Oyun Tutkusunun Sonu

Ne Olur Biraz Dinleyelim

Kaç saattir çalışıyorum, hiç bilmiyorum.

Saatler su gibi aktı.

Kafam allak bullak oldu.

Birisi durdursa beni, haydi, biraz dinlen dese ne kadar rahatlayacağım.

Ama yok!

Kimse buna cesaret edemiyor.

Sanki hep çalışmak zorundayım.

Sanki din­lenmeye hiç hakkım yok! bile diyemedi.

O, saatlerdir oynadı­ğı oyunu bitirmekte ısrarlı!

Yorgun düştüğümden, gözlerinin kıpkırmızı kesildiğinden haberi bile yok.

Öğle yemeği de yemedi zaten.

Bir paket cipsle geçiştirdiği öğününden kırıntı­lar kalmış.

Misafirlerden Mualla teyzenin sözlerine kulak kesiliyorum.

Gözleri sürekli üzerimde.

Kızgın ve üzgün bir hâli var.

Hay Allah, nasıl da merak­landım!

Sohbet giderek koyulaşıyor.

Konudan konuya geçiliyor.

Mualla teyzenin titrek sesi, odada hüzün rüzgârı estiriyor:

– Torunlar, artık bize eskisi gibi yaklaşmıyor.

Evimize gelmek, bizimle muhabbet etmek istemiyorlar.

Bak­sana, varsa yoksa işte bu, diyor beni göstererek.

Müzeyyen ve Hatice teyze de üz­gün üzgün..

– Çok haklısınız Mualla Hanım, çok haklısınız, diye onaylıyorlar.

– Çocuklar bunun yüzünden ne kadar değişti.

– Aileler olarak bize düşen sorum­luluğu unutmamak lazım aslında.

Zaten çok yorgunum, misafir tey­zelerin sözleri de yorgunluğuma tuz biber oldu.

Ayakta zor durduğumdan kimin haberi var?

Bütün suç sanki bende!..

Büyükanneleri, dedeleri torun­larından ben ayırmışım.

Sevgileri parçalamışım.

İnsanların arasına duvarlar örmüşüm.

Sokak oyunlarını unutturmuşum.

Çocukların fazla kilo almasına sebep olmuşum.

Güzelce beslenmelerine mani olmuşum.

Sağ­lıklarını bozmuşum.

Bahan, yazı, gü­neşi, oyunları, çocuklardan çalmışım.

Düşünmekten, düşler kurmaktan uzak tutmuşum.

Neler yapmışım neler!..

Ah Mualla Teyze!

Bilseniz ne kadar yorgunum.

Uzun uzun dinlenmenin hayalini kuruyorum hep.

En çok insanlara faydalı bilgiler sunduğumda mutlu oluyorum.

Bilse­niz kimseleri üzmek istemiyorum.

İsterim çocuklar sokakları doldur­sun.

Şen şakrak oyunlar kursun.

Kuş gibi daldan dala konsunlar.

Baharı, yazı doya doya yaşasınlar.

Güzel şey­ler okuyup yazsınlar.

Çocuklar aile­lerinin yardımıyla beni daha bilinçli kullansınlar.

Oyunsayar yahut hayal çalar değilim ki ben!..

Benim adım bilgisayar.

Umarım, geç olmadan çocuklar beni daha güzel kullanmayı öğrenirler.

Haydi Serkan, kalk ayağa! Bak, dı­şarıda bahar var.

Seni bekliyor dallar­da kuşlar, birbirinden güzel oyunlar…

Kaynak: Diyanet

Leave a Reply