Bir Çift Ayakkabı

Eşeği Kızdıran Sinek

Mehmet, kitaplarını taşımaktan yorulan kardeşlerine yardım ediyordu.

Aslında Mehmetlerin köyünde okula gidilirken çok kitap götürmezdi çocuklar.

Sadece kalem ve defterlerini yanlarında taşırlar, kitaplarını okulda okurlardı.

Evde de okuyacak kitapları olurdu çocukların.

Bugün taşınacak kitapların çok olması kandil sebebiyleydi.

Üç aylar başladığında köyde hediyeleşmeler, ikramlar hatta neşe bile artardı.

Her zaman dolu olan cami daha çok dolar.

Akşamlar uzar, misafirlikler artardı.

Ve tabi bu coşkudan en büyük hisseyi çocuklar alırdı.

Yine öyle olmuştu.

Hediye kitaplarını alan çocuklar okuldan evlerine yürüyorlar, birbirlerine Regaip nedir, Miraç nedir, diye soruyorlardı.

Üç mübarek ayın önemli günleriydi bunlar.

Anlamını bilenler söylüyor, bilmeyenler öğrenmeye çalışıyordu.

Mehmet, elindeki kitapları taşımaktan iyice yorulmuştu ki Hüseyinlerin küçük eşeğini gördü.

İnatçıydı ama yükünü azaltabilirdi Mehmet’in.

Hüseyin de Mehmet’in elindeki kitapları görmüş ona yardıma gelmişti besbelli.

Evlere dağılırken çocuklar, Mehmet Hüseyin ile sohbete dalmış küçük eşek de yanlarında yürüyordu.

Hüseyin, Mehmet ile yaşıttı;

Kur’ an okumayı bilir, namazlarını camide kılmayı çok severdi.

Mehmet’ e Peygamberimizin İsra mucizesini anlatıyordu ve “Onun Miraç’ tan getirdiği en müthiş hediye namazdır, ne güzel bir hediyedir, namaz kılınca insan kendini ne kadar büyümüş hissediyor ama değil mi kardeşim?” diyordu.

Mehmet başını salladı, ilk namaza başladığı zamanları ve neler hissettiğini hatırladı…

Küçük eşeğin sesi ve aniden duraklamasıyla Mehmet ve Hüseyin de durdu.

Eşek yürümek istemiyor, içinde kitapların bulunduğu sırtındaki eyeri sağa sola sallıyordu.

Hüseyin, yine inadı tuttu bunun, dedi sinirli sinirli.

Eliyle ipinden çekti ama eşek kıpırdamadı yerinden.

Mehmet küçük eşeğin kafasını salladığını fark etti.

Ve sonra eşeğin kulağına yakın yerde uçan sineği gördü.

Parmağını ağzına götürerek Hüseyin’ e sus işareti yaptı.

Hüseyin de meraklanmıştı.

İki arkadaş, eşeğin kulağının yanında vızıldayan ve konuşan sineği fark ettiler çok geçmeden.

Sinek, fark edildiğini anlamış biraz daha yüksekten uçarak sesini Mehmet ve Hüseyin’e duyurmayı başarmıştı.

Sinek, Cuma suresinde, senin gibi kitap taşıyıp da o kitabı okumayan, anlamayan, öğrendiklerini uygulamayanlardan bahsediyor küçük eşek, diyordu.

Eşeği kızdıran bu sinek ve onun sözleriydi anlaşılan.

Hüseyin, bu saydıkların küçük eşeğin görevi değil, kitapları okumak, anlamak ve hayatta uygulamak insanların görevi, dedi sineğe!

Sinek, görevinizi unutmayın öyleyse, dedi ve uzaklaştı. Mehmet şaşırmıştı, ayetlerin sadece ona anlatıldığını zannediyordu, oysa Hüseyin de aynı maceraya çoktan katılmıştı.

İki arkadaş ayrılana kadar, okuduklarını anlamak ve uygulamak görevlerini düşündüler bu güzel kandil gününde.

Kaynak: Diyanet

Leave a Reply