Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı

By 2 Şubat 2021Şubat 6th, 2021Cesaret Hikayeleri, Destanlar
Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANINI BEYAN EDER HANIM HEY

Dede Korkut

BİR gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı.

Şâmî’ otağını yer yüzüne diktirmişti.

Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti.

Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti.

Hanlar hanı Han Bayındır yılda bir kere ziyafet verip Oğuz beylerini misafir ederdi.

Gene ziyafet tertip edip attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirmişti.

Bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ kurdurmuştu.

Kimin ki oğlu kızı yok, kara otağa kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin demişti.

Oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa kondurun, oğlu kızı olmayana Allah Teâlâ beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, belli bilsin demiş idi.

Oğuz beyleri bir bir gelip toplanmağa başladı.

Meğer Dirse Han derlerdi bir beyin oğlu kızı yok idi.

Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Serin serin tan yelleri estiğinde
Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda
Büyük cins atlar sahibini görüp homurdandığında
Aklı karalı seçilen çağda
Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca
Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda

sabahın ilk aydınlığında Dirse Han kalkarak yerinden doğrulup, kırk yiğidini beraberine alıp Bayındır Hanın sohbetine geliyordu.

Bayındır Hanın yiğitleri Dirse Hanı karşıladılar.

Getirip kara otağa kondurdular.

Kara keçe, altına döşediler.

Kara koyun yahnisinden önüne getirdiler.

Bayındır Handan buyruk böyledir hanım, dediler.

Dirse Han der:

Bayındır Han benim ne eksikliğimi gördü, kılıcımdan mı gördü, soframdan mı gördü, benden aşağı kimseleri ak otağa, kızıl otağa kondurdu, benim suçum ne oldu ki kara otağa kondurdu dedi.

Dediler: Hanım, bugün Bayındır Handan buyruk şöyledir ki oğlu kızı olmayana Tanrı Teâlâ beddua etmiştir, biz de beddua ederiz demiştir dediler.

Dirse Han yerinden kalktı, der:

Kalkarak yiğitlerim yerinizden doğrulun, bu garâip bana ya bendendir ya hatundandır dedi.

Dirse Han evine geldi. Çağırıp hatununa söyler, görelim hanım ne söyler:

Deyiş Der:

Beri gel başımın bahtı evimin tahtı
Evden çıkıp yürüyünce servi boylum
Topuğunda sarmaşınca kara saçlım
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
Çift badem sığmayan dar ağızlım
Kavunum yemişim düvleğim 
Görüyor musun neler oldu

(Düvlek: küçük kavun, güzel kokan küçük kavun, şamama)

Kalkarak Han Bayındır yerinden doğrulmuş,

bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ,

bir yere kara otağ diktirmiş, oğulluyu ak otağa,

kızlıyı kızıl otağa, oğlu kızı olmayanı kara otağa kondurun,

kara keçe altına döşeyin,
kara koyun yahnisinden önüne getirin,

yerse yesin, yemezse kalksın gitsin, onun ki oğlu kızı olmaya Tanrı Teâlâ ona beddua etmiştir, biz de beddua ederiz demiş.

Ben varınca gelerek karşıladılar kara otağa kondurdular,
kara keçe altıma döşediler,

kara koyun yahnisinden önüme getirdiler,

oğlu kızı olmayana Tanrı Teâlâ beddua etmiştir,

biz de beddua ederiz, belli bil dediler.

Senden midir, benden midir, Tanrı Teâlâ bize bir topaç gibi oğul vermez nedendir dedi, söyledi:

Der:
Han kızı yerimden kalkayım mı
Yakan ile boğazından tutayım mı
Kaba ökçemin altına atayım mı
Kara çelik öz kılıcımı elime atayım mı
ö z gövdenden başını keseyim mi
Can tatlılığını sana bildireyim mi
Alca kanını yer yüzüne dökeyim mi
Han kızı sebebi nedir söyle bana
Müthiş gazap ederim şimdi sana
dedi.

Dirse Hanın hatunu söylemiş, görelim ne söylemiş.

Der: Hey Dirse Han, bana gazap etme, incinip acı sözler söyleme, yerinden kalk, alaca çadırını yer yüzüne diktir, attan  aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kes, İç Oğuzun Dış Oğuzun beylerini başına topla, aç görsen doyur, çıplak görsen donat, borçluyu borcundan kurtar, tepe gibi et yığ, göl gibi kımız sağdır, büyük ziyafet ver, dilek dile, olur ki bir ağzı dualının hayır duası
ile Tanrı bize bir topaç gibi çocuk verir dedi.

