SALUR KAZANIN EVİNİN YAĞMALANDIĞI DESTANI BEYAN EDER

Dede Korkut

Bir gün Ulaş oğlu, yırtıcı kuşun yavrusu, zavallının biçarenin ümidi, Amit suyunun aslanı, Karacuğun kaplanı, yağız al atın sahibi, Han Uruzun babası, Bayındır Hanın güveyisi, kudretli Oğuzun devleti, kalmış yiğit arkası Kazan yerinden kalkmıştı.

Doksan başlı otağlarını kara yerin üzerine diktirmişti.

Doksan yerde alaca halı, ipek döşemişti.

Seksen yerde büyük kaplar kurulmuştu.

Altın kadehler, sürahiler dizilmişti.

Dokuz kara gözlü, güzel yüzlü, saçı ardına örülü, göğsü kızıl düğmeli, elleri bileğinden kınalı, parmakları süslü, dilber kâfir kızları kudretli Oğuz, beylerine kadeh sunup, içiyorlardı, içip içip Ulaş oğlu Salur Kazanın alnına şarabın keskini çıktı.

Kaba dizi üzerine çöktü dedi:

Ünümü anlayın beyler, sözümü dinleyin beyler,, yata yata yanımız ağrıdı, dura dura belimiz kurudu, yürüyelim beyler, av avlayalım kuş kuşlayalım, yabani geyik yıkalım, dönelim otağımıza inelim,
yiyelim içelim hoş geçelim.

Kıyan Selçük oğlu Deli Dündar der: Evet Han Kazan uygundur.

Kara Göne oğlu Kara Budak der: Ağam Kazan uygundur.

Onlar öyle deyince at ağızlı Aruz Koca iki dizinin üstüne çöktü, der: Ağam Kazan pis dinli Gürcistan ağzında oturuyorsun, yurdunun üstüne kimi bırakıyorsun?

Kazan der: Üç yüz yiğit ile oğlum Uruz benim evimin üstünde dursun dedi.

Yağız al atını çektirdi, sıçrayıp bindi.

Alnı beyaz aygırına Dündar bindi.

Gök rengindeki büyük cins atını tutturdu, Kazan Beyin kardeşi Kara Göne bindi.

Beyaz büyük cins atını çektirdi, Bayındır Hanın düşmanını yenen Şer Şemseddin bindi.

Parasarın Bayburt Hisarından fırlayıp uçan Beyrek boz aygırına bindi.

Yağız al atlı Kazana keşiş diyen Bey Yigenek doru aygırına bindi.

Saymağa kalksam tükense olmaz, kudretli Oğuz beyleri bindi, Ala Dağa alaca asker ava çıktı.

Kâfirin casusu casusladı, vardı kâfirler azgını Şökli Melike haber verdi.

Yedi bin kaftanının ardı yırtmaçlı, yarısından kara saçlı, pis dinli, din düşmanı alaca atlı kâfir bindi, dört nala hücum etti, gece yansında Kazan Beyin yurduna geldi.

Altın otağlarını kâfirler yıktılar.

Kaza benzer kızı gelini feryat ettirdiler.

Tavla tavla koç atlarına bindiler.

Katar katar kızıl develerini yedekte çektiler.

Ağır hazinesini, bol akçesini yağmaladılar.

Kırk ince belli kız ile boyu uzun Burla Hatun esir gitti.

Kazan beyin ihtiyarcık olmuş anası kara deve boynunda asılı gitti.

Han Kazanın oğlu Uruz Bey üç yüz yiğit ile eli bağlı, boynu bağlı gitti.

Eylik Koca Oğlu Sarı Kulmaş, Kazan Beyin evi üzerine şehit oldu.

Kazanın bu işlerden haberi yok.

Kâfir der: Beyler, Kazanın tavla tavla koç atlarına binmişiz, altın akçasını yağmalamışız, kırk yiğit ile oğlu Uruzu esir etmişiz, katar katar develerini yedekte çekmişiz, kırk ince belli kız ile Kazanın helalîsini tutmuşuz, bu darbeleri biz Kazana vurmuşuz dedi.

Kâfirin biri der: Kazan Beyde bir öcümüz kaldı.

Şökli Melik der: Bre asilzade ne öcümüz kaldı?

Kâfir der: Kazanın Kapulu Derbendinde on bin koyunu vardır, şu koyunları da getirsek Kazana büyük darbe vurmuş olurduk dedi.

Şökli Melik der: Altı yüz kâfir varsın, koyunu getirsin dedi.

Altı yüz kâfir atlandı, koyunun üzerine dört nala gitti.

Gece yatarken Karacık Çoban kara kaygılı rüya gördü.

Rüyasından sıçradı ayağa kalktı.

Kıyan Gücü, Demir Gücü bu iki kardeşi yanma aldı.

Ağılın kapısını berkitti.

Üç yerde tepe gibi taş yığdı.

Alaca kollu sapanını eline aldı.

Ansızın Karacık çobanın üzerine altı yüz kâfir yüklendi.

Kâfir der:

Karanlık akşam olunca kaygılı çoban
Kar ile yağmur yağınca çakmaklı çoban
Sütü peyniri bol kaymaklı çoban

Kazan Beyin penceresi altın otağlarını biz yıkmışız, tavla tavla koç atlarına biz binmişiz, katar katar kızıl devesini biz yedekte çekmişiz, ihtiyarcık anasını biz getirmişiz, ağır hazine bol akçasını biz yağmalamışım, kaza benzer kızı gelini biz esir etmişiz, kırk yiğidi ile Kazanın oğlunu biz getirmişiz, kırk ince belli kız ile Kazanın helalîsini biz getirmişiz, bre çoban uzağından yakınından beri gel, baş indirip bağır bas, biz kâfire selâm ver, öldürmeyelim, Şökli Melike seni iletelim, sana beylik alı verelim.

Çoban der:

Lâkırdı söyleme bre itim kâfir
itim ile bir yalakta bulaşığımı için azgın kâfir
Altındaki alaca atını ne översin
Alaca başlı keçim kadar gelmez bana
Başındaki tulganı ne översin bre kâfir
Başımdaki börküm kadar gelmez bana
Altmış tutam mızrağım ne översin murdar kâfir
Kızılcık değeneğim kadar gelmez bana
Kılıcını ne översin bre kâfir
Eğri başlı çomağım kadar gelmez bana
Okluğunda doksan okunu ne översin bre kâfir
Alaca kollu sapanım kadar gelmez bana
Uzağından yakınından beri gel
Yiğitlerin darbesini gör öyle geç

dedi.

Derhal kâfirler at teptiler, ok serptiler.

Yiğitler ejderhası Karacık Çoban sapanının ayasına taş koydu attı.

Birini atınca ikisini üçünü yıktı, ikisini atınca üçünü dördünü yıktı.

Kâfirlerin gözüne korku düştü.

Karacık Çoban kâfirin üç yüzünü sapan taşı ile yere serdi, iki kardeşi okla vuruldu, şehit oldu.

Çobanın taşı tükendi, koyun demez keçi demez, sapanının ayasına koyar atar, kâfiri yıkar.

Kâfirin gözü korktu.

Dünya âlem kâfirin başına karanlık oldu, der: Murada, maksuda ermesin, bu çoban bizim hepimizi öldürür mü öldürür dediler, ve durmayıp kaçtılar.

Çoban şehit olan kardeşlerini Hakka teslim etti, kâfirlerin leşinden bir büyük tepe yığdı, çakmak çakıp ateş yaktı ve keçesinden isli kül yapıp yarasına bastı, yolun kenarına geçip oturdu, ağladı sızladı.

Der: Salur Kazan, Bey Kazan, ölü müsün diri misin, bu işlerden haberin yok mudur dedi.

Meğer hanım o gece kudretli Oğuzun devleti, Bayındır Hanın güveyisi, Ulaş oğlu Salur Kazan kara kaygılı rüya gördü.

