Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı-4

Hasan sanki rüyada gibiydi. Daha bugün sabah arkadaşlarıyla oyun oynamak için evden çıkmıştı. Şimdi ise Şirince’yle beraber Küçük Tatlı İnsanlar Diyarında farklı bir dünyada farklı insanlarla beraberdi.

Şirince ise bütün bu olanlara sahip olmasının tek sebebinin “Kimseye karşı kötülük yapmaması, iyi ahlaklı insan olması, anne ve babasını üzmemesi” olduğunu söylüyordu. Şirince ile beraber o kadar çok arkadaşı olmuştu ki hepsi de birbirinden kıymetli dostlardı bunlar.

Şirince hepsiyle tek tek tanıştırmıştı. Bunlar: Beyaz Kuş, Altın Dişli Aslan, Benekli Kelebek, Usta Kaplumbağa idi. Hepsiyle de çok güzel oyunlar oynuyorlardı. Bu arkadaşlarla sizleri de tanıştırmak istiyorum çocuklar ama bundan önce bizim Hasanı Şirince Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı aracıyla bir yere getirmişti siz de hatırladınız değil mi?

Burada neler oldu bitti gelin hep beraber görelim inşallah…

Hasan Şirince’ye dönerek: “Şirince biz nereye geldik böyle, burası ne kadar da muhteşem bir yer, her yer altın ve gümüşten yapılmış gibi sanki bu kadar muhteşem olan yer de neresi oluyor?”

Şirince gülümseyerek Hasan’a: “Merak etme Hasan burasının neresi olduğunu birazdan göreceksin inşallah ama önce biraz sabretmelisin.”

Hasan daha da heyecanlanmıştı. Bu muhteşem yapının içinde kim yaşıyordu ki acaba? Hasan ve Şirince durdukları büyük ihtişamlı kapıya doğru yöneldiler. Kapıda daha önce hiç görmediği elbiseler giyen askerler bekliyorlardı. Bunlar Küçük Tatlı İnsanlar Diyarına girmeden önce karşılaştığı askerlere benziyorlardı. Yalnız bu askerlerin kıyafetleri daha da güzeldi ve farklı motiflerle süslenmişti.

Biz kapıya gelince birden askerler “Hazır ol” vaziyetine geçip Şirince’ye doğru “Hoş Geldiniz Sultanım” diye seslendiler ve kapıyı açarak bize yol verdiler.

“Hoş geldiniz Sultanım mı, dedi Şirince o asker?” Hasan çok şaşırmıştı ve bir anda ağzından “Sen buranın Sultanı mısın?” ifadesi çıkıverdi. Şirince gülümseyerek “Acele etme Hasan” dedi sadece.

Şirince ve Hasan uzunca olan bu koridorlardan yürüyerek ileride gözüken muhteşem bir işlemeye sahip olan büyük kapıya doğru yürüyorlardı. Bu uzunca yolda sıra sıra duran her asker yanlarından geçerken selam duruyorlardı.

Büyük ve muhteşem kapının yanına geldiklerinde ise dışarıda duran askerlerden biraz daha farklı elbise giyen askerler bizi selamlayıp kapıyı açtılar ve bize “Buyurun efendim” diyerek iltifatla içeriye aldılar.

Karşımızda büyükçe bir koltuğun üzerinde birisi duyuyordu. Oturduğu bu koltuğun altın, gümüş ve yakut işlemeli taşlarla çepeçevre sarılmış harika ve ihtişamlı bir görüntüsü vardı. Karşımızda duran kişinin kıyafeti ise daha önce burada yaşayan insanların kıyafetlerinden çok çok daha farklı ve ihtişamlıydı. Bu önemli kişi ise bize gülümsüyordu.

Bize dönerek “Hoş geldin kızım, demek bana hep bahsettiğin, öve öve bitiremediğin çocuk bu. Küçük Tatlı İnsanlar Diyarına sen de hoş geldin delikanlı! İnşallah ülkemi ve halkımı sevmişsindir?”

Hasan ne diyeceğini bilemeden “Çok sevdim efendim, çok sevdim.” diyebildi sadece.

…..

İşte böyle çocuklar, Şirince Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı Padişahının kızıymış meğerse. Hasan’ın hal ve tavırlarını çok sevdiği için ülkesine getirmeye, babası ve arkadaşlarıyla tanıştırmak istemiş. İsterseniz Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı Padişahı ve Şirince’nin arkadaşlarıyla Hasan’ın tanışmasını ve burada yaşadığı maceraya diğer hikâyemizde devam edelim.

Biliyorum ki sizler de Küçük Tatlı İnsanlar Diyarını çok sevdiniz. Unutmayın güzel ahlaklı, iyi huylu, temiz kalpli, yalan söylemeyen, kimsenin kalbini kırmayan, anne ve babasının sözünü dinleyen çocuklar olursanız belki Şirince sizleri de oraya götürebilir, ne dersiniz?

Diğer hikâyemizde görüşmek üzere sizleri Allah’a emanet ediyorum  🙂

Yazan: Bayram MİROĞLU

Cevap yaz

Yorum

  • Selamunaleyküm çok güzeldi gerçekten ben ve çocuklarım Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı-5’i sabırsızlıkla bekliyoruz.😊