En Kıymetli Merhem, Bölgenin en hareketli kasabası Suju’da her yıl ekim ayı, birbirinden büyülü festivallerle geçermiş. Özel sirkler kurulur, rengârenk
şekerlemeler dağıtılır, sihirbazlar çocukları eğlendirmek için kendi aralarında yarışırmış. Çocuklar, yıl boyunca ekim ayının gelmesini sabırsızlıkla beklermiş. İşte o sabırsız çocuklardan biri de yaşıtlarına göre biraz kısa, zayıf ve altın rengi saçları gözlerine düşen o Küçük Çocuk ‘muş.

İşte o Küçük Çocuk, festival zamanı geldiğinde herkesten erken kalkmış, abisinin ona verdiği Bilgin Kitap’ı çantasına koymuş ve sessizce evdekilerin uyanmasını beklemiş. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da festivale dedesiyle gidecekmiş.

Kısa bir yürüyüşün ardından festival alanına varmışlar. Kocaman uçan turtalara binen çocuklar, önlerindeki çakıl taşlarına ellerini attıkça diledikleri renkte sihirli taşlar çıkaran takı ustaları, dev oyuncak ayıları büyülü asalarıyla oynatan kuklacılar…

Daha neler, neler… Festival alanında gördükleri inanılmazmış. Küçük Çocuk, festivalden gelen cıvıl cıvıl, neşe dolu sesleri duydukça heyecanla dedesinin elini daha sıkı kavrıyor, gördüğü her yeni şeyi dedesine gösteriyormuş. Ancak yaşlı adam, Küçük Çocuk ’un istese de her sorusunu yanıtlayamıyormuş. Kendi zamanına göre yeni olan tüm bu eğlenceler, ona çok farklı geliyormuş.

Tam da bu nedenden dolayı festivalden çok önce abisi, Küçük Çocuk ’a Bilgin Kitap’ını ödünç vermiş. Çocuk, hangi sorunun yanıtını arıyorsa, Bilgin Kitap’ın sayfaları da o soruya yanıt verecek bilgileri sunuyormuş.

Festivalde biraz vakit geçirip oyunlar oynadıktan sonra Küçük Çocuk ve dedesi yemek yemek için bir karnabaharcının önünde durmuşlar. Tam o sırada karşılarındaki iri yarı, önlüklü adamın bağırışıyla irkilmişler ve herkesin gözleri o yöne çevrilmiş. İri adam, elindeki cılız baykuşu insanların önüne doğru fırlatmış ve arkasından bağırmaya devam etmiş: “Bana sadece masrafsın! Bu merhem için ne kadar ödedim, haberin var mı senin? Bu bile işe yaramadıysa senin iyileşeceğin falan yok! Artık aramızda olamazsın!
Yoksa diğerlerini de hasta edeceksin.”

Görkemli kabarık tüyleri olan diğer gösteri baykuşlarının yanında, tüyleri yolunmuş gibi kızarık duran teniyle solmuş görünen bu baykuş ilk bakışta fark ediliyormuş. Küçük Çocuk olanları görür görmez yerinden fırlayıp Baykuş’a doğru yönelmiş, onu ellerinin arasına almış. Önce dedesinden izin almış, ardından çantasından Bilgin Kitap’ı çıkarmış, çünkü Baykuş’u nasıl  iyileştireceğini öğrenmek istiyormuş. Birkaç sayfa çevirince baykuşu
kurtarmak için ne yapması gerektiğini bulup okumaya başlamış. Heyecan içinde iri adama dönüp, “Ben de merhem sürmeyi deneyebilir miyim?” diye sormuş. İri adam umursamaz bir tavırla önce elindeki pahalı merheme, sonra da çocuğa bakmış. Çok daha ucuz olan başka bir merhemi almış ve çocuğun kucağına atmış. “Al” demiş, “Baykuş da bu merhem de senin olsun. Bu kuşa daha fazla harcama yapamam! Gösteriye hazırlanmam gerek.”

Küçük Çocuk, kitabı bir kenara bırakmış, Baykuş’a sessizce, “Sen çok güzel
bir kuşsun” demiş. Adamın kucağına attığı merhemden küçük parmaklarına alarak Baykuş’a yavaş yavaş, okşarcasına sürmeye başlamış. Sahibi onu gruptan attığından beri başı eğik duran bu cılız baykuş, gördüğü içten ilgi ve sevgi karşısında şaşırıp kalmış, kocaman açılmış gözlerini çocuktan ayıramamış. Çocuk ise Baykuş’a bir yandan merhem sürmeye, bir yandan hoş sözler söylemeye, bir yandan da onu sevip okşamaya devam ediyormuş.

Baykuş, çocuğun bu içten yaklaşımını görünce kendisini gerçekten güvende hissetmiş. Az sonra usulca boynunu yana eğerek başının altındaki yarayı çocuğa göstermiş. Çocuk, içi cız ederek merhemden biraz daha almış ve
küçük dokunuşlarla yaranın üzerini tamamen kapatmış.

Baykuş’a “İyileşeceğini biliyorum, sandığından daha güçlüsün sen” demiş. İşte bu sözlerin ardından Baykuş, kanatlarını başının üstüne çekip olduğu yerde kıpırdanmaya başlamış. Birkaç saniye içinde yaralarının üstü ışıldayarak kapanmış, tüysüz yerlerinde yeniden ışıltılı tüyleri çıkmış. Çocuğun avucunda silkelenen kuşun tüm hasta ve solmuş tüyleri dökülmüş. Ardından çıplak kalan teni tıpkı diğer baykuşlarınki gibi görkemli, kabarık ve renkli tüylerle kaplanmış. Baykuş kanatlarını çırptığı gibi göğe doğru havalanmış, Küçük Çocuk ’un başının üstünde halkalar çizmiş, kanatlarından sihirli yıldızlar ve simler yağdırarak Küçük Çocuk ’a gülümsemiş.

Gruptaki diğer baykuşların da iyileşen arkadaşlarına katılmasıyla tüm baykuşlar, Küçük Çocuk ’un etrafında coşkuyla uçmaya ve gösterilerini sergilemeye başlamış. Baykuşlar gösterilerini bitirip yanından ayrılırken Küçük Çocuk, yerde çok güzel bir tüy görmüş ve bu tüyü Bilgin Kitap’ının arasına koyup hatıra olarak ömrü boyunca saklamaya karar vermiş.

Melisa Paçacı

PERİ PADİŞAHI

You may also like

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.