Sıçradı ayağa kalktı, der: Biliyor musun kardeşim Kara Göne, rüyamda ne göründü, kara kaygılı rüya gördüm, yumruğumda çırpınan benim şahin kuşumu ölüyor gördüm, gökten yıldırım
ak otağımın üzerine çakıyor gördüm, kapkara duman yurdumun üzerine dökülüyor gördüm, kuduz kurtlar evimi dişleyip yırtıyor gördüm, kargı gibi kara saçımı uzanıyor gördüm, uzanarak gözümü örtüyor gördüm, bileğimden on parmağımı kanda gördüm, ne vakit ki bu rüyayı gördüm, ondan beri aklımı fikrimi toplayamıyorum, hanım kardeş benim bu rüyamı yor bana dedi.

Kara Göne der: Kara bulut dediğin senin devletindir, kar ile yağmur dediğin senin askerindir, saç kaygıdır, kan karadır, geri kalanını yoramam, Allah yorsun dedi.

Böyle söyleyince Kazan der: Benim avımı bozma, askerimi dağıtma, ben bugün yağız al atı ökçelerim, üç günlük yolu bir günde alırım, öğle olmadan yurdumun üstüne varırım, eğer sağdır esendir, akşam olmadan gene ben sana gelirim, yurdum sağ esen değilse başınızın çaresine bakın, ben artık gittim dedi.

Yağız al atını mahmuzladı, Kazan Bey yola gitti.

Gele gele yurdunun üzerine geldi.

Gördü ki uçanlardan kuzgun kalmış, tazı dolaşmış yurtta kalmış.

Kazan Bey burada yurt ile haberleşmiş görelim hanım ne haberleşmiş:

Kazan der:

Kavim kabile benim ortak yurdum
Yaban eşeği ile yabani geyiğe komşu yurdum
Seni düşman nereden dalamış güzel yurdum
Ak otağlar dikilince yurdu kalmış
İhtiyarcık anam oturunca yeri kalmış
Oğlum Uruz ok atınca hedef kalmış
Oğuz beyleri at sürünce meydan kalmış
Kara mutfak dikilince ocak kalmış

Bu halleri gördüğünde Kazanın kara süzme gözleri kan yaş doldu, kan damarları kaynadı, kara bağrı sarsıldı.

Yağız al atını ökçeledi* kâfirin geçtiği yola düştü gitti.

Kazanın önüne bir su geldi.

Kazan der: Su Hak yüzünü görmüştür,, ben bu su ile haberleşeyim dedi.

Görelim hanım nice haberleşti:

Kazan der:

Çağıl çağıl kayalardan çıkan su
Ağaç gemileri oynatan su
Hasan ile Hüseyin’in hasreti su
Bağ ve bostanın ziyneti su
Âyişe ile Fâtimanın bakışı su
Koç atların gelip içtiği su
Kızıl develerin gelip geçtiği su
Ak koyunların gelip çevresinde yattığı su
Yurdumun haberini biliyor musun söyle bana
Kara başım kurban olsun suyum sana

dedi.

Su nasıl haber versin.

Sudan geçti, bu sefer bir kurda rastladı.

Kurt yüzü mübarektir, kurt ile bir haberleşeyim dedi. Görelim hanım ne haberleşti:

Kazan der:

Karanlık akşam olunca günü doğan
Kar ite yağmur yağınca er gibi duran
Kara koç atlar gördüğünde kişneştiren
Kızıl deve gördüğünde bağrıştıran
Akça koyun gördüğünde kuyruk çarpıp kamçılayan
Arkasını vurup berk ağılın ardını söken

Karma ögeçin semizini alıp tutan
Kanlı kuyruk yüzüp çap çap yutan
Avazı kalın köpeklere kavga salan
Çakmaklıca çobanları geceleyin koşturan
Yurdumun haberini biliyor musun söyle bana
Kara başım kurban olsun kurdum sana

dedi.

Kurt nasıl haber versin.

Kurttan da geçti.

Karaca Çobanın kara köpeği Kazanın karşısına geldi.

Kazan kara köpek ile haberleşti, görelim hanım ne haberleşti:

Der;

Karanlık akşam olunca vaf vaf üren
Acı ayran dökülünce çap çap içen
Gece gelen hırsızları korkutan
Korkutarak şamatasıyla ürküten
Yurdumun haberini biliyor musun söyle bana
Kara başımın sağlığında iyilikler edeyim köpek sana

dedi.

