Sevgi Ağacı

Nur’un Düşünce Serüveni

Nur, beyaz ve sevimli bir güvercin yavrusuydu.

Meraklı gözlerle çevresindeki nesneleri keşfetmeye ve onların isimlerini öğrenmeye çalışıyordu.

Bazen ürkek adımlarla dışarı çıkıyor ama fazla uzaklaşmadan yuvasına geri dönüyordu.

Nur, masmavi gökyüzünde oyunlar oynayan arkadaşlarını imrenerek izliyor, o da arkadaşları gibi uçsuz bucaksız maviliklere kanat çırpmak, tarihi yerleri görmek ve yeni yeni arkadaşlarla tanışmak istiyordu.

Ama bir süre kanat çırptıktan sonra ne yazık ki ağaçların dallarına çarpıyor ve yere düşüyordu.

Bir türlü uçamıyordu Nur.

Bir daha asla uçamayacağını düşünen Nur üzüntüsünü güvercinlerin bilge filozofu Hikmet dedeyle paylaşmaya ve ondan fikir almaya karar verdi.

Nur: Hikmet dede, arkadaşlarım gökyüzünde oyunlar oynuyor ve hepsi çok mutlu.

Ben ise ya ağaçların dallarına çarpıyorum ya da birkaç metre uçunca yere düşüveriyorum.

Hiç uçamayacak mıyım yoksa?

Hikmet Dede: Evladım, Allah kullarına ömür boyu kullanacakları yetenekleri bahşetmiştir.

Ama herkesin yapısı ve mizacı farklı olduğu için o yetenekleri aynı anda kullanamamaları gayet doğal.

Kanatların çok güçsüz olduğu için uçamıyor, ileri görüşlü bir güvercin olmadığın için de ağaçlara çarpıyorsun.

Kanatlarının güçlenebilmesi için daima kitap okumalısın, okuduğun kitaplar üzerinde sürekli düşünmelisin ki ileri görüşlü bir güvercin olabilesin.

Allah’ın yarattığı varlıkları, onların var olma nedenlerini düşünmelisin.

Nurcağızım, bilgeliği ve düşünmeyi çok sevmelisin ki gökyüzünde hiçbir güvercinin uçamadığı âlemlere kanat çırpabilesin.

Hikmet dedenin öğütlerini iyice düşünen Nur, bulduğu her fırsatta kitap okumaya başladı.

Allah’ın kendisini niçin yarattığını, tabiatta var olan varlıkların nasıl bir düzen içerisinde hareket ettiğini düşündü.

Nur okudu, okudukça düşündü, düşündükçe gökyüzünde özgürlüğe doğru kanat çırptı.

Çevresinde bulunan varlıklarda daha önce göremediği güzellikleri görebiliyor ve onlara hayranlıkla bakıyordu.

Nur, bulutların arasında bütün bir şehri kuş bakışı izleyebiliyordu.

Okul bahçesinde oyun oynayan çocukları, caddede karşıdan karşıya geçmeye çalışan aksakallı dedeyi ve ağaçlarda bahar şarkıları söyleyen güvercin arkadaşlarını…

Vakit kaybetmeden aksakallı dedenin yardımına koştu Nur.

Karşılık beklemeden iyilik yapmak onun ahlak felsefesi olmuştu.

Nur sadece düşünmekle kalmıyor, düşündüklerini hayata geçirerek ailesine, arkadaşlarına ve tüm insanlara faydalı oluyordu aynı zamanda.

Dünyada insanların barış ve huzur içerisinde yaşaması için kanat çırpacaktı hayatı boyunca.

Düşünce yolculuğunda attığı hiçbir adımın karşılıksız kalmadığını anlayan Nur, yıllardır aradığı bilgeliğe ulaşabilmenin mutluluğunu yaşıyordu.

Kaynak: Diyanet

2 Comments

Leave a Reply