1. Seviye: 4-7 Yaş Hikayeleri 2. Seviye: 7-10 Yaş Hikayeler Seri Hikayeler

Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı-5

Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı-5

Bu diyarın sakinleri gerçekten çok farklı kişilikte idiler. Hasan’ın kendi yaşadığı köyde bile insanlar birbirlerine kötülük edebiliyorlardı. Birbirlerine yalan söylüyorlar, hırsızlık yapıyorlar, inatlaşıyorlar, hatta çok çirkin kelime ve sözlerle kalplerini kırabiliyorlardı.

“Bir insanın kalbini kırmak, onu üzmek ise Kâbe’yi yıkmaktan daha kötü sayılmıştı dinimizde.”

Burada ise herkes birbirine selam veriyor, kimse kimseyi üzmüyordu. Kimse başkalarına yalan söylemek şöyle dursun, kötü söz bile söylemiyordu. Güzel ahlakı burada görmüştü Hasan. Ve Hasan’a karşı o kadar misafirperver idiler ki onu gördüklerinde hemen yanına geliyor, bir ihtiyacının olup olmadığını soruyorlardı.

Şirince Hasan’ı babasıyla yani ülkenin padişahıyla tanıştırmıştı. Padişah Hasan’a gereken izzet ve ikramda bulunmuştu. Hatta Hasan’a sarayda kalabileceği çok güzel bir oda vermişti. Hasan’ın odası o kadar güzeldi ki odasında neler yoktu ki, çok güzel bir yatak, ülkeyi

rahatlıkla seyredebileceği bir balkon, muhteşem süslemelerle donatılmış bir dolap ve içerisinde giyinebileceği birbirinden güzel elbiseler vardı. Ülkenin padişahı akşama yemeğe davet etmişti. Akşam yemeğini birlikle yiyeceklerdi. Şimdi ise dinlenmesi için kendisine izin verilmişti.

Hasan kendisine verilen bunca nimet karşısında çok duygulandı. Ve “Elhamdülillahi Rabbil Âlemin” diyerek Rabbine hamd etti ve şükür secdesine kapandı. Yaşadıkları sanki rüya gibiydi uykuya dalmadan önce “Acaba uyursam bu güzel yerden ayrılır mıyım?” diye de düşünmeden edemedi.

“Artık uyumalıyım, gerçekten de bugün benim için çok çok farklı bir gün oldu.” Ve uykuya dalıverdi iyi huylu ve ahlaklı Hasan…

Hasan gözlerini açtığında o kadar güzel dinlendiğini hissetti ki üzerinde en ufak bir yorgunluk dahi yoktu. “Yatak ne kadar da rahatmış böyle” diye kendi kendine söylenmeden de edemedi.

Yatağından kalktıktan sonra güzelce ellerini, yüzünü yıkadı, dişlerini fırçaladı ve dolapta bulunan güzel elbiselerden bir tanesini seçerek üzerine giyindi. Şimdi akşam yemeği için hazırdı artık.

Padişahın kendisi için yemek tertip etmiş olduğu salona doğru adımlamaya başladı. Her geçtiği yerdeki askerler kendisine selam duruyordu.  Ve salona gelmişti işte.

Kapıda kendisini Şirince karşıladı. “Hoş geldin, şeref verdin Hasan, seni tekrar aramızda görmek ne kadar da güzel. Buyur biz oturalım birazdan babam da bize katılacak inşallah.”

Yemek sofrasına geçtiklerinde Hasan bu muhteşem manzara için çok şaşırmıştı. Yemekler o kadar güzel gözüküyordu ki ne kadar da hamd etse az kalırdı.

Uzunca bir düşünce ve tefekkür içine daldı Hasan. Yaşamış olduğu bunca güzel olay için Rabbine şükrediyordu, hamd ediyordu.

“Keşke bu yaşadıklarımı köydeki diğer arkadaşlarım ve sevdiklerim de görebilseydi…” diye söylüyordu kendi kendine.

Kim bilir? Güzel ahlaklı bir çocuk olurlarsa onlar da burayı bir gün görebilecekti…

 

Yazan: Bayram MİROĞLU

Cevap yaz