TURNA BABA, Bir zamanlar varmış, bir zamanlar yokmuş, bir
köyde fakir bir adam varmış. Bu adamın da hiç çoluğu çocuğu olmamış. O karısı olan Gülsüm yenge ile birlikte biraz darı ekip, onun bereketi ile iyi kötü geçiniyormuş Bir yıl havalar çok yağmurlu olur.

O yaşlı adam darıyı zamanında ekemez. “Geç olsun, hayırlısı olsun.” der ve Gülsüm yenge ile kıra çıkar. Yeri biraz kazarak küçük bir alana darı eker, ama darılar geç çıkar ve geç olgunlaşır. Yaşlı adam bu darıların da güz mevsiminin
son zamanlarına kalmaması için çiğ çiğ orak ile biçer.

Karısı Gülsüm yenge de onun arkasından dolaşarak harman yapar. Birkaç gün içinde onlar biçimi bitirirler. Darılar biraz harmanda yatsın diye onları tarlada tutarlar. Fakat artık sıcak ülkelere dönüş vakti yaklaşan turnalar gelip bu yaşlı adamın darılarını yiyip gidiyorlarmış. Yaşlı adam buna bir çare bulamaz.

Günlerden bir gün yaşlı adam bu turnalara çok kızarak harmanın yanına gider ve bir yere saklanıp bekler.

Bu sırada yaşlı bir turna uçup gelir, harmana konar. Çok acıkmış olmalı ki, yaşlı adamı görmez. Çabuk çabuk darıları yemeye başlar. Böyle derken, yaşlı adam bu turnanın ayağına yapışarak:

-Başkasının emeği ile yetiştirilen darıyı yeme, vazgeç, der. Bu turna da turnaların en yaşlısı ve dünya görmüş biriymiş. Onun için ona turnalar “turna baba” derlermiş.

Turna baba yaşh adama doğru yavaşça döner ve:
-Söylediğin çok doğru amca, ben bu darıların ya sahibi yok, ya da her hangi bir zenginin tarlada kalmış darısı sanıyordum, çünkü darıların tarladan toplanıp alınma ve kaldırılma vakti çoktan geçti. Bizim de kışlık dönüş vaktimiz geldi. Onun. için bunu yiyip, yola çıkmaya niyetlendim. Benim yediğimle zenginin çölde kalan darısı bitmez sandım, der.

Yaşlı adam:
-Söylediğin çok doğru, ama Turna baba, bu darılar zenginin değil benim. Sen üç ay yetecek pilavlık darımın bir aylığını yedin. Artık ben bu kışı ne yiyip geçiririm acaba? Bu iyi olmadı! Seni kesmezsem olmaz, diye karşılık verir.

Turna baba:
-Amcacığım, sen beni kesme, ben senin herhangi bir ihtiyacını karşılarım, der.

Yaşlı adam:
-Senin gibi yaşlı bir turnadan gelecek yardımdan ne olacak, diye turnayı kesmek ister. Turna baba yalvara yakara kendinin sağ kalmasını sağlamaya çalışır.

Yaşlı adam düşünür, memleketine gitmekte olan kendi gibi bir ihtiyarı öldürmekle ne elde edecek, onun da orada çoluğu çocuğu vardır diye, Turna babayı gönderir.

Turna baba sevinerek uçup gider. Yerden yükselerek kanadını çırptığı sırada:
-Sağ ol, amcacığım, ben de senin bir ihtiyacını karşılarım, benim memleketim sıcak bir memleket, oraya gelirseniz beni bulursunuz, sizde artık soğuklar başlıyor, der ve uçup gider. Yaşlı adam turna babadan kalan darıları belindeki sanlı çekme sicimle sıkıca bağlar ve doğru evine alıp gelir. Her zaman olduğu gibi, gördüğü ve işittiklerini karısına söyler.

Karısı:
-Hadi oradan, bir yaşlı turnanın yediklerinden kalan bize de yeter, ne yapalım., göreceğimiz buymuş, diye karşılık verir. İhtiyarlar darılarını tokmakla vurarak ezerler. Daha sonra yaşlı adam kendi yaptığı el değirmeni ile bu darıları un yapıp çeker. Azar azar akşam da un çorba, sabah da un çorba pişirirler. Sert kışın ortasında onların unlan tamamen biter. Ne yapacaklarını
bilemezler. O sırada yaşlı adamın aklına Turna babanın söyledikleri gelir, kendi kendine:

-Hadi, şu Turna babaya gidip bakayım, kış mevsimi olsa da belki bir yardımı dokunur, der.