Dirse Han dişi ehlinin sözü ile büyük bir ziyafet verdi, dilek diledi.

Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi.

İç Oğuz, Dış Oğuz beylerini başına topladı.

Aç görse doyurdu.

Çıplak görse donattı.

Borçluyu borcundan kurtardı.

Tepe gibi et yığdı, göl gibi kımız sağdırdı.

El kaldırdılar, dilek dilediler.

Bir ağzı dualının hayır duası ile Allah Teâlâ bir çocuk verdi.

Hatunu hâmile oldu.

Bir nice müddetten sonra bir oğlan doğurdu.

Oğlancığını dadılara verdi, baktırdı.

Ata ayağı çabuk1, ozan dili çevik olur.

Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür.

Oğlan on beş yaşına girdi.

Oğlanın babası Bayındır Hanın ordusuna karıştı.

Meğer hanım, Bayındır Hanın bir boğası var idi, bir de erkek devesi var idi.

O boğa sert taşa boynuz vursa un gibi öğütürdü.

Bir yazın bir güzün boğa ile erkek deveyi savaştırırlardı.

Bayındır Han kudretli Oğuz beyleri ile temaşa ederdi, seyreder eğlenirdi.

Meğer sultanım, gene yazın boğayı saraydan çıkardılar.

Üç kişi sağ yanından, üç kişi sol yanından demir zincir ile boğayı tutmuşlardı.

Gelip meydanın ortasında koyu verdiler.

Meğer sultanım, Dirse Hanın oğlancığı üç de kabile çocuğu meydanda aşık oynuyorlardı.

Boğayı koyu verdiler, oğlancıklara kaç dediler.

O üç oğlan kaçtı.

Dirse Hanın oğlancığı kaçmadı, ak meydanın ortasında baktı durdu.

Boğa da oğlana sürdü geldi.

Diledi ki oğlanı helâk kılsın.

Oğlan yumruğu ile boğanın alnına kıyasıya tutup vurdu.

Boğa geri geri gitti.

Boğa oğlana sürdü tekrar geldi.

Oğlan yine boğanın alnına yumruğu ile sert vurdu.

Oğlan bu sefer boğanın alnına yumruğunu dayadı, sürdü meydanın başına çıkardı.

Boğa ile oğlan bir hamle çekiştiler, iki kürek kemiğinin üstüne boğanın köpük bağlandı.

Ne oğlan yener, ne boğa yener.

Oğlan fikreyledi, der: Bir dama direk vururlar, o dama destek olur, ben bunun alnına niye destek oluyorum duruyorum dedi.

Oğlan boğanın alnından yumruğunu giderdi, yolundan savuldu.

Boğa ayak üstünde duramadı, düştü tepesinin üstüne yıkıldı.

Oğlan bıçağına el attı, boğanın başını kesti.

Oğuz beyleri gelip oğlanın başına toplandılar, aferin dediler.

Dedem Korkut gelsin, bu oğlana ad koysun, beraberine alıp babasına varsın, babasından oğlana beylik istesin, taht alı versin dediler.

Çağırdılar, Dedem Korkut gelir oldu.

Oğlanı alıp babasına vardı.

Dede Korkut oğlanın babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:
Hey Dirse Han beylik yer bu oğlana
Taht ver erdemlidir 
Boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana
Biner olsun hünerlidir
Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana
Etlik olsun hünerlidir
Develerden kızıl deve ver bu oğlana
Yük taşıyıcı olsun hünerlidir
Altın başlı otağ ver bu oğlana
Gölge olsun erdemlidir
Omuzu kuşlu cübbe elbise ver bu oğlana
Giyer olsun hünerlidir

Bayındır Hanın ak meydanında bu oğlan cenk etmiştir, bir boğa öldürmüş senin oğlun, adı Boğaç olsun, adını ben verdim yaşını Allah versin dedi.

Dirse Han oğlana beylik verdi, taht verdi.

Oğlan tahta çıktı, babasının kırk yiğidini anmaz oldu.

O kırk yiğit haset eylediler, birbirine söylediler:

Gelin oğlanı babasına çekiştirelim, olur ki öldürür, gene bizim izzetimiz hürmetimiz onun babasının yanında hoş olur, ziyade olur dediler.

