Emanet

Zamanın birinde birbirini çok seven iki komşu varmış.

Kendi yağıyla kavrulan, kalpleri iyilik dolu insanlarmış.

Bu komşulardan biri hacca gitmeye karar vermiş.

Komşusuna gidip:

– Komşum Allah nasip ederse, hac için yarınki kervana katılacağım.

Benim üç koyunum var. Biliyorsun hanımım hasta. Koyunlara bakamaz.

Senden bir isteğim olacak. Ben dönene kadar bu üç koyuna bakıp sağdığın sütün yarısını hanımıma ver, yarısını da emeğine karşılık sen al, deyince komşusu hiç tereddüt etmeden:

– Tabii bakarım komşum, ne demek? Sen de bize bol bol dua edersin, demiş.

Adam komşusunun koyunlarını özenle besliyor, her gün sağdığı sütün yarısını götürüp komşusunun evine bırakıyormuş.

İmtihan bu ya komşusunun koyunları bol bol süt verirken, kendi koyunlarının sütü iyice azalıyormuş.

Bir gün adamın karısı:

– Bey, görüyorsun bizim koyunların sütü iyice azaldı.

Komşununki ise gayet bol. Sen yarısını komşuya veriyorsun, ama tek başına bir kadına o süt çok gelir.

Oysa biz çoluk çocuk kalabalığız.

Elimizdeki süt; yoğurt, peynir yapmaya yetmiyor.

Komşunun hanımına yetecek kadar süt verelim, artanın hepsi bizim olsun, demiş.

Adam düşünmüş. Karısı çok haklıymış.

Ertesi gün komşusunun koyunlarını sağmış.

Sütten küçük bir tas komşusuna ayırıp kalanı kendi sütüne katacakken kalbinde derin bir sızı duymuş.

“Estağfirullah” diye diye komşusunun sütünü her zamanki gibi ikiye bölüp kaba koymuş.

Yol boyu aynı teşbihi söyleyerek komşusunun evine varmış.

Kapıyı açan komşusunun hanımı mahcup bir sesle:

– Kardeşim hakkını helal et seni yoruyoruz.

Her gün kapımıza bolca süt getiriyorsun.

Biliyorsun ben hastayım, bu kadar sütü tek başıma tüketemiyorum.

Artık bana küçük bir tas süt getirsen yeter.

Ayrıca bugüne kadar getirdiğin sütlerden de size peynir yaptım, bunu al, afiyetle ye.

Emeğinin karşılığı olmaz ama…

Adam ne diyeceğini bilemez bir halde kapıda kalakalmış.

Kaynak: Diyanet

Leave a Reply