Zıp Zıp’ın Kardan Adam Macerası

Kış

Kaç ay geçti bilmiyorum.

Yoksa yıllar mı geçti?

Uzun zamandır burada kalıyoruz.

Neredeyse bu karanlık dolapta unutulduğumuzu düşünmeye başlamıştım.

Oh, neyse ki yanılmışım.

Dolaptan bugün çıkarıldık.

Sanki bayram yaptık.

Kış yine gelmiş.

Hoş gelmiş, her yere bembeyaz inciler sermiş.

Çoluk çocuk şenlenmiş.

Eh, yine gün yüzü gördük ya keyfimize diyecek yok.

Gözümüz gönlümüz açıldı.

Şükür, özlediklerimize tekrar kavuştuk.

Kış; yine çantasında bol bol oyun, eğlenceyle gelmiş, yine herkesi mutlu etmenin derdine düşmüş.

Âdem’in sevinci de bizimkinden az değil.

Dolaptan sanki hazine çıkardı.

Bizi ne güzel karşıladı.

Hepimize güzel sözler söyledi. Bana: “Baş tacım, gel bakalım, birlikte oyundan oyuna koşalım.” dedi.

“Hay hay!” dedik, kaşkol ve eldivenle birlikte.

Sen istersin de biz istemez miyiz?

Gör bak, ne çok oyun oynayacağız birlikte.

Hiç üşütmeyeceğiz seni. Bizimle aynaya uzun uzun baktı, güldü, annesine yakışıklı olup olmadığını sordu.

“Sen her mevsim güzelsin, dostum.” diye cevap verdik, sanki sesimizi duymadı.

Kaşkol ve eldiveni de görmeliydiniz.

Onların heyecanı da bizimkinden eksik değildi.

“İnşallah, küçük kalmayız.” dediler Âdem’e bakarak.

Aslında hepimizin ikinci korkusu buydu.

Ya küçücük kalıvermişsek!..

O zaman ne yaparız?

Çünkü çocuklar hızla büyüyor.

Herkese göz gezdirdim.

Yok, yok küçük değiliz, bu yıl da idare ederiz.

Bu yıl da Âdem’le beraberiz.

Ya kabana ne demeli?

Sevincinden sanki hepimizi havaya uçuracak.

Meğer ne çok özlemişiz birbirimizi, sarıldık.

Hızla sokağa fırladık.

Sokakta bir biz eksikmişiz.

Nazlı nazlı yağan karın altında şen şakrak çocuklar, kışa “Merhaba” demenin sevincini yaşıyorlar.

Ama herkes bizim gibi hazırlıklı değil.

Bazılarının şapkası, bazılarının eldiveni, kimisinin sırtında kabanı bile yok.

Burunları havuç gibi kızarmış.

Al yanaklar, sanırsın Amasya elması.

Üşüyen ellerini ovuşturarak oyuna devam edenlere de ne demeli?

Hasta olmasalar bari…

Herkes bir an önce kardan adam yapmanın, kartopu oynamanın derdinde ama, o kadar kar yok.

Biraz beklemeniz gerek çocuklar.

Âdem’in arkadaşı Haşim de ince bir hırkayla çıkmış dışarı.

Üşüdüğü her hâlinden belli.

Âdem niye böyle çıktığını sorunca,

– Hepsi küçülmüş, olmadı.

Kabanım, eldivenlerim, şapkam hepsi küçük oldu.

Yenisini almak gerekiyor, dedi.

Âdem:

Üzülme, dedi.

Alınır elbet…

Hepimiz Haşim’e baktık.

Çocuk gerçekten de bir yılda epey büyümüştü. “Hay maşallah!” dedi eldiven. “Tabi olmaz sana geçen yılki elbisen.”

Bu sefer gülüştük.

Saatler nasıl geçti, bilmiyorum.

Soğuyan hava, herkesi evine göndermenin, sokakları dinlendirmenin derdindeydi.

Sokaklar bir bir boşaldı.

Yorulmuş ve hatta üşümüştük.

Âdem sıcacık evine girerken aklı arkadaşı Haşim’deydi.

Annesiyle bir şeyler konuştu.

Sonra gözleri yıldız gibi parladı.

Hepimiz merakta kaldık.

Bir süre sonra vestiyerde uykuya dalacakken yanıma geldi ve

– Biliyor musun güzel şapkam?

Haşim’e güzel bir kış sürprizi yapacağım.

Birlikte üşümeden oynayacağız artık.

Öyle çok sevindik ki, kaşkol, şapka, kaban, eldiven.

Şimdi sevinçten uyu uyuyabilirsen.

Kaynak: Diyanet