3. Seviye: 10-14 Yaş Hikayeler Anne-Babaya İtaat Hikayeleri

Of Anne Ya…

Mayıs ayına girmiştik artık. Havaların ısınması iyiden iyiye kendini hissettiriyordu. Çiçek açan ağaçları, yeşile boyanan parkları ve olanca maviliğiyle gökyüzünü gördükçe içim içime sığmıyordu.

Kış ne de çetin geçmişti bu yıl. Hatırlıyorum da yarıyıl tatilinde soğuktan ve kardan dışarı çıkamayınca evde sıkıntıdan patlamıştık. Baharın gelmesini dört gözle bekliyorduk. Arkadaşım Hakkı ile dışarı çıkamayınca tatilin 1 haftasını bizim evde, bir haftasını da Hakkıların evde geçirmiştik. Tabi yapacak fazla bir şey bulamayınca bilgisayarın canına okuduk 15 günde. O da bizim canımıza okudu sağ olsun. Bilgisayar başında fazla oturmaktan günlerce bel ağrısı çektiğim gibi gözlerim de bulanık görmeye başladı. Baktık ki geçmiyor bulanıklık, doktora gittik. Sonuç malum. Dünyayı bir süre camekândan seyredeceğiz. Dinlendirici gözlük verdi doktor.

Hava güzel olunca bugün okul çıkışı Hakkı ve birkaç arkadaşla bisiklet sürelim dedik. Hakkı kim mi? Yahu biliyorsunuz ya başımızdan geçen olayları. Hani performans ödevinde hile yapmıştık da Macit Hoca’ya yakalandık. Okumadınız mı hala o yazıyı? O zaman yazının sonunda link vereceğim, ordan okursunuz.

Neyse devam edelim. Okul çıkışı hemen çantayı eve atıp “Anne ben bisiklete bineceğim arkadaşlarla, akşama görüşürüz.” deyip kaçacaktım ki annem “Oğlum madem dışarı çıkıyorsun, çöpleri de atıver.” demez mi… Tam “Of anne ya…” diyecektim ki geçen yaşadıklarım geldi aklıma, vaz geçtim. Geçenlerde sokakta oynarken oyunun tam en zevkli anında annem balkondan seslenip acil bakkala gitmemi söyledi. Yemek yapıyormuş, tuz bitmiş, hemen lazımmış. Canım sıkılmıştı. Gitmemek de olmazdı.

“Of anne ya. Hep böyle zamanları bulursun zaten.” dedim. Annem:

“Söylenme anneye, yersin tokadı.” dedi.

Annem bugüne kadar daha fiske vurmamıştır bana. Vuracağından değil, tehdit ediyor, biliyorum.

“Ne yapacaksın? Pencereden terlik mi fırlatacaksın?” dedim gülerek.

“Oğlum ben vurmam ama ana-babanıza öf bile demeyin diyen Allah da mı vuramaz? Haydi uzatma da koş bakkala.”

“Anne biraz sonra gitsem.”

“Oğlum 2 dakikada gider gelirsin. Bakkal şurası zaten.”

“Anne ya…”

“Bak geliyor terlik!”

“Tamam, tamam.”

Fazla uzatmaya gerek yoktu. Annem istiyorsa bakkala gidilecekti. Mecbur oyunu bıraktım ve bakkala doğru koşmaya başladım. Tam yine içimde “Of anne ya, oyunu bıraktım senin yüzünden” diyordum ki suratımın ortasına “şaaaap” diye bir şey inmez mi… Ne olduğunu anlayamadan sendeleyip yere düştüm. Birkaç saniyelik şaşkınlıktan sonra kendime geldim. Bir baktım yanı başımda bir top. Meğer yan sokakta top oynayan çocuklardan biri şut çekmiş. Ben de hızla köşeyi dönünce top doğrudan benim suratıma inmiş.

Çocuklar hemen koşarak yanıma geldiler. Bir şeyim olup olmadığını sordular. Sen misin anneye öf diyen. Anne tokat vurmaz belki ama sen anneye öf dersen Allah da böyle yapıştırır tokadı suratına.

“Siz devam edin.” dedim. “Ben hak ettim bu tokadı.”

Çocuklar anlamadı tabi ne dediğimi. Kafaya darbeyi yiyince şuurumu kaybettim, saçmalıyorum zannettiler. Boş boş yüzüme bakıyorlardı. Ayağa kalkıp yürümeye başlayınca bir şeyim olmadığını anladılar ve oyunlarına devam ettiler.

Bakkala vardım, bir paket tuz istedim. Bakkal Salim amca tuzu verirken yüzüme baktı.

“Ne oldu Yusuf? Birisi mi vurdu? Ne bu suratın hali?” dedi. Yediğim darbe sebebiyle yüzüm yanıyordu resmen. Anlaşılan kızarıklığı bayâ belliydi.

“Yok bir şey abi, biraz kaşındım da… Tuzu ver de gideyim.” dedim ve elinden tuzu kaptığım gibi eve koştum. Hemen kapıyı tıklatıp daha annem çıkmadan tuzu kapının önüne koyduğum gibi kaçtım. Annem suratımı görse işin yoksa bir de anneme laf anlat. Tokat yedim diyeceğim anlamayacak. En iyisi göstermeden kaç.

Arkadaşların yanına vardığımda tabi onlar da hemen fark etti suratımdaki kızarıklığı. Süleyman kaşlarını çatmış bana bakıyordu. “Yusuf ne oldu?” dedi öfkeli bir ses tonuyla. “Birisi bir şey mi yaptı. Söyle, kim vurdu? Hemen gereğini yapalım.” dedi. Süleyman’ı bilirsiniz. Hani parktaki çocuklarla kavga edecekti de Mert araya girmişti. Hatırladınız değil mi? Haksızlığa dayanamaz. Birisi bana tokat attı zannetti herhalde.

“Dur Süleyman” dedim. “Kimse bir şey yapmadı. Herkes hak ettiğini buldu. Sıkıntı yok. Oyununa devam et sen.”

Gerçekten hak ettiğimi bulmuştum. Bir daha anneye “öf” demek mi? Tövbeeee…

Aslında ben bisiklet sürerken başımıza gelen olayı anlatacaktım. Başımıza ne geldiğini öğrenmek istiyorsanız tıklayın.

Yazan: Bekir Salih KORKMAZ

Hakkı’yla Yusuf’un ödev macerası için tıklayın.

Cevap yaz

Yorum