenirler.

Bunların da önceki evliliklerinden doğan birer kızları varmış.

Bu iki kız birbirlerini çok severler ve birbirleriyle çok iyi anlaşırlar ama kadın üvey kızından nefret etmeye ve ona karşı kin gütmeye başlamış.

Bu iki kız çobanlık yapardı.

Kadın ise onlara su ve yiyecek götürürdü.

Yaz gününde onlara su götürürken kadın üvey kızının suyunu sıcak, kendi kızının suyunu soğuk götürürdü.

Kadının aklına bir Şeytanlık daha gelmiş.

Üvey kızının suyuna bir de küçük bir yılan koyar.

Kadın kızların yanına varır ve sularını verir.

İki kız da sularını içer.

Üvey kız suyun sıcak olduğunu ve sanki kıl gibi bir  şeyin de boğazından geçtiğini söyler.

Üvey anne endişelenecek bir Şey olmadığını söyler.

Günler geçer, üvey kızın karnı Şişer ve durumu da kötüleşir.

Durumu fırsat bilen kadın hemen kocasının aklına girer.

Kızın hamile olduğunu ve ondan kurtulması gerektiğini söyler.

Tabi adam da buna hemen inanır ve bir gün kızını yanına çağırıp onunla bir gezintiye çıkacağını söyler.

Baba kız beraber çok uzaklara doğru gezmeye, birbirleriyle sohbet etmeye başlarlar.

Sonra da yorulur ve biraz dinlenmek için de otururlar.

Kız yorgunluktan biraz kestirmeye başlar, babası da kendi ceketiyle kızına gölge yapar, kızını o çölde bırakıp evine döner.

Gecenin bir vakti kız uyanır.

Etrafına bakar ki her yer karanlık.

Her tarafa “Baba!” diye seslenir.

Ancak hiçbir yerden ses seda yoktur.

Kız da babasının ondan kurtulmaya çalıştığını anlar.

Sessizce oturup haline yanar.

Bir gün yakınlarda bir ağanın oğlu da köpeklerini yanına alıp ava çıkar.

Ağanın oğlu bakar ki köpeklerin hepsi bir tarafa toplanıyor.

O da tüfeğini hazırlayıp o yöne doğru gitmiş.

Bakmış ki bir kız…

Kızın karnı Şişmiş.

Ağanın oğlu da kızın hamile olduğunu anlar.

Kız da utanarak ağa oğluna susadığını söyler.

Ağanın oğlu da kızı bir dere kenarına götürür.

Kız çok susadığı için bol bol su içmeye başlar.

Kız su içerken kızın karnındaki yılan ve sudaki bir yılan birbirleriyle konuşurlar, birbirlerini bulundukları yerlere davet ederler.

Ağanın oğlu da hemen durumu çakmış yılanların çıkardığı seslerden.

Kızın karnındaki yılan çok susamış.

Yılan kızın ağzından suya atlamış ve susuzluğunu gidermiş.

Tam kızın ağzına geri dönecekken ağanın oğlu kızı çeker ve tüfeğiyle yılanı öldürür.

Kız kurtulur, ağanın oğlu da kızı yanına alır ve evlenirler.

Daha sonra da bu iki çiftin „‟kumsorok‟‟ adında bir oğulları olur.

Bir gün kız ağa evinin çamaşırlarını yıkamaya dere kenarına gider.

Oğlunu da yanına alır.

Çamaşırlarını yıkamış, kendisi de yıkanmaya başlayacakken yaşlı bir büyücü gelir, kızın başını yıkamak için ısrar eder.

Kız olmaz, gerek yok, der ama nafile…

Kız da tamam, der.

Büyücü kızın saçlarını tarar ve onu yıkamaya başlar.

Kızın saçını her tarayışında kıza düzinelerce iğneyi beraberinde batırır.

Kız acı içinde feryat figan bağırır.

En sonunda „‟Allah’ım beni bu büyücünün elinden kurtar. “diye dua etmiş ve kız bir güvercine dönüşmüş.

Büyücü de kızın giysilerini giyip oğlanı da yanına alarak ağa evinin yolunu tutar.

Günler geçer, ağanın oğlu karısında bir değişiklik olduğunu anlar.

Bu duruma Şüphe ile bakar ama yapacağı bir Şey de yoktur.

Birkaç gün geçer ve ağanın uşaklarından biri ağa oğlunun yanına gelir ve ona:

—Birkaç günden beri bir güvercinin gelip sizin ve oğlunuzun nasıl olduğunu sorup tekrar uçup gidiyor, dedi.

Ağanın oğlu Şüphelenir, ertesi gün de o uşakla söylediği yere gider, saklanıp bekler.

Sonra uşağın dediği gibi olur, güvercin tam uçacakken ağanın oğlu güvercini ayaklarından tutar.

Sonra da eliyle güvercinin başını okşar.

Başındaki iğneleri teker teker çıkarır.

Güvercin kanlar içinde kalır.

Allah’a dua eder, bu elimdeki ilkin ne ise ona çevir, diye yalvarır.

Bir anda karısı gözünün önünde belirir.

Karısı olan biteni  anlatır.

Ağa oğlu da bu büyücü kadını ateşe atıp öldürür.

Oğullarıyla mutlu mesut yaşar.

Derleyen: Hayrettin ADLIĞ

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir