KARINCA VE ÇEKİRGE, Bir zamanda varmış, bir zamanda yokmuş, çok muhabbetli bir şekilde yaşayan bir karınca ile çekirge varmış. Günlerden bir gün, onlar gezinmeye giderler. Gide gide derin bir denize ulaşırlar. Onlar yıkanmak isterler. İkisi de denize inerler. İnerler ama, o sırada fırtına çıkar.

Çekirge denizin çok dalgalı olduğunu görünce hemen sıçrayıp sahile çıkar. Karınca ise, dalgaların arasında kaybolur gider. Biraz zaman geçtikten sonra o, çırpına çırpına suyun yüzüne çıkar. Bakınca ne görsün, sahil çok uzakta kalmış. Çok uğraşır ama sahile çıkamaz. Sahilde bekleyen dostu çekirgeyi görüp:

-Git dostum, domuzdan bir kıl alıp gel de, ona asılarak yüzüp, sahile çıkayım, diye bağırır.

Çekirge candan sevdiği dostunu kurtarmak için, bir şeye bakmadan, uça uça domuza gider. Domuz sıcağa dayanamayıp çamurun içinde yatıyormuş.

Domuz:
-Niçin geldin, der.

Çekirge:
-Canım domuz, gözüm domuz, bir kıl ver de, dostum karıncayı denizden kurtarayım, der.

Domuz keyfini bozmadan:
-Fındık getirirsen kıl alırsın, der.

Çekirge uça uça, bir fındık ağacına varıp konar ve ona:

-Canım ağaç, gözüm ağaç, bana biraz fındık lâzım, der.

Ağaç dallarım sallayarak:

-Fındık sana niçin lâzım, diye sorar.
-Fındığı domuza vereceğim, domuz da bana bir kıl verecek, kıl ile dostum karıncayı kurtaracağım, der.

Ağaç
-Git kargaya söyle, benim fındıklarımı yemesin, o zaman fındık veririm, der.
Çekirge uça uça kargaya gider.

-Canım karga, gözüm karga, ağaçların fındıklarını
yeme karga, der.

Karga çekirgenin söylediğine şaşırıp:

-Peki niçin, diye sorar.

Çekirge:
-Eğer sen ağacın fındıklarını yemezsen, o bana fındık verecek, fındığı domuza vereceğim, domuz da bana bir kıl verecek, kılla boğulmakta olan karıncayı kurtaracağım, der.

Karga meseleyi anlayıp:
-Git tavuğa söyle, bana bir civciv versin, o zaman ben de fındıklara dokunmam, der.

Çekirge uça uça tavuğa gider:
-Canım tavuk, gözüm tavuk bir civciv versene tavuk, der.

Tavuk:
-Onu ne yapacaksın, diye sorar.

Çekirge:
-Civcivi kargaya vereceğim, karga ağacın fındığını yemeyecek, ağaç bana fındık verecek, fındığı domuza vereceğim, domuz da bana bir kıl verecek, kılla denizde boğulmak üzere olan dostum karıncayı kurtaracağım, der.

Tavuk:
-Ben açım, git bana yem getir de vereyim, der.

Çekirge uça uça ambara gider:
-Canım ambar, gözüm ambar, bana bir avuç arpa versene ambar, der.

Ambar:
-Ya onu ne yapacaksın diye sorar.

Çekirge:
-Onu tavuğa vereceğim, tavuk bana bir civciv verecek, civcivi kargaya vereceğim, karga da ağacın fındıklarını yemeyecek, ağaç bana fındık verecek, fındığı domuza vereceğim, domuz bana bir kıl verecek, kılla denizde boğulmak üzere olan dostum karıncayı kurtaracağım, der.

Ambar:
-Git sıçana söyle, eğer o benim zahirelerimi yemezse, veririm, der.

Çekirge uça uça sıçana varır.
-Canım sıçan, gözüm sıçan, ambarın zahirelerini yeme sıçan, der.

Sıçan ona şaşırıp: ,
-Ya bu da ne için, der.
-Eğer sen ambarın zahirelerini yemezsen, ambar bana arpa verecek, arpayı tavuğa vereceğim, tavuk bana bir civcivini verecek, civcivi kargaya vereceğim, karga ağacın fındığını yemeyecek, ağaç bana fındık verecek, fındığı domuza vereceğim, domuz bana bir kıl verecek, kılla boğulmak üzere olan dostum karıncayı kurtaracağım, der.

Sıçan:
-Git kediye söyle, eğer o bana dokunmazsa, ben de ambarın zahirelerini yemem, der.

Çekirge uça uça kediye gider. Kedi evin köşesine pısmış, tam sıçanı avlıyormuş.

Çekirge:
-Canım kedi, gözüm kedi, sıçana dokunma kedi, der.

Kedi çekirgenin bu yalvarmasına şaşırıp:
-Ya niçin, diye sorar.

Çekirge:
-Eğer sen sıçana dokunmazsan, o ambarın zahiresini yemeyecek, ambar da bana arpa verecek, arpayı tavuğa vereceğim, tavuk bana bir civcivini verecek, civcivi kargaya vereceğim, karga ağacın fındıklarını yemeyecek, ağaç bana fındık verecek, fındığı domuza vereceğim, domuz da bana bir kıl verecek, kılla boğulmak üzere olan dostum karıncayı kurtaracağı der.

Kedi:
-Sığır bana süt verirse, dokunmam, der.

Çekirge uça uça, sığıra varır:
-Canım sığır, gözüm sığır, bana biraz süt versene sığır, der.

Sığır böğür erek:
-Sütü ne yapacaksın, diye sorar.

Çekirge:
-Sütü kediye verirsem, kedi sıçanı yemeyecek, sıçan da ambarın zahirelerini yemeyecek, ambar da bana arpa verecek, arpayı tavuğa vereceğim, tavuk bana bir civcivini verecek, civcivi kargaya vereceğim, karga ağacın fındıklarını yemeyecek, ağaç bana fındık verecek, fındığı domuza vereceğim, domuz da bana bir kıl verecek, kılla denizde boğulmak üzere olan dostum karıncayı kurtaracağım, der.

Sığır:
-Git tarla kuşuna söyle, o bana bir kucak ot versin, o zaman ben de kediye süt veririm, der.

Çekirge uça uça tarla kuşuna varır:
-Canım tarla kuşu- gözüm tarla kuşu, bir kucak ot ver tarla kuşu, der.

Tarla kuşu: ‘.nh -Peki sen otu ne yapacaksın, diye sorar.

Çekirge:-Otu sığıra vereceğim, sığır bana süt verecek, sütü kediye vereceğim, kedi sıçanı yemeyecek, sıçan da ambarın zahirelerine dokunmayacak, ambar bana arpa verecek, arpayı tavuğa vereceğim, tavuk bana civcivini verecek, civcivi kargaya vereceğim, karga da ağacın fındıklarını yemeyecek, ağaç bana fındık verecek, fındığı domuza vereceğim, domuz da bana kıl verecek, kılla denizde boğulmak üzere olan dostum karıncayı kurtaracağım, der.

Tarla kuşu:
-Git buluta söyle, bana su versinler, o zaman ben de sığıra ot veririm, der.

Çekirge uça uça bulutlara varır:
-Canım bulutlar, gözüm bulutlar, biraz yağmur verin, bulutlar, der.

Bulutlar:
-Yağmuru ne yapacaksın, derler.

Çekirge:
– Tarla kuşuna vereceğim, tarla kuşu bana ot verecek, otu sığıra vereceğim, sığır süt verecek, sütü kediye vereceğim, kedi sıçanı yemeyecek, sıçan ambarın
zahirelerine dokunmayacak, ambar bana arpa verecek, arpayı tavuğa vereceğim, tavuk bana civcivini verecek, civcivi kargaya vereceğim, karga da ağacın fındıklarını yemeyecek, ağaç bana fındık verecek, fındığı domuza
vereceğim, domuz da bana bir kıl verecek, kılla denizde boğulmak üzere olan dostum karıncayı kurtaracağım, der.

Bu sözü söylerken onun gözünden akan yaşlan görüp, bulutlar çekirgeyi ve onun dostu karıncayı acır, yağmur verir. Çekirge yağmuru tarla kuşuna verir,
tarla kuşu ona ot verir, otu sığıra verir, sığır süt verir, sütü kediye verir, kedi sıçana dokunmaz, sıçan ambarın zahirelerini yemez, ambar arpa verir, arpayı tavuğa verir, tavuk civciv verir, civcivi kargaya verir, karga ağacın fındıklarını yemez, ağaç fındık verir, fındığı domuza verir, domuz kıl verir, kılı alıp, denizden dostu karıncayı kurtarmak için acele eder. Sahile gidip, kılı dostuna uzatır, karınca da bu kıla asılıp sahile çıkar ve onlar gene gezintilerine devam ederler.

DÜRÜST İLE HİLECİ

You may also like

Salur Kazanın Evinin Yağmanlandığı Destanı

KIRIK KELLE KOPARTAN

KIRIK KELLE KOPARTAN, Köyün birinde bir fukara varmış… Kendi kendine düşünürmüş… Ben bu fukaralıktan nasıl ...
TURNA BABA

TURNA BABA

TURNA BABA, Bir zamanlar varmış, bir zamanlar yokmuş, bir köyde fakir bir adam varmış. Bu ...

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.