Hurma Ağacı

Reşit Usta, uykusunu alamamış kanlı gözleriyle etrafına öfke saçıyor; sudan sebeplerle bağırıp çağırıyordu:

– Oğlum işini düzgün yapsana!

– Şu malzemeleri hemen içeriye taşıyın!

Yorgun ve bıkkın bir hâlde bıraktı kendini sandalyesine. Böyle olmayacaktı.

Yatmak, uyumak bir işkence olmuştu artık.

Son birkaç aydır içinde bir sıkıntı vardı ve gitgide büyüyordu.

Hanımının sözünü dinleyip Hakkı amcaya danışmalıydı.

Ne de olsa dindar, ilim sahibi bir insandı; belki o yardım ederdi.

Hakkı amcayı Kuran okurken buldu.

Ne kadar da huzurlu görünüyordu, imrendi onu böyle görünce.

Hakkı amca, Reşit Ustayı fark edince Kuran okumaya ara verdi:

– Reşit, evladım hoş geldin. Hangi rüzgâr attı seni buraya.

– Sorma Hakkı amca, yardımına ihtiyacım var.

Reşit Usta, Hakkı amcanın ellerini öptükten sonra günlerdir yaşadıklarını ve içindeki sıkıntıyı anlattı.

Hakkı amca, Reşit Ustanın gözlerinin içine bakarak:

– Belki fark etmediğin, basit gördüğün bir hatan sebebiyle içindeki sıkıntı gitgide büyümüştür. İyice bir düşün.

Çok şaşırmıştı Reşit Usta.

Ne olabilirdi bu hata.

Teşekkür edip iş yerine döndü.

Tezgâhın başına geçip elindeki dolabı bitirmeye koyuldu.

Bir yandan düşünüyor bir yandan çalışıyordu.

Yılların marangozuydu. El emeği, göz nuru dolaplar, masalar, sandalyeler yapardı.

Çok hünerliydi ama artık makinelerle hızlı üretim yapan fabrikalarla yarışamıyordu.

Bu işi daha fazla yürütemeyeceğini farkındaydı.

Emekli olmasına az kalmıştı zaten.

– Yapıştırıcı! Yapıştırıcı nerede çocuklar?

– Bir yapıştırıcının fiyatı olmuş şu kadar, ne yapayım ben?

Birden şimşekler çaktı beyninde.

“Yapıştırıcı” diye sayıklarcasına tekrarladı. “Evet, evet yapıştırıcı!”

Son zamanlarda yapıştırıcıyı eskisinden daha az sürüyordu.

Pahalıydı çünkü ne yapsındı.

Ama eskisi kadar sağlam olmuyordu yaptıkları tabii.

Ayıpladı kendini.

Böyle görmemişti oysa ustalarından.

Malzemeden eksiltmek büyük suç sayılırdı ustalıkta.

Bolca sürdü yapıştırıcıyı, hatasını nasıl telafi edeceğini düşünürken.

Kaynak: Diyanet

Leave a Reply