Vardı bu kırk yiğidin yirmisi bir yana, yirmisi de bir yana oldu, önce yirmisi vardı, Dirse Hana şu haberi getirdi, der: Görüyor musun Dirse Han neler oldu, murada maksuda ermesin, senin oğlun kötü çıktı hayırsız çıktı, kırk yiğidini yanına aldı, kudretli Oğuzun üstüne yürüyüş etti, nerede güzel ortaya çıktı ise çekip aldı, ak sakallı ihtiyarın ağzına sövdü, ak bürçekli kadının sütünü çekti, akan duru sulardan haber geçer, çapraz yatan Ala Dağdan haber aşar, hanlar hanı Bayındıra haber varır, Dirse Hanın oğlu böyle görülmemiş şey yapmış derler, gezdiğinden öldüğün daha iyi olur,
Bayındır Han seni çağırır, sana müthiş gazap eyler, böyle oğul senin nene gerek, böyle oğul olmaktan olmamak daha iyidir, öldürsene dediler.

Dirse Han varın getirin, öldüreyim dedi.

Böyle diyince hanım, o namertlerin yirmisi daha çıka geldi ve bir dedikodu onlar da getirdiler.

Der: Kalkarak Dirse Han senin oğlun yerinden doğruldu, göğsü güzel koca dağa ava çıktı, sen var iken av avladı kuş kuşladı, anasının yanına alıp geldi, al şarabın keskininden aldı içti, anası ile sohbet eyledi, babasına kast eyledi, senin oğlun kötü çıktı hayırsız çıktı, çapraz yatan Ala Dağdan haber geçer, hanlar hanı Bayındıra haber varır, Dirse Hanın oğlu böyle görülmemiş şey yapmış derler, seni çağırtırlar, Bayındır Hanın katında sana gazap olur, böyle oğul nene gerek, öldürsene dediler.

Dirse Han der: Vann getirin öldüreyim, böyle oğul bana gerekmez dedi.

Dirse Hanın hizmetkârları der: Biz senin oğlunu nasıl getirelim, senin oğlun bizim sözümüzü dinlemez, bizim sözümüzle gelmez, kalkıp yerinden doğrul, yiğitlerini okşa beraberine al, oğluna uğra, yanına alıp ava çık, kuş uçurup av avlayıp oğlunu oklayıp öldürmeğe bak, eğer böyle öldürmezsen bir türlü daha öldüremezsin, belli bil dediler.

Deyiş
Serin serin tan yelleri estiğinde
Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde
Büyük cins atlar sahibini görüp homurdandığında
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda
Aklı karalı seçilen çağda
Kudretli Oğuzun gelininin kızının bezendiği çağda
Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca
Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda

sabahın ilk aydınlığında Dirse Han yerinden kalktı.

Oğlancığını yanına alıp kırk yiğidi beraberine aldı, ava çıktı.

Av avladılar, kuş kuşladılar.

O kırk namerdin bir kaçı oğlanın yanına geldi, der: Baban dedi geyikleri kovalasın getirsin benim önümde tepelesin, oğlumun at koşturuşunu, kılıç çalışını, ok atışını göreyim, sevineyim,
kıvanayım, güveneyim dedi, dediler. Oğlandır ne bilsin, geyiği kovalıyordu, getiriyordu, babasının önünde vuruyordu.

Babam at koşturuşuma baksın kıvansın, ok atışıma baksın güvensin, kılıç çalışıma baksın sevinsin diyordu.

O kırk namertler derler: Dirse Han, görüyor musun oğlanı, kırda bayırda geyiği kovalıyor senin önüne getiriyor, geyiğe atarken ok ile seni vurup öldürecek, oğlun seni öldürmeden sen oğlunu öldürmeğe bak dediler.

Oğlan geyiği kovalarken babasının önünden gelip gidiyordu.

Dirse Han Korkut sinirli sert  yayını eline aldı.

Üzengiye kalkıp kuvvetle çekti, doğrultup attı, oğlanı iki küreğinin arasından vurup çaktı, yıktı.

Ok isabet etti, alca kanı fışkırdı koynu doldu, büyük cins atının boynunu kucakladı yere düştü.

Dirse Han istedi ki oğlancığının üstüne gürleyip düşsün.

O kırk namert bırakmadı.

Atının dizginini döndürdü, yurduna gelir oldu.

Dirse Hanın hatunu oğlancığımın ilk avıdır diye attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi, kanlı Oğuz beylerine ziyafet vereyim dedi.

Toparlanıp yerinden kalktı, kırk ince kızı beraberine aldı, Dirse Hana karşı vardı.

Başını kaldırdı Dirse Hanın yüzüne ’ baktı.

Sağ ile soluna göz gezdirdi, oğlancığını görmedi.

Kara bağrı sarsıldı, bütün yüreği-oynadı, kara süzme gözleri kan yaş doldu.

Çağırıp Dirse Hana söyler, görelim hanım ne söyler:

Beri gel başımın bahtı evimin tahtı
Han babamın güvey isi
Kadın anamın sevgisi
Babamın anamın verdiği
Göz açıp da gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
A Dirse Han
Kalkarak yerinden doğruldun
Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin
Göğsü güzel koca dağa ava çıktın
İki vardın bir geliyorsun yavrum hani
Karanlık gecede bulduğum oğul hani
Çıksın benim görür gözüm a Dirse Han yaman seğriyor

Kesilsin oğlanın emdiği süt damarım yaman sızlıyor
Sarı yılan sokmadan akça tenim kalkıp şişiyor
Yalnızca oğul görünmüyor bağrım yanıyor
Kuru kuru çaylara su saldım

Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim
Aç görsem doyurdum çıplak görsem donattım
Tepe gibi et yığdım göl gibi kımız sağdırdım
Dilek ile bir oğul zorla buldum
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçur dunsa söyle bana
Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana
Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana
Kara giyimli azgın dinli kâfirlere bir oğul aldırdınsa söyle bana
Han babamın katına ben varayım
Ağır hazine bol asker alayım
Azgın dinli kâfire ben varayım
Paralanıp cins atımdan inmeyince
Yenim ile alca kanımı silmeyince
Kol but olup yer üstüne düşmeyince
Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Kara başım kurban olsun bugün sana

dedi, feryat figan eyledi ağladı.

Böyle deyince Dirse Han hatununa cevap vermedi, o kırk namert karşı geldi, der: Oğlun sağdır esendir, avdadır, bugün yarın nerde ise gelir, korkma kaygılanma, bey sarhoştur cevap veremez dediler. Dirse Hanın hatunu çekildi geri döndü.

Dayanamadı, kırk ince kızı beraberine aldı, büyük cins ata binip oğlancığını aramağa gitti.

Kışta yazda karı buzu erimeyen Kazılık Dağına geldi çıktı.

Alçaktan yüce yerlere koşturup çıktı.

Baktı gördü bir derenin içine karga kuzgun iner çıkar, konar kalkar.

Büyük cins atını ökçeledi, o tarafa yürüdü.

Meğer sultanım, oğlan orada yıkılmıştı.

Karga kuzgun kan görüp oğlanın üstüne konmak isterdi.

Oğlanın iki köpekceğizi var idi, kargayı kuzgunu kovalardı, kondurmazdı.

Oğlan orada yıkılınca boz atlı Hızır oğlana hazır oldu, üç defa yarasını eli ile sıvazladı, sana bu yaradan korkma oğlan ölüm yoktur, dağ çiçeği ananın sütü ile senin yarana merhemdir
dedi, kayboldu.

Oğlanın anası oğlanın üstüne koşturup çıka geldi.

Baktı gördü oğlancığı alca kana bulanmış yatıyor.

Çağırarak oğlancığına söyler, görelim hanım ne söyler:

Der:

Kara süzme gözlerini uyku bürümüş aç artık
On iki kemikçiğin harap otmuş topla artık
Tanrının verdiği tatlı canın seyranda imiş yakala artık
ö z gövdende canın var ise oğul haber bana
Kara başım kurban olsun oğul sana
Akar senin suların Kaz ılık Dağı
Akar iken akmaz olsun
Biter senin otların Kanlık Dağı
Biter iken bitmez olsun

Koşar senin geyiklerin Kanlık Dağı
Koşar iken koşmaz olsun taş kesilsin
Ne bileyim oğul arslandan mı oldu
Yoksa kaplandan mı oldu ne bileyim oğul
Bu kazalar sana nereden geldi
O gövdende canın var ise oğul haber bana
Kara başım kurban olsun oğul sana
Ağız dilden bir kaç kelime haber bana

dedi.

Böyle deyince oğlanın kulağına ses geldi.

Başını kaldırdı, ansızın gözünü açtı anasının yüzüne baktı.

Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:
Beri gel ak sütünü emdiğim kadınım ana
Ak bürçekli izzetli canım ana
Akanlardan sularına beddua etme
Kazılık Dağının günahı yoktur
Bitenlerden otlarına beddua etme
Kazdık Dağının suçu yoktur
Koşan geyiklerine beddua etme
Kazılık Dağının günahı yoktur
Arslan