Yaşlı adam günlerin birinde karısı ile vedalaşıp Turna babayı aramaya gider.
Sıcak bir memlekete gelir. Turna babayı soruşturmaya başlar. Ona Turna babanın durduğu yeri gösterirler. Turna baba yaşlı adamı görür görmez tanır,
onu kendi yuvasına götürür, misafir eder. Yedirir, içi rir. Yolda yorulan yaşlı adam aklını başına toplar. Niçin geldiğini Turna babaya anlatır.

Turna baba:
-Çok iyi, biz o işi hallederiz, sizin gibi ihtiyarları ölümden kurtarırız, der. Orada çıkarıp ona boş bir hamur tahtası verir. “İşte bu hamur tahtasını ortaya çıkarıp, hazır ol sofram dersen, sofra yiyecekle dolar.” der.

Yaşlı adam sevine sevine sofrayı alır, fakat yorgunluğum biraz geçsin diye Turna babanın yuvasında kalır. Turna babanın çocukları o gece yaşlı adamın
hamur tahtasını değiştirirler, onun yerine adî bir hamur tahtası koyarlar. Ertesi günü yaşlı adam hamur tahtasını alıp evine döner. Evine geldikten sonra hamur tahtasını ortaya çıkarıp, hazır ol sofram, der ama, sofra
olduğu gibi boş kalır. Yaşlı adam gene aç kalır. Hiçbir çare bulamaz. Meseleyi Turna babaya anlatayım, senin dediğin yalan çıktı, diyeyim diye hamur tahtasını sırtına alır ve gene yola çıkar.

Turna babaya gider ve:
-Senin bana verdiğin bu hamur tahtası benim evime geldikten sonra, marifetini gösteremedi. Onun üstünde yemek değil, sinek bile meydana gelmedi, der.

Turna baba çok düşünmeden:
-Öyleyse işte sana bir eşek vereyim, bu eşek aksırdı mı, onun burnundan altın dökülür, der. Yaslı adam bu eşeği yanına alıp, köyüne döner. Yolda yorulup bir kuyunun yanında durur, eşeğini sular. Daha sonra da kendi dinlenir. O zaman çocuklar gelir ve eşeğin burnuna sopa sokarak eşeği aksırtırlar.

Eşek aksırdığında burnundan altın dökülmeye başlar. Çocuklar hemen altını alır ve kaçarlar. Yaşlı adam bunu fark etmez. O, dinlenip ayağa kalktıktan sonra eşeğini yanına alıp yoluna devam eder. Evine gelir, fakat eşek aksırmaz, aksırsa bile burnundan altın dökülmez. Yaşlı adam sinirlenir, “Bu Turna baba da bizi amma çok kandırdı.” der. Eşeği alıp gelir ve Turna babaya geri verir.

Turna baba işin aslını anlayıp:
-Ben sana iki tokmak vereyim de seni bütün belâlardan kurtarayım, der. O zaman yuvasından çıkarıp iki tokmak verir.

-Sen ne yaptırmak istersen, bu tokmakları yalarsın, onlar senin işlerinde bulunan bütün eksiklikleri tamamlarlar, der.

Yaşlı adam bu tokmakları alıp evine döner. Tokmakları yalar.

-Bana yetmiş iki türlü yemek hazırlayın, diye emreder. Hemen yemekler hazırlanır, karısıyla yer içerler. Sonra yaşlı adam tokmakları bir daha yalar:

-Hadi, git, yüz desâtine yeri alt üst edin, sonra oraya dan ekin, der. Tokmaklar gidip bu işi de yaparlar. O yıl ihtiyarların darıları çok verimli olur. Turna
babanın memleketi sıcak olduğu için, orada hiç dan yetişmiyormuş. Onun için Turna baba, bütün turnaları alıp gelir ve ihtiyarın darılarına indirir, yerler. Yaşlı adam da turnalar da bol bereket sayesinde rahat bir hayat sürerler.

İNEK ÇOBANININ AKILLI KIZI

You may also like

Salur Kazanın Evinin Yağmanlandığı Destanı

KIRIK KELLE KOPARTAN

KIRIK KELLE KOPARTAN, Köyün birinde bir fukara varmış… Kendi kendine düşünürmüş… Ben bu fukaralıktan nasıl ...

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.