Köpek nasıl haber versin.

Köpek Kazanın atının ayağına çap çap düşer, sin sin sinler.

Kazan bir sopa ile köpeği vurdu, köpek çekildi geldiği yola gitti.

Kazan köpeği takip ederek Karaca Çobanın üzerine geldi.

Çobanı gördüğünde haberleşti, görelim hanım ne haberleşti:

Kazan der:

Karanlık akşam olunca kaygılı çoban
Kar ile yağmur yağınca çakmaklı çoban
Ünümü anla sözümü dinle
Ak otağım şurdan geçmiş gördün mü söyle bana
Kara başım kurban olsun çoban sana

dedi.

Çoban der:

ölmüş müydün yitmiş miydin a Kazan
Nerde geziyordun neredeydin a Kazan

Dün değil evvelki gün evin buradan geçti.

İhtiyarcık anan kara deve boynunda asılı geçti.

Kırk ince belli kızı ile helalin boyu uzun Burla Hatun ağlayarak şuradan geçti.

Kırk yiğit ile oğlun Uruz başı açık yalın ayak kâfirlerin yanınca esir gitti.

Tavla tavla koç atlarına kâfir binmiş.

Katar katar develerini kâfir yedekte çekmiş.

Altın akçe, böl hazineni kâfir almış.

Çoban böyle deyince Kazan âh etti, aklı başından gitti, dünya âlem gözüne karanlık oldu.

Der: Ağzın kurusun çoban, dilin çürüsün çoban, Kadir senin alnına belâ yazsın çoban dedi.

Kazan Bey böyle söyleyince

çoban der:

Ne kızıyorsun bana ağam Kazan

Yoksa göğsünde yok mudur iman

Altı yüz kâfir de benim üzerime geldi, iki  kardeşim şehit oldu,

üç yüz kâfir öldürdüm gaza ettim,

semiz koyun zayıf toklu senin kapından kâfirlere vermedim,

üç yerden yaralandım, kâra başım bunaldı,

yalnız kaldım, suçum burnudur dedi.

Çoban der:

Yağız al atım ver bana
Altmış tutam mızrağını ver bana
Ap ataca kalkanını ver bana
Kara çelik öz kılıcını ver bana
Okluğunda seksen okunu ver bana
Âk kirişli sert yayını ver bana
Kâfire ben varayım
Yeniden doğanım öldüreyim
Yenim ile alnımın kanını ben sileyim
ölürsem senin uğruna ben öleyim
Allah Teâlâ kor ise evini ben kurtarayım dedi.

Çoban böyle deyince Kazana kahır geldi, tuttu yürüyü verdi.

Çoban da Kazanın ardından yetişti.

Kazan döndü baktı, oğul çoban nereye gidiyorsun dedi.

Çoban der: Ağam Kazan sen evini almağa gidiyorsan, ben de kardeşimin kanını almağa gidiyorum dedi.

Böyle söyleyince Kazan der: Oğul çoban karnim açtır, bir şeyin var mıdır yemeğe dedi.

Çoban der: Evet ağam Kazan, geceden bir kuzu pişirmişimdir, gel bu ağaç dibinde inelim yiyelim dedi.

İndiler, çoban dağarcığı çıkardı, yediler.

Kazan fikreyledi, der: Eğer çoban ile varacak olursam kudretli Oğuz beyleri benim başıma kakınç kakarlar, çoban beraber olmasa Kazan kâfiri yenemezdi derler dedi.

Kazana gayret geldi.

Çobanı bir ağaca sara sara muhkem bağladı, kalktı yürüyii verdi.

Çobana der: Bre çoban karnın acıkmamışken, gözün kararmamışken bu ağacı koparmağa bak, yoksa seni burada kurtlar kuşlar yer dedi.

Karaca çoban zorladı, koca ağacı yeri ile yurdu ile kopardı, arkasına aldı.

Kazanın ardına düştü..

Kazan baktı gördü çoban ağacı arkasına almış geliyor.

Kazan der: Bre çoban bu ağaç ne ağaçtır?

Çoban der: Ağam Kazan bu ağaç o ağaçtır ki sen kâfiri tepelersin, karnın acıkır, ben sana bu ağaç ile yemek pişiririm dedi.

Kazana bu söz hoş geldi.

Atından indi, çobanın ellerini çözdü, alnından bir öptü Der: Allah benim evimi kurtaracak olursa seni tavlacı başı eyleyeyim dedi.

İkisi yola girdi.

Beri yanda Şökli Melik kâfirlerle şen şadıman yeyip içip oturuyordu.

Der: Beyler biliyor musunuz Kazana nasıl gadreylemck gerek, boyu uzun Burla Hatununu getirip kadeh sundurmak gerek dedi.

Boyu uzun Burla Hatun bunu işitti, yüreği ile canına ateşler düştü.

Kırk ince belli kızın içine girdi, öğüt verdi.

Der: Hanginize yapışırlarsa Kazanın hatunu hanginizdir diye, kırk yerden ses veresiniz dedi.

Şökli Melikten adam geldi, Kazan Beyin hatunu hanginizdir dedi.

Kırk yerden ses geldi, hangisidir bilmediler.

Kâfire haber verdiler, birine yapıştık, kırk yerden ses geldi, bilmedik hangisidir dediler.

Kâfir der: Bre varın Kazanın oğlu Uruzu çekin çengele asın, kıyma kıyma ak etinden çekin, kara kavurma pişirip kırk bey kızına iletin, kim ki yedi ö değil, kim ki yemedi odur, alın gelin kadeh sunsun dedi.

Boyu uzun Burla Hatun oğlunun yamacına geldi, çağırıp oğluna söyler, görelim hanım ne söyler:

Der:

Oğul oğul ay oğul
Biliyor musun neler oldu
Söyleştiler fısıl fısıl
Kâfirin fiilini duydum
Penceresi altın otağımın kabzası oğul
Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul
Oğul oğul ay oğul

Dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul
On ay deyince  dünyaya getirdiğim oğul
Dolaması ah beşikte belediğim oğul

kâfirler ters konuşmuşlar: Kazan oğlu Uruzu hapisten çıkarın, boğazından urgan ile asın İki küreğinden çengele takın, kıyma kıyma ak etinden çekin, kara kavurma edip kırk bey kızına iletin, kim ki yedi o değil, kim ki yemedi o Kazanın hatunudur, çekin döşeğimize getirelim, kadeh sunduralım demişler.

Senin etinden oğul yiyeyim mi, yoksa pis dinli kâfirin döşeğine gireyim mi, baban Kazanın namusunu lekeleteyim mi, nicedeyim oğul hey dedi.

Uruz der: Ağzın kurusun ana, dilin çürüsün ana, ana hakkı Tanrı hakkı olmamış olsaydı kalkarak yerimden doğrulaydım mı, yakan ile boğazından tutaydım, kaba ökçem altına ataydım, ak yüzünü
kara yere tepeydim, ağzın ile burnundan kan fışkırtaydım, can tatlılığını sana göstereydim, bu nasıl sözdür, sakın kadın ana benim üzerime gelmeyesin, benim için ağlamayasın, bırak beni kadın ana Engele vursunlar, bırak etimden çeksinler kara kavurma etsinler kırk bey kızının önüne iletsinler, onlar bir yediğinde sen iki ye, seni kâfirler bilmesinler duymasınlar, ta ki pis dinli kâfirin döşeğine varmayasın, kadehini sunmayasın, babam Kazanın namusunu lekelemeyesin, sakın dedi.

Oğlan böyle deyince boncuk boncuk gözünün yaşı revan oldu.

Boyu uzun, beli ince Burla Hatun boynu ile kulağını tuttu düştü, güz elması gibi al yanağını çekti yırttı, kargı gibi kara saçını yoldu, oğul oğul diyerek feryat figan etti ağladı.

Uruz der:

Kadın ana karşıma geçip ne böğürüyorsun
Ne bağırıyorsun ne ağlıyorsun
Bağrım ile yüreğimi ne dağlıyorsun
Geçmiş benim günümü ne andırıyorsun
Hey ana arap atlar olan yerde
Bir tayı olmaz mı olur
Kızı! develer olan yerde
Bir deve yavrusu olmaz mı olur
Akça koyunlar olan yerde
Bir kuzucağı olmaz mı olur
Sen sağ ol kadın ana babam sağ olsun
Bir benim gibi oğul bulunmaz mı olur

dedi.

Böyle deyince anasının kararı kalmadı, yürüyü verdi, kırk ince belli kızın içine girdi.

Kâfirler Uruzu alıp kesim çengelinin dibine getirdiler.

Uruz der:

Bre kâfir aman,
Tanrının birliğine yoktur güman bırakın beni, bu ağaç ile söyleşeyim dedi.

Çağırıp ağaca söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Ağaç ağaç der isem sana üzülme ağaç
Mekke ile Medinenin kapısı ağaç
Musa Kelimin asası ağaç
Büyük büyük suların köprüsü ağaç
Kara kara denizlerin gemisi ağaç
Erlerin şahı Alinin Düldülünün eyeri ağaç
Zülfikarın kını ile kabzası ağaç
Şah Haşan ile Hüseyinin beşiği ağaç
Eğer erdir eğer avrattır korkusu ağaç
Başına doğru bakar olsam başsız ağaç
Dibine doğru bakar olsam dipsiz ağaç
Beni sana asarlar çekme ağaç
Çekecek olursan yiğitliğim seni tutsun ağaç
Bizim elde olmalıydın ağaç
Kara hindû kullarıma buyuraydım
Seni para para doğruyalardı ağaç

Sonra dedi:

Tavla tavla bağlanırken atıma yazık
Kardeş diye beslerken arkadaşıma yazık
Yumruğumda çırpınırken şahin kuşuma yazık
Yetişmesi ile tutarken tazıma yazık
Beyliğe doymadan kendime yazık
Yiğitlikten usanmadan canıma yazık

dedi, tane tane göz yaşı döküp ağladı, yanık ciğerciğini dağladı.

Bu sırada sultanım, Salur Kazan ile Karaca Çoban dört nala yetişti.

Çobanın üç yaşında dana derisinden sapanının ayası idi, üç keçi tüyünden sapanının kolları idi, bir keçi tüyünden çatlayıcısı idi.

Her atınca on iki batman1 taş atardı.

Attığı taş yere düşmezdi yere dahi düşse toz gibi savrulurdu, ocak gibi oyulurdu.

Üç yıla kadar taşı düştüğü yerin otu bitmezdi.

Semiz koyun zayıf toklu bayırda kalsa, kurt gelip yemezdi sapanının korkusundan, öyle olunca sultanım, Karaca Çoban sapan çatlattı, dünya âlem kâfirin gözüne karanlık oldu.

Kazan der: Karacık Çoban anamı kâfirden dileyeyim, at ayağı altında Çalmasın dedi.

At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur.

Kazan kâfire çağırıp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:

Bre Şökli Melik
Penceresi alın otağlarımı getirmişsin
Sana gölge olsun
Ağır hazinemi bol akçemi getirmişsin
Sana harçlık olsun
Kırk ince belli kız ile Burla Hatunu getirmişsin
Sana esir olsun

Kırk yiğit ile oğlum Uruzu getirmişsin
Kulun olsun
Tavla tavla koç atlarımı getirmişsin
Sana binek olsun
Katar katar develerimi getirmişsin
Sana yük taşıyıcı olsun
İhtiyarcık anamı getirmişsin
Bre kâfir anamı ver bana
Savaşmadan vuruşmadan çekileyim
Geri döneyim gideyim belli bil

dedi.

Kâfir der:

Bre Kazan
Penceresi altın otağını getirmişiz
Bizimdir
Kırk ince belli kız ile
Boyu uzun Burla Hatunu getirmişiz
Bizimdir
Kırk yiğit ile oğlun Uruzu getirmişiz
Bizimdir
Tavla tavla koç atlarını
Katar katar develerini getirmişiz
Bizimdir
İhtiyarcık ananı getirmişiz
Bizimdir

Sana vermeyiz, Yahyan Keşiş oğluna veririz, Yahyan Keşiş oğlundan oğlu doğar, biz onu sana hasım koruz dediler.

