Balı Okumak

Saklanan Tomurcuk

Bahar gelmiş her yeri rengârenk birbirinden güzel kokularıyla çiçekler sarmıştı.

Tabiat, kışın sert soğuğunda âdeta uykuya çekiliyor, bahar geldiğinde yeniden uyanıyor ve “Ben yaşıyorum.” diye haber veriyordu.

Bu değişikliği ilk fark eden ve sesini duyan arılardı.

En güzel ballarını kendileri yapmak ve kraliçenin takdirini almak için birbirleriyle yarışıyorlardı.

En kısa zamanda, en tatlı balı kim yapacaktı bu baharda acaba?

Tüm arılar kulakları sağır eden bir sesle vızıldamaya başladılar.

Bu sırada kraliçe arı olan biteni kraliçe kovanından merakla izliyordu.

İlk sözü vücudunun her yerini kaplayan sapsarı tüyleriyle sarı arı aldı:

“En güzel balı ben yaparım!” diye atıldı hemen ve devam etti:

“Biliyorsunuz ki en iyi peteği de ben yaparım, en sarp yerlerdeki çiçekleri bulurum ve ne kadar poleni varsa toplarım.” dedi.

Siyah arı kendinden emin sesiyle tüm kovanı inletiyordu sanki:

“Elbette her zaman en güzel balı kim yapıyorsa yine o yapacak.

O da tabi ki benim!” diyordu.

Kısa vücudu, ince yapısı, sakin tavrıyla bal arısı söze girdi:

“Tartışmanız gereksiz, çünkü adı üstünde en iyi balı ben yaparım, ben bal Sarısıyım!”

Kraliçe sinirlenmeye başlamıştı, hızla uçtu kovanından, arıların yanına geldi, kanatlarını açarak savurdu sözlerini:

“Tartışmayı bırakın ve bahar çiçekleri sizin kavganızı duymadan en güzel polenlerini getirin çabuk!”

Hepsi de suspus olmuşlar, hep birden en sarp dağların yamaçlarına uçmuşlardı.

En kısa zamanda en çok bal yapacak kovan birkaç günde belli olurdu.

Öyle de oldu.

Kraliçe arı tüm kovanları tek tek gezdi, balların tadına baktı.

İlk gittiği kovan sarı arınındı.

“Mmmm gayet lezzetli ama sanki alışılmış bir tat bu, daha güzel olabilirdi.” dedi dudak bükerek.

Sonra siyah arının kovanına geçerek:

“Enfeeess, ama sanki tadı ve yapışkanlığının biraz daha fazla olması gerekiyor.” dedi.

En son bal ansının kovanına geldi. Diğerlerininkinden daha az bal olduğu hâlde, haksızlık etmemek için tadına baktı kraliçe arı:

“Harika!” dedi heyecanlanarak ve biraz da düşüncelerinden utanarak, nasıl bu kadar güzelini yaptın, diye sordu.

Bal arısı: “Çok basit, ben çiçeklerin polenine bakarım ve tomurcuklan yeni açmışsa hemen toplamam, onlara gülümser olgunlaşmalarını sabırla beklerim.

Balım az olsa da önemli olan besleyiciliği ve lezzetidir.” dedi.

Kraliçe arı hak verdi bal arısına.

Diğer arıların niyeti sadece daha çok çiçekten çok bal elde etmekti.

Bu yüzden tomurcuklar henüz tam olgunlaşmadan topluyor ve onlara zarar veriyorlardı.

Hâlbuki bal arısı çiçekleri önce kokluyor, sonra olgunlaşmalarını bekliyor, daha sonra topluyordu.

Belki diğerlerinden daha az bal oluyordu kovanında ama onun kadar güzel olanı da yoktu.

Diğer arılar bundan iyi bir ders almışlardı.

Bal arısı da kovandaki tüm arıların takdirini kazanmıştı.

Kaynak: Diyanet

Leave a Reply