Fidan

Dünyadan fazlasıyla nasibini almış, zengin ve güçlü bir adam atına binmiş, gergin yaydan fırlamış ok gibi sürüyordu bozkırda.

Ardında dev bir toz bulutu bırakarak, uçarcasına gidiyordu.

Kendisi de atı da yorulmuştu saatlerdir koşmaktan, koşturmaktan.

Mola verip soluklanmayı düşünürken, az ilerde, birinin, bir şeylerle uğraşmakta olduğunu gördü, atın gemini çekti , yavaşladı.

İndi, yaklaştı .

Saçı sakalı ağarmış, beli bükülmüş, yaşlı, yoksul görünümlü bir adamdı, elindeki meyve fidanını dikmeye çalışıyordu.

Selam verdi.

Adam, toprağı kazmayı sürdürerek karşılık verdi.

‘Yardım etmemi ister misin?’ diye sordu.

‘Sağol’ dedi Yaşlı Adam, soluk soluğa kalmıştı .

Bir zaman oturup adamı seyretti .

Dayanamayıp sordu, ‘ancak birkaç günlük ömrün kalmış, bu ağacı dikip de ne umuyorsun, nedendir bu çaban?’

İhtiyar fidanı yerleştirmiş, toprakla beslemeye başlamıştı çevresini, elleriyle bastırıyordu, ‘bizim için’ dedi, ‘bir zamanlar nice insan fi dan dikti , ağaç yetiştirdi.

Biz de bugüne kadar onların meyvelerini yedik, gölgelerinde uyuduk, arıttığı havayı soluduk.

Şimdi benden sonrakilere borcumu ödüyor, onlar için ağaç dikiyorum’ İhtiyarın sözleri Adam’ı çok etkiledi.

Atın terkisindeki heybesinden bir kese altın çıkarıp, şunu al lütfen’ dedi, ‘fazlasını hak ediyorsun ama yanımda bu kadar var.’

İhtiyar ağacı dikmiş, kırbasındaki suyu dibine dökmüştü.

Eliyle alnındaki teri sildi, yere bağdaş kurarak oturdu.

Keseye ve Adam’ın gözlerine baktı .

Gerçekten samimiydi, duygulanmıştı .

Uzanıp aldı.

‘’İşte’ dedi, ‘evlat, benim ağacın ilk meyvesi bu.

Ömrüm boyunca çalışsam kazanamayacağım bir geliri, bu ağaç bana diker dikmez sağladı.’

Adam elini öpüp, atına bindi.

‘Yolcu yolunda gerek’ diyerek mahmuzladı.

İhtiyar, bozkırda küçüle küçüle kaybolan atlının gözden yitişine baktı .

‘İşimize bakalım’ diyerek ayaklandı, yeni bir fi dan için kazmaya başladı.

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir