Ramazan Geldi, “Çok bereketli bir ay bu ay.” Öyle diyor ninem. O bir şey söylüyorsa doğrudur. Onu uzun zamandır tanıyanlar boşa konuşmadığını bilirdi. Fazla söze ne hacet? Bizim için o ak yanaklı, tatlı dilli bir tontondu. Sorduğumuz her şeyi bilirdi ya da bildikleri bizim sorduklarımız olurdu. Neyse, fazla uzatmayayım.

Ramazan ayını sadece oruç zanneden biz minikler için ninemden daha zengin
bir bilgi deposu olamazdı. Zaten konuşmayı da o kadar seviyordu ki. Sabah ilk
işim kahvaltıda bu konuyu açmak olacaktı ve nihayet sofradan kalkmak üzereyken soruverdim:

– Nine!
– Efendim paşam.(Her seferinde böyle cevap verirdi bana.

Sırf bu seslenme için sabahlara kadar nine! nine! diye seslenebilirdim.)

– Nine, Ramazan ayında sadece oruç mu tutulur?

– Ah paşam, Ramazan ayında sadece oruç mu tutulur? Bereketli ve sevabı
kat kat olan ibadetlerin yaşandığı bir zamandır o.

– Nasıl yani?

– Bak anlatayım, diyerek çayından son yudumunu da aldı ve sofradan kalktı.

Her sabah kahvesini keyifle içtiği koltuğuna geçti. Beni de kucağına oturtarak başladı anlatmaya:

– Bak paşam, kitabımız Kur an-ı Kerim bu ayda indirilmiştir. Bu ayda bir gece var ki, insan ömrünün seksen yılına bedeldir. Bu gece Kadir gecesidir. Teravih namazı bu aya özeldir. Fitre dediğimiz bir ibadet var ki, o da bu aydadır.

Hem Ramazanda komşularımız ve akrabalarımızla birlikte iftarımızı yapıyoruz, yani oruçlarımızı açıyoruz. Yiyeceklerimizi paylaşıyoruz, ihtiyaç
sahiplerine yardım ediyoruz.

Camilerde ve evlerde Kur’ân okuyoruz. Birbirimize dualar ediyoruz. Bir anlamda birlik ve beraberliğimizi tazeliyoruz.

Bu ay bir anlamda günahlarımızdan kurtulma ayıdır. Nasıl ki bir yıl okula
gidiyorsun ve öğretmeninin verdiği ödevleri eksiksiz yaparak güzel notlar
alıyorsun, tıpkı onun gibi bu ay da sevap defterimize daha fazla güzel notlar
yazdırma zamanı evladım. Sonunda da sevinçle bayramı kutluyoruz.

– Tıpkı benim karnemdeki “pekiyi”lerin beni sevindirmesi gibi mi? dedim.

– Evet, paşam aynen öyle. Bayram bizim Ramazan karnemizin “pekiyi”lerle
dolması gibidir.

– “Pek iyi’ymiş dedim, ninemin yanağına kocaman bir öpücük Kondurarak. O da gülerek karşılık verdi bana:

– Pek iyi olsun hep paşam karnen…

Hep “Pek iyi”.

Kaynak: Diyanet

BENİM MASAL DÜNYAM

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.