Çoban hiddetlendi, dudakları kabardı.

Çoban der:

Bre dini yok akılsız kâfir
Aklı yok derneksiz kâfir
Karşı yatan karlı kara dağlar ihtiyarlamıştır otu bitmez
Kanlı kanlı ırmakları ihtiyarlamıştır suyu gelmez
Yiğit yiğit atlar ihtiyarlamıştır tay vermez
Kızıl kızıl develer ihtiyarlamıştır yavru vermez
Bre kâfir Kazanın anası ihtiyarlamıştır oğul yermez

dölünü almaktan sefan var ise Şökli Melik, kara gözlü kızın var ise, getir Kazana ver, bre kâfir senin kızından oğlu doğsun, siz onu Kazan Beğe hasım koyasınız dedi.

Bu sırada kudretli Oğuz beyleri yetişti.

Hanım görelim kimler yetişti.: Kara Dere ağzında Kadir veren, kara boğa derisinden beşiğinin Örtüsü olan, hiddeti tutunca kara taşı kül eyleyen, bıyığını ensesinde yedi yerde düğümleyen, yiğitler ejderhası, Kazan Beyin kardeşi Kara Göne dört nala yetişti.

Çal  kılıcını kardeş Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca görelim kimler yetişti : Demir Kapı Derbendindeki demir kapıyı tepip alan, altmış tutam alaca mızrağının ucunda er böğürten, Kıyan Selçük oğlu Deli Dündar dört nala yetişti.

Çal kılıcını ağam Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca hanım görelim kimler yetişti: Hemid ile Merdin kalesini tepip yıkan, demir yaylı Kapçak Melike kan kusturan, gelerek Kazanın kızını erlik ile alan, Oğuzun ak sakallı ihtiyarlarının görünce o yiğidi takdir ettiği, al ipekli şalvarlı, atı deniz ördeği püsküllü, Kara Göne oğlu Kara Budak dört nala yetişti.

Çal kılıcını, ağam Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca görelim hanım kimler yetişti: Destursuzca Bayındır Hanın düşmanını bastıran, altmış bin kâfire kan kusturan, ak boz atının yelesi üstünde kar durduran, Gaflet Koca oğlu Şer Şemseddin dört nala yetişti.

Çal kılıcını ağam Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca görelim hanım kimler yetişti: Parasarın Bayburd Hisarından fırlayıp uçan, ap alaca gerdeğine karşı gelen, yedi kızın ümidi, kudretli Oğuzun imrenileni, Kazan Beyin inançlısı2, boz aygırlı Beyrek dört nala yetişti.

Çal kılıcını ağam Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca hanim görelim kimler yetişti: Dönüp baksa çalımlı, kartal hünerli, süslü eklem kuşaklı, kulağı altın küpeli, kudretli Oğuz beylerini bir bir atından yıkıcı, Kazılık Koca oğlu Bey  Yigenek dört nala yetişti.

Çal kılıcını ağam Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca görelim hanım kimler yetişti: Altmış ögeç derisinden kürk eylese topuklarını örtmeyen, altı ögeç derisinden külâh etse kulaklarını örtmeyen, kolu budu irice, uzun baldırları ince, Kazan Beyin dayısı, at ağızlı Aruz Koca dört nala yetişti.

Çal kılıcını beyim Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca görelim kimler yetişti: Giderek Peygamberin yüzünü gören, gelerek Oğuzda sahabesi olan, hiddeti tutunca bıyıklarından kan çıkan, bıyığı kanlı Bügdüz Emen dört nala yetişti.

Çal kılıcını ağam Kazan, yetiştim dedi.

Bunun ardınca görelim kimler yetişti: Kâfirleri it ardına bırakıp horlayan, yurttan çıkıp Aygır Gözler suyundan at yüzdüren, elli yedi kalenin kilidini alan, Ak Melik Çeşme kızına nikâh eden, Sofi Sandal Melike kan kusturan, kırk cübbe bürünüp otuz yedi kale beyinin dilber kızlarını çalıp bir bir boynunu kucaklayan, yüzünden dudağından öpen, Eylik Koca oğlu Alp Eren, dört nala yetişti.

Çal kılıcını ağam Kazan, yetiştim dedi.

Sayılmakla Oğuz beyleri tükense olmaz, hep yetiştiler.

Arı sudan abdest aldılar, ak alınlarını yere kodular, iki rekât namaz kıldılar.

Adı güzel Muhammed’e salâvat getirdiler, derhal kâfire at saldılar, kılıç çaldılar.

Gümbür gümbür davullar dövüldü, burması altın tunç borular çalındı.

O gün ciğerinde olan er yiğitler belirdi.

O gün namertler sapa yer gözetti.

O gün bir kıyamet savaş oldu, meydan dolu baş oldu.

Başlar kesildi top gibi.

Yiğit yiğit atlar koştu, nalı düştü.

Alaca alaca mızraklar saplandı.

Kara çelik öz kılıçlar çalındı, ağzı düştü.

Üç kanatlı kayın oklar atıldı, temreni düştü.

Kıyametin bir günü o gün oldu.

Bey hizmetkârından, hizmetkâr beyinden ayrıldı.

Dış Oğuz beyleri ile Deli Dündar sağdan tepti.

İç Oğuz beyleri ile Kazan merkeze tepti, Şökli Melike havale oldu, Şökli Meliki böğürderek attan yere düşürdü, derhal kara başını tutup kesti, parçalayarak alca kanını yer yüzüne döktü.

Sağ tarafta Kara Tüken Melike Kıyan Selçük oğlu Deli Tundar karşı geldi, sağ yanını kılıçladı, yere düşürdü.

Sol tarafta Buğacık Melike Kara Göne oğlu Deli Budak karşı geldi, altı dilimli gürz ile tepesine şiddetle tutup vurdu, dünya âlem gözüne karanlık oldu, at boynunu kucakladı, yere düştü.

Kazan Beyin kardeşi kâfirin tuğu ile sancağını kılıçladı yere düşürdü.

Derelerde tepelerde kâfire kırgın girdi, leşine kuzgun üşüştü.

On iki bin kâfir kılıçtan geçti.

Beş yüz Oğuz yiğitleri şehit oldu.

Kaçanını Kazan Bey kovalamadı, aman diyenini öldürmedi.

Kudretli Oğuz beyleri ganimet aldı.

Kazan Bey ordusunu, çoluğunu çocuğunu, hazinesini aldı geri döndü.

Altın tahtında yine evini dikti.

Karacık Çobanı tavlacı başı eyledi.

Yedi gün yedi gece yeme içme oldu.

Kırk tane kul, kırk cariye oğlu Uruzun başına âzât eyledi.

Kahraman koç yiğitlere çok ülke verdi, şalvar, cübbe, çuha verdi.

Dedem Korkut gelerek destan söyledi deyiş dedi, bu Oğuz nameyi düzdü koştu, böyle dedi.

Hani dediğim bey erenler
Dünya benim diyenler
Ecel aldı yer gizledi
Fâni dünya kime kaldı
Gelimli gidimli diinya
Âhir son ucu ölümlü dünya

Dua edeyim hanım: Karlı kara dağların yıkılmasın.

Gölgeli büyük ağacın kesilmesin.

Taşkın akan güzel suyun kurumasın.

Kadir Tanrı seni namerde muhtaç etmesin.

Koşar iken ak boz atın sendelemesin.

Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin.

Dürtüşürken alaca mızrağın ufanmasın.

Ak sakallı babanın yeri cennet olsun.

Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun.

Âhir sonu arı imandan ayırmasın.

Âmin diyenler Tanrının yüzünü görsün.

Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun.

Allah’ın verdiği ümidin kesilmesin.

Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammet

Mustafa yüzü suyuna bağışlasın hanım hey!…

You may also like

Başkurt

10-Ulukayın

Gecenin ilerleyen saatlerinde ufukta Ulu kayın göründü. Karanlık içerisinde etrafında uçan ruhların mavi ışığı altında ...
Başkurt

9-Tulpar

Kara Baykuş seslendi, şu taraftan itler!.. İt-Barak soyundan iki grup bu ses üzerine hırçınca kükrediler, ...

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir