KELOĞLAN’LA KÖR HACI

Bir varmış, bir yokmuş.

Var demesi zormuş.

Keloğlan’ın mahallesinde Kör Hacı adında biri varmış.

Kör hacı huysuz, dırdırcı, hilebaz, madrabaz, hokkabaz birisiymiş.

Bencil mi bencil, nekes mi nekesmiş.

Fesatlıkta, fitne fücurlukta üstüne yokmuş.

Çocuklar Kör hacı’yı hiç sevmezlermiş.

Onu yolda görünce hep birlikte bağırırlarmış:

Hacı

Burnumun ucu

Başımın tacı

Soğan sarımsaktan acı

Çocuklar bazen de:

Hacı hasta

Çorbası tasta

Mendili ipek

Kendisi köpek

Diye tempo tutarlarmış.

Kör hacı kendisini kimsenin sevmediğini bildiğinden, insanlara karşı soğuk durur, herkese kötülük etmek istermiş.

Bir gün Keloğlan’ın gelip geçtiği yola derin bir çukur kazmış.

Çukurun üstüne çalı çırpı, ot, çöpler örtmüş.

Kendi kendine “Keloğlan Düşsün, Belki Bir Yeri Kırılır” diye söylenmiş.

Keloğlan yoldaki otu çöpü görünce hileyi sezmiş.

Çukurun üstündeki otu çöpü kaldırmış, hemen yakınındaki yere Kör Hacı’nın bıraktığı gibi koymuş.

Çukurun üstüne ince bir tahta koyduktan sonra topraklamış.

Beklemeye başlamış.

Kör Hacı “acaba Keloğlan niye düşmüyor” diye içinden geçiriyormuş.

“Belki de otu çöpü iyi koyamadım, belli oluyor” diye düşünmüş.

Çukuru daha belirsiz duruma getirmek için ota çöpe yaklaşırken, hop kendi açtığı çukura düşmüş.

Keloğlan koşarak gelmiş kör hacı’yı çıkarmış.

Başlamış onunla alaya:

Seni saymam sayıya

Benzettim yampiri ayıya

Kendi açtığın kuyuya

Düşersin de kör hacı

Kör hacı cevap vermeden ayrılıp gitmiş.

Kendi oyununa gelmesini hazmedememiş.

Keloğlan’dan öç almayı düşünmüş.

Ortalık kararır kararmaz mezarlığa koşmuş.

Toprağa yeni verilen bir ölüyü çıkarıp getirmiş.

Keloğlan’ın penceresinden içeri atmış.

Sonra sokaklarda dolaşıp söylenmeye başlamış:

— Keloğlan cinayet işlemiş.

Evinde bir ölü saklıyor…

Keloğlan kör hacının kendisine bir kötülük edeceğini bildiği için hazırlıklıymış.

Çarşıdan bir takım elbise almış.

Ölüye giydirmiş.

Eşeğiyle kör hacının tarlasına getirmiş.

Ölünün ağzına bir sigara yakıp vermiş, eşeğin üstüne oturtmuş.

Eşek başakları yemeye başlamış.

Kör hacı’ya haber vermişler:

— Adamın biri eşeği senin tarlaya sürmüş, otlatıyor.

Kendisi eşeğe kurulmuş sigara tüttürüyor…

Mal canlısı kör hacı deliye dönmüş.

Sopayı alıp koşmuş.

Bir taraftan da bağırıyormuş:

— Hey…

Buğdayımı yedirme…

eşeğini çek, sür git. Adam oralı değil.

Adamın vurdumduymazlığına iyice kızmış.

Sopayı bütün gücüyle kafasına vurmuş.

Sopa kırılmış, ölü yuvarlanmış.

O sırada Keloğlan saklandığı yerden çıkıp gelmiş.

Bağırmaya başlamış:

— O benim gözü görmez kulağı duymaz misafirimdi.

Onu öldürdün.

Keloğlan’ın sesine komşular yetişmişler.

İki tutam başak için adam öldürdü diye Kör Hacı’ya kızmışlar.

Sonra tutup kadıya teslim etmişler.

Keloğlan yine söylemiş:

Seni Saymam Sayıya:

Benzettim İri Ayıya

Kendi Ettiğin Oyuna Gelirsin

Be Kör

Hacı Kör hacı yine kendi oyununa geldiğini anlamış.

Anlamış ama ne fayda.

İş işten geçmiş.

Kötü komşudan kurtulan mahalleli düğün bayram yapmış.

Yel üfürdü, sel götürdü. Bir masal da burada bitti.

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir