Eyvah! Aynayı Kırdık.

Seviye: 10-14 yaş

“Of Anne Ya” adlı hikâyede bisiklet sürerken yaşadığımız olayı anlatacaktım, yarım kalmıştı. Hikâyemize devam edelim.

(Anneme of deyince başıma gelenleri okumak isterseniz tıklayınız.)

Okuldan gelince çantamı eve bırakıp arkadaşlarla bisiklet sürmeye çıktım. Hava çok güzeldi. İçim içime sığmıyordu. Bisikleti kaptığım gibi buluşma yerimiz olan parkın yanına varıp arkadaşları beklemeye başladım.

Hakkı ve Mert kısa süre sonra yanıma geldiler. Fakat Cemil bir türlü gelemedi. Oysa çantaları hemen eve koyup parkta buluşacaktık. Hakkı, “Kesin annesinden izin alamamıştır. Gelmeyeceksen bari haber et arkadaş…” diye söylendi. Mert “Belki başına bir şey gelmiştir. Gidip bakalım bence. Haydi, atlayın bisikletlere.” deyince Cemil gilin eve doğru yola koyulduk. Evlerine vardığımızda Cemil’i bisiklete hava basarken bulduk. Meğer lastiğin havası inmiş. Cemil de şişirmeyi becerememiş. Boyuna lastiğe hava basmaya çalışıyordu. Hakkı hemen lafa girdi:

“Yahu madem teker şişirmeyi bilmiyorsun ne diye eline pompa alırsın arkadaş? Çekil kenara çekil. Maharetli ellerime bırak şu bisikleti.”

Cemil bizi görünce sevindi.

“Ben de sizi çağırmayı düşünüyordum. Bir türlü şişmedi bu ya. Yarım saattir uğraşırım.”

Hakkı biraz şişirmeye çalıştı, tekerin sağına soluna baktı ve sorunu anladı.

“Tabi uğraşırsın aslanım. Patlak bu teker, ondan şişmiyor. Baksana diken batmış tekere.”

“Eee, ne yapacağız şimdi? Bende tamir malzemesi yok. Bisiklet tamircisi de yok yakınlarda. Nasıl tamir edeceğiz? Sizde tamir malzemesi var mı?”

Mert “Siz bekleyin burda. Tanıdığım bir tamirci var. Ben çabucak malzemeleri alıp geleyim. 10 dakikaya burda olurum inşallah.” dedi ve son hızla pedal çevirerek tamircinin yolunu tuttu. Hakkı ve Cemil’le Mert’i beklemeye başladık. Beklerken boş duracağıma ben de eve varıp gözlüğümü alayım dedim. Aceleyle evden çıkınca gözlüğü takmayı unutmuşum. Gözlüğü takmayınca etrafı bulanık görmeye başladım.

“İkiniz oturadurun. Ben de evden gözlüğü alıp geleyim.” dedim. Hakkı:

“Oooo, herkes bir yerlere gidiyor, güya bisiklet sürecektik.”

“Ne yapayım kardeşim, gözlük bu. Çok meraklı değilim ben de takmaya. Olmayınca olmuyor, bulanık görmeye başlıyorum. Senin tuzun kuru tabi. Yarıyıl tatilinde beraber oynadık bilgisayarı ama nedense sadece benim gözler bozuldu.”

Hakkı alaycı bir gülüş attı.

“Çok narinsin be Yusufçuğum. Madem bu kadar narinsin ne işin var bilgisayar başında? Kendini benimle bir tutarsan olacağı buydu.”

“Hakkııııı”

“Tamam tamam, haydi git sen. Ben nasılsa beklemeye alıştım.”

Bisiklete atladım. Daha bir kaç pedal çevirmiştim ki pat diye yandaki arabanın aynasına çarpmam bir oldu. Ayna bir anda şangır şungur diye kırıldı. Şok olmuştum. Ne yapacağımı bilemedim. Hakkı’yla Cemil hemen ayağa kalkıp yanıma koştular.

“Ne yaptın Yusuf? Aynayı kırmışsın. Hem de Rasim Amca’nın arabası bu. Ayvayı yedik. Rasim Amca çok ters biridir.” dedi panikle.

Ne diyeceğimi bilmiyordum. Gözlerim bulanık gördüğü için arabanın yanından geçerken aynaya çarpmışım. Öylece bakakaldım. Yerine takılıp tamir edilecek gibi de değildi. Hakkı üzgün bir ses tonuyla:

“Bittin oğlum sen. Az para değil bu aynalar. Babana ne hesap vereceğini düşün bence.”

“Yapma ya, çok mu pahalıdır bu aynalar?” dedi Cemil.

“Tabi pahalı. Geçen İsmail anlattı. Babası aynayı değiştirmiş de baya bir para vermiş. Ayna küçük bir şey ama maalesef fiyatı göründüğü gibi değil.”

Hakkı öyle deyince iyice panik oldum.

“Ne yapsak ya? Nasıl öderim bunu? Babama ne derim? Kimse görmeden kaçsak mı?” dedim. Hakkı dündne razıydı kaçmaya. Cemil ise kararsızdı. Biz ne yapacağımızı düşünürken Mert geldi.

“Haydi Mert gidiyoruz.” dedi Hakkı. Mert yerdeki ayna parçalarına baktı, bize baktı, olayı anlamıştı. “Nasıl oldu bir anlatın hele.” dedi. Hakkı, Mert’e olan biteni anlattı.

“Çözüm olarak bulduğunuz yöntem bu mu? Kaçmak mı?” dedi sitemle. Cemil cevap verdi:

“İyi de sen Rasim Amca’yı tanımıyorsun. Çok ters biridir. Hem de aynalar çok pahalıymış. Yusuf’un babası çok kızacak. En iyisi  olayı başka kimse görmeden burayı terk edelim.”

“İyi de biz hatamızı bu şekilde mi telafi edeceğiz? Macit Hoca doğruluktan ayrılmayın diye tembihlemedi mi bizi? ‘Doğruluk her zaman kazandırır, Allah doğruların yardımcısıdır.’ demedi mi? Hiç yakıştıramadım size. Birileri sizin arabanızın aynasını kırıp kaçsa ne hissederdiniz bir düşünün. Bu sorunu doğruluktan ayrılmadan çözeceğiz.” dedi Mert.

Mert’in bu sözleri utandırmıştı bizi. Başımızı önümüze eğdik ve tek kelime cevap veremedik. Haklıydı çünkü. Sonuçta bilerek kırmadım. Hatamı başka bir hata ile telafi edemezdim.

Hep beraber Rasim Amca’nın dairesine çıktık. Zile basmaya korkuyorduk hepimiz. Rasim Amca’ya ne diyecektik? Mert “Haydi Bismillah” dedi ve zile bastı. Kapıyı Rasim Amca açtı. Mert konuşmam için bani dürttü. “Şey, Rasim Amca, kem, küm ayna, bisiklet, gözlük, valla bilerek olmadı…” Heyecandan saçmalıyordum, ne söylediğimi ben bile anlamadım. Rasim Amca da boş boş bize bakıyor, dediklerimi anlamlandırmaya çalışıyordu. Mert devreye girdi ve olan biten her şeyi anlattı. Mert anlattıkça Rasim Amca’nın yüzü geriliyor, bakışları sertleşiyordu. Onun bakışlarına dayanamadım ve

“Rasim Amca lütfen kızma. Aynayı kırınca korkup kaçacaktık fakat hocamızın doğruluktan ayrılmamamız gerektiğini tembihlediğini hatırladık. Babama söyleyip masrafı neyse karşılayacağım. Babam karşılamasa bile çalışır, para kazanır yine öderim.” dedim.

Benim bu sözlerim üzerine Rasim Amca yumuşadı. Yüz hatlarındaki gerginlik kayboldu. Yerini hafif bir gülümseme aldı ve

“Böyle dürüst davrandığınız için kutlarım sizi çocuklar. Hele öğretmeninizi çok takdir ettim. Çok iyi yetiştirmiş sizi. Aileleriniz sizin gibi birer evlatları oldukları için çok şanslılar. Senin sözüne güveniyorum oğlum. Ben aynayı taktırır fiyatını size söylerim.” dedi.

Rasim Amca’nın bu şekilde davranacağını hiç beklemiyorduk. Sevincimiz hepimizin yüzünden okunuyordu. Üzerimizden adeta tonlarca ağırlıktaki bir yük kalkmıştı. Rasim Amca’ya teşekkür edip koşarak aşağıya indik. Sevinçten içimiz kıpır kıpırdı, yerimizde duramıyorduk. Birbirimize sarıldık. Yaptığımız hatayı telafi etmenin ilk adımını atmış ve başarılı da olmuştuk.

Cemil’in bisikleti tamir ettikten sonra güle oynaya gün batana kadar bisikletle bir o yana bir bu yana gezmedik yer bırakmadık. Akşam babam gelince olan biten her şeyi anlattım babama. Gözlük takmadan dışarı çıktığım için biraz kızsa da dürüst davrandığım için “Aferin. Yalan söyleseydiniz ve oradan kaçsaydınız bu dünyada olmasa bile öbür dünyada sizin yaptığınız elbet ortaya çıkacaktı. Hatanızla yüzleşip dürüst davrandığınız için seninle ve arkadaşlarınla gurur duyuyorum.” dedi. Birkaç gün sonra da Rasim Amca’ya borcumuzu ödedi.

Başımızdan geçenleri Macit Hoca’ya anlatınca o da bizimle gurur duydu. Dürüstlüğümüz sayesinde insanların güvenini ve takdirini kazandık. Hatamızı telafi etmeyi öğrendik. Gerçekten dürüstlük her zaman kazandırıyormuş…

Yazan: Bekir Salih KORKMAZ

Cevap yaz