Sarayın Yolu

Seviye: 7-14 yaş

Eski diyarlarda bir hükümdar saraya giden oldukça gösterişli bir yol yaptırır. Yolun yapımında hiçbir masraftan kaçınmaz. Ülkenin en iyi mühendislerine büyük ücretler ödeyerek onları yol yapımında çalıştırır. Yolun kenarlarına bin bir çeşit çiçek diktirir. Yolun bakımı ve temizliği için de onlarca işçi tutar. İşçiler günde 3 kez yolu temizler, kaldırımların tozunu alır ve parlatır. Yol her şeyiyle gösterişli olmuştur.

Fakat hükümdar yolun sonuna, saray kapısına yakın bir yere bir insanın kaldırabileceği bir kaya parçası koydurur. Nedenini ise kimse bilmez.

Yolun yapımı bittikten sonra halkı sarayına davet eder. Herkes şaşkınlıktan ağzı açık bir şekilde yoldan geçip belirtilen saatte saraya varır ve hükümdara hayırlı olsun dileklerini iletir. Hükümdar misafirlerden bazılarına sorar: “Yolu nasıl buldunuz?” der. Sorduğu herkes “Hükümdarım gerçekten şânınıza yakışır bir yol olmuş. Allah sizi başımızdan eksik etmesin” der. Hiç kimse “Yolun sonundaki bu kaya parçası da ne? Hem ülkenin diğer yolları perişan iken saray yolundaki bu gösteriş fazla değil mi?” diye soramaz, sadece hükümdara alkış tutar.

Diğer misafirler de kendi aralarında dedikodu yaparlar. Kimisi “Kaya parçasının orda ne işi var? Koyacak yer mi bulamadılar?” derken kimisi “Bu hükümdar yaşlandı artık, bunadı. Ya da kafayı yedi. Tahtı bırakması lazım artık. Bir yola bu kadar masraf edilir mi? Yolun ortasına kaya konur mu?” der.

Bir süre sonra saraya bir genç gelir. Hükümdar genci yanına çağırır, ona da yolu nasıl bulduğunu sorar. Genç, yolu çok beğendiğini söyler. Hükümdar “Peki neden geç kaldın da vaktinde gelmedin?” diye tekrar sorunca genç şu cevabı verir:

“Hükümdarım yol o kadar güzel olmuş ki seyretmeye doyamadım. Seyrede seyrede yolun sonuna geldiğimde bir kaya parçası gördüm. ‘Bu kaya parçası bu yola ve hükümdarımızın şanına yakışmaz.’ diye düşündüm ve zor da olsa kaya parçasını yoldan kaldırmayı başardım. Bu sebeple biraz geciktim hükümdarım. Bağışlayınız.

Yalnız bir istirhamım olacak. Ülkemizin diğer yolları çamur ve çukur içinde. Yolda yürümek imkansız. Diğer yollara da sarayın yoluna gösterdiğiniz özenin en azından yarısını gösterirseniz halkımız çok sevinecektir. Sizin şânınıza da zaten bu yaraşır.”

Hükümdar sonunda aradığı cevabı bulmanın verdiği sevinçle gülümser ve davetlilere seslenir:

“Bir süre önce vezirimi kovdum. Yanlışlarımda bana yol göstermiyor, herkes gibi o da sadece dalkavukluk yapıyordu. Bu yolu yaptıran da oydu. Sırf bana yaranmak için yaptırmak istedi. Ben de rıza gösterdim. Yolun sonuna kaya konulmasını ben emrettim. O yine alkışladı beni. Nedenini sormadı, yanlış olacağını söylemedi. İçinizden hiç biri kayayı gördüğü halde ‘Bu kaya da neyin nesi?’ demedi, yolun kenarına çekivereyim diye düşünmedi. Hiç kimse ‘Memleketin yolları perişanken bir yola bu kadar masraf edilir mi?’ diye sormadı. Bu delikanlı hariç. İşte yeni vezirim bu delikanlıdır.”

Yazan: Bekir Salih KORKMAZ

Cevap yaz