Sultan VI. Murad ve Polonya Elçisi

Lehliler, sınır olaylarını önlemek ve bir barış yapmak ümidi ile İstanbul’a bir elçi gönderdiler. Halbuki o tarihlerde Osmanlılar, Lehistan üzerine bir sefere karar vermişlerdi.

Onun için padişah elçiye:

-Barıştan ve ittifaktan değil, harpten ve seferden bahsetmelisiniz. Lehistan kralı vergi vermeye muvafakat, Dniestr istihkamlarını tahrip ve kazakları imha etmedikçe onunla bizim aramızda dostluk olamaz, dedi.

Fakat bu şartların kabul edilmeyeceğini söyleyen elçiye, padişah, elini kılıcına götürerek daha sert dille:

-Sen, kılıcının önünde milletlerin titrediği bir padişahın önünde olduğunu bilmiyor musun, dedi.

Elçi:

-Senin bir hükümdar olduğunu biliyorum. Fakat beni gönderen de senin gibi bir hükümdardır, diye cevap verdi.

Padişah da:

-O halde sayısız askerlerim Lehistan’ı istila edecek, kan ve ateş içinde bırakacaklar, dedi.

Bunun üzerine elçi:

-Ordularının hakimi sensin, lakin zaferin hakimi Allah’tır. Diye karşılık verdi.Bu sözler karşısında hayran kalan padişah, yanındakilere dönerek:

-İşte ben böyle mert bir hizmetkar isterim, dedi.

(Alıntı hikayeler)

Cevap yaz