TEVEŞ

Yürümüşler Başkurtlar bir kurdun ardı sıra, Yurt kurmuşlar güzel Ural dağlarına.

Atlarından yılkı, davarlarından sürü, sığırlarından nahır dizmişler. (Nahır: Sığır Sürüsü)

Kışın kışlakta, yazın yaylakta yaşamışlar.

Davar sü­tünden yoğurt, sığır sütünden peynir yapmışlar.

Zenginleşip huzura ermişler.

Ural dağlarının eteklerinde bitek bir ovada Teveş adında’ bir ihtiyar yaşarmış.

Akıllı, ferasetli biriymiş.

Teveş’in beş oğlu bir kızı, bir gelini ve bir torunu varmış.

Ovada sürü besleyip yaşarlarmış.                                                                      1

Günlerden bir gün oğlanlar kurultaya gitmişken

Teveş’in öküzü böğürmeye başlamış.

Ama ne böğürmüş! Sanki yer yerinden oynamış.

Yaşlı Teveş, öküzün böğürmesinden işkillen­miş. Kızını çağırıp:

— Kızım öküzün böğürmesi hayra alamet değil.

Başımıza Bir iş mi gelecek ne?

Sen atı eyerli tut.

Bir şey olursa gider kar­deşlerine haber verirsin.

Kız, babasının dediği gibi yapmış.

Atı eyerlemiş, beklemiş.

Çok geçmeden ufukta bir toz bulutu görünmüş.

Biraz beklemiş­ler.

Bakmışlar ki bir bölük Kazak, tozu dumana katmış geliyor.

Ayaklarının altında toprak kayıyor.

Kız, süvarilerin gelişi geliş değil deyip ata atlamış, dörtna­la sürmüş.

Soluğu kardeşlerinin yanında almış:

— Ne durursunuz? diye haykırmış.

Obamızı düşman bastı, davranın!

Kurultayda olan yiğitler, kızın dediklerini duyunca sadaklarını, yaylarını omuzlayıp at binmişler. (Sadak: İçine ok konulan torba veya kutu biçiminde ki kılıf)

Biz Teveş’ten haber verelim…

Teveş, ihtiyarlığına bakmadan yayını germiş, okunu fırlat­mış.

Evvela bir Kazak’ı, sonra birkaç Kazak’ı yere sermiş.

Gel gelelim ihtiyarın okları çabuk tükenmiş.

Bunu fırsat bilen Kazak süvarileri Teveş’i öldürüp süngüsünü de başucuna saplamışlar.

Ovada ne kadar yılkı, sürü, nahır varsa önlerine katıp sürmüş­ler. (yılkı: At, eşek gibi tek tırnaklı hayvan sürüsü.)

Bununla da yetinmeyip Teveş’in gelinini, torununu alıp uzaklaşmışlar.

Kazak süvarilerinin beyi, arkadan atılacak oktan kurtulmak için Teveş’in torununu terkisine bağlamış, öyle kaçıyormuş. (terki: Eyerin arka bölümü.)

Gelini de bir atın üstüne sıkıca bağlamışlar, ver elini Kazak yurdu demişler.

Kazaklar Yuvartılğan denen yeri geçince Başkurt yiğitleri onlara yetişmiş.

Önce oğlunu kaçıran Kazak’a nişan almışlar Kazak yedi okla birlikte yere yuvarlanmış.

Teveş’in torunu atın yularını tutmuş, yiğitlere doğru sürmüş.

Sonra gelini kurtarmışlar.

Giden sürülere aldırmadan geri dönmüşler.

Oğlanlar, babalarını defnetmişler.

Buraya Teveş Ovası adlını vermişler.

İşleri bitince sürülerinin peşine düşmüşler.

Kazak beyi, askerlerin sürüp getirdiği zenginliği görünce neşesinden zil takıp oynamış.

Toy düğün etmiş.

Kopuzlar çalınış.

Kazak yurdu bayram yerine dönmüş.

Onlar bayram ededursun Teveş’in beş oğlu atlarını doludizgin sürerek Kazak yurduna gelmişler.

Kazak Beyi:

— Elçi misiniz, yağmacı mı? diye sormuş oğlanlara.

Oğlanlar:

— Elçiye elçi, yağmacıya yağmacıyız! karşılığını vermişler!

O sırada bir tarla faresi başını topraktan çıkarıp çıkarıp geri kaçarmış.

Kazak durmadan kaçan tarla faresini göstererek:

— Ey dostlar şu tarla faresini vurun! demiş.

Adı Yeyikkol olan Teveş’in oğlu, yayını gerip okunu fırlat­mış.

Tarla faresini başından haklamış.

Bunu gören Kazak beyi:

— Zenginlikleri de sürüleri de onların olsun!

Hepsini geri verin.

Bu yiğitler bizim soyumuzu kuruturlar, demiş.

Oğlanlar, sürülerini, yılkılarını, nahırlarını ve daha neleri varsa alıp geri dönmüşler.

O günden sonra Kazaklar, Başkurtların korkusundan bir daha yağmalamaya gitmemişler, iki halk savaşmadan dostluk içinde yaşayıp gitmiş.

Teveş’in mezarı hâlâ Teveş Ovası’ndadır. Çevrede yaşayan halk bu mezarı ara sıra ziyaret eder.

You may also like

Alp Dağı

Alp Dağı

Eski zamanlarda bir ihtiyar adam ile bir nine varmış. Bunların bir de oğulları varmış. Oğulları ...

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir