Çınar Ağacındaki Kuş

Merhamet Et

Sobadan gelen çıtırtılar gecenin sessizliği içinde kulağa ninni gibi geliyordu.

Gece boyunca bazen annesi bazen babası yanan ateşin sönmemesi için nöbetleşe ayakta kalmışlardı.

Sabah ezanına az bir zaman kala uyandı Mehmet, babasının sobanın üzerine kocaman su dolu bir ibriği koyuşunu seyretti yün yorganının altın­dan.

Babası yorgun görünüyordu.

Kışın kar indi mi dağlara, soğuk­lar başladı mı evde yanan sobanın sönmemesi için anne ve babası gece boyunca ateşi tazelerlerdi.

Sabaha yakın da hane halkının abdest almaları kolay olsun diye suyu sobanın üzerine koyar­lardı.

Mehmetlerin evinde herkes sabah namaza kalkardı.

Büyükler namaz kılmak için, küçükler namaza eşlik etmek, sabahın bereketini ve o temiz havayı içlerine çekmek için.

Mehmet, anne babasının ne kadar yorulduklarını, uykusuz kalmak pahasına üşüt­memeleri için nasıl uğraştıklarını düşündü.

Namazdan hemen sonra ahıra gidile­cek, bir yandan da hane halkı için kahvaltı hazırlanacaktı.

Bütün bunlar anne ve babasının göreviydi.

Tarlanın ekilmesi, ahırdaki hayvanların bakımının yapılması, hepsi onlardan bekleniyordu.

Ne kadar yoruluyor olmalıydılar.

Ama bütün bu yorgunluklarına rağmen Mehmet’in her yeni cüze başlayışında, alınan güzel bir notta, konuşmayı yeni öğrenen küçük kardeşinin söylediği her yeni kelimede sevinen, mutlu olan yine anne ve babasıydı.

Mehmet, düşündükçe içi sevgiy­le doldu.

Savurdu yorganını ayağa kalkarken.

Soğuğun keskinliğini yüzünde hissetti.

Ama olsun, bu sabah anne ve babasına yardım edecek, işlerini kolay­laştıracaktı.

Hızlıca giyinip babasının ardından ahıra koşarken ayağı takıldı kapının eşiğine.

Nerdeyse yere kapaklanacaktı.

Toparlanmaya çalışırken yerdeki karıncaya takıldı gözü.

Hatırladı, tam bir yıl önce ayetlerle buluşmasından bahseden karıncaydı bu.

Biraz daha eğildi, eğildi.

Karınca: “Ayetlerle tanıştıkça ne kadar da büyüdün.” dedi.

“Bak, bugün bir ayet daha benden sana!”

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anne babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti.

Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara “öf!” bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle.

Onlara merhamet ede­rek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştir­dikleri gibi sen de onlara merhamet et!”

Sevindi Mehmet ayetleri öğrendiğine, öğrendikçe büyüdüğüne ve anne babasının onun yanında olduğuna.

Babasına yardıma koşarken “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikle­ri gibi sen de onlara merhamet et!” duası dilindeydi.

Leave a Reply