Küçük Evliya Çelebi

Sevgi Ağacı

Küçük Evliya Çelebi

Çok okuyan mı bilir yoksa çok gezen mi?

Kim daha çok bilir orasını bilemem ama bence gezmek çok daha eğlenceli.

Hele ki benim gibi yerinde duramayan biri için.

Geçen gün haberlerde kayıkla dünyayı gezen bir adam gördüm.

Kim bilir kaç kere fırtınalarla çarpışmış, köpek balıklarıyla burun buruna gelmiştir?

Gerçekten de maceraperest bir adammış.

Bir de yaşadıklarını oturup yazdığını düşünsenize.

Uçsuz bucaksız bir okyanusun ortasında köpek balığıyla baş başa!

Ne manşet ama.

Hiçbir kitabı okurken hissedemeyeceğiniz bir duygu.

Ama gidemeyenler ne yapsın.

Oturup gezip görenlerin yazılarını okusun.

Oradaki çocuklar ne oynar, oynarken mızıkçılık mı yapar, annelerinin yaptıkları yemekleri burun kıvırmadan yerler mi?

Bunları da yazarlar mı ki?

Sanırım yazmazlar.

Bana sonsalar ki, sormazlar… baha markete bile annemden izinsiz gidemiyorum.

Tam elli yıl hiç durmadan gezmek isterdim.

Soluklanırken yorulduğumda alırdım elime kalemi kağıdı başlardım yazmaya:

Bugün çok enteresan biriyle tanıştım.

Değişik yemekler yiyordu ve giyimi de oldukça farklıydı.

Burası yemyeşil bir ova ve insanlar çeşitli şeyler ekiyorlar toprağa.

Sonra düşman ordusu yaklaşırdı.

Ve ben cesurca çarpışırdım orada.

Yolda karşılaştığım o kocaman ayıyla nasıl mücadele ettiğimi anlatırdım.

Her gün yeni bir olay yeni bir yer…

Harika!

Yine kendimi birden hayallere kaptırdım.

Evet, ne yapıyordum.

Hımm, hatırladım. Yapılması gereken ödevler ve okunacak kitaplar…

Ne kadar da sıkıcı bir hayatım var.

Bir dakika bir dakika!

Masamın üzerindeki kitapta ne yazıyor öyle.

Evliya Çelebinin Seyahatnamesi! Nasıl yani benim hayalimi benden önce başka biri mi yaşadı?

Alacağı olsun Evliya Çelebi’nin.

Acaba neler yazmış defterine?

Şöyle bir göz gezdirelim.

Kişinin fikri ne ise zikri de o olur ya:

Evliya Çelebinin içinde seyahat isteği o kadar çokmuş ki rüyasında Peygamber Efendimizi gördüğünde “Seyahat ya Rasûlallah!” deyivermiş.

O günden sonra dur durak bilmeksizin gezmeye başlamış.

Bir çıkmış İstanbul’dan, Doğu ve Güney Doğu Anadolu şehirleri…

Oradan ver elini Ege kıyıları, Adalar…

Balkanlar… Almanya, Avusturya, İspanya, Danimarka, Hollanda ve dahası.

İşte en çok merak ettiğim yerler…

Gezdiği yerleri ne kadar da dikkatli incelemiş.

Oradaki insanlar ne yer, ne içer, ne giyer, nasıl konuşur, neye inanır?

Bazı şeyleri o kadar komik anlatmış ki okudukça okuyasım geliyor.

Erzurum’un soğuğundan bahsediyor ve ben üşüyorum niyeyse.

Oralara gitmiş kadar oldum sanki.

Ben de büyüyüp, başımı alıp gideceğim yaşa gelene dek oturup seni okuyacağım.

On ciltlik büyük eserini okumak zaten bayağı vaktimi alacak.

Bu sırada seyahat planlarımı da yapmış olurum hem.

Kaynak: Diyanet

Leave a Reply