Çok sıcaktı hava. Köyde işlerin arttığı, Ramazan sonrası sıcakların iyice başladığı zamanlardı. Ekim dikim yapılıp tarlalarda aylarca zehirli ot temizlikleri, gübreleme yapılmış; nihayet hasat zamanı gelmişti çoğu
sebze için. İş çoktu…

Neyse ki köylüler her zamanki gibi birbirlerine destek oluyordu.

İşini bitiren komşusuna, yakınına, ihtiyacı olana yardım ediyordu. Mehmet’in ailesi de her zamanki gibi sabah erkenden kalkmış, ahırdaki hayvanların bakımını ve beslenmesini yapmıştı. Şimdi de kimsesi olmadığından, tarla işlerini yapmakta zorlanan komşularına yardıma gideceklerdi.

Mehmet, biraz huzursuzdu. Bazı günler her şeye sinirlenir, morali bozulurdu. Bu sabah da tam böyle bir ruh halindeydi. Komşularına yardım etmek zorunda mıydılar ki sanki?

Herkes kendi işini yapsa daha iyi olmaz mıydı? Ne gereği vardı bu sıcak havada tarla yollarına düşmenin? Bir yandan hazırlanıyor, bir yandan da suratı asık, kendi kendine mırıl mırıl söyleniyordu.

“Başkalarına yardım edelim, elimizdekini verelim. Oh ne âlâ… Biz çalışalım, başkaları rahat etsin.

Hem kimsesi yoksa bizim suçumuz mu?” diye söylenirken tiz bir ses
duyar gibi oldu.

– Hey kim var orada, diye seslendi.

– Ben, diye cevap verdi aynı tiz ses, Cerâd.

Sağına soluna bakındı Mehmet ve fark etti kıyafet öbeğinin üzerinde duran çekirgeyi.

Kızgınca konuşmaya devam etti Cerâd. Sahi adı ne değişikti bu çekirgenin.
– Siz insanları anlayamıyorum hiç. Bir de bize kızar öfkelenirsiniz. Yok, ekinlere zarar verdik; yok, tüm aile birlikte gezip yardımlaşıyoruz diye.

Hemcinslerinize bile merhametiniz yok sizin, ne garip varlıklarsınız böyle. Hele sen küçük hafız, hele sen. Kur’an’ı ezberliyorsun da ayetleri ne çabuk unutuveriyorsun. Sebe Suresi dünkü dersindi hem de…

Mehmet, alışmıştı hayvanların onunla konuşmasına ama çekirgenin
söylediklerinden öyle utanmıştı ki cevap veremiyordu.

Çekirge devam etti kararlı ve tiz sesiyle:

– Yüce Allah, 39. ayette demiyor mu “…Başkaları için her ne harcarsanız, Allah
onun yerine yenisini verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

– Evet, dedi Mehmet alabildiğine cılız bir ses tonuyla.

– O zaman ayeti unutarak davranma, diye devam etti çekirge Cerâd. Sen ne verirsen ihtiyacı olana ya da kardeşine, ikram olarak Allah daha iyisini verir sana. Unutma, dedi ve hızla uzaklaştı çekirge.

Mehmet hatırladı, komşularına yardım etmek değil, dün dersini verememekti
aslında canını sıkan. Oysa dün veremediği dersi Sebe Suresi’nden, bugün müthiş bir ders almıştı çoktan…

Kaynak: Diyanet

You may also like

İsmail Gibi

İsmail Gibi

Mehmet de diğer çocuklar gibi bayram namazından beri dışarıdaydı. Her kurban bayramında olduğu gibi namaz ...
Hikayeler ve Masallar

Zekat

Sokaktan geçen dedenin kulağına bir ağlama sesi gelir, sesin geldiği yere doğru gider, bahçeli evin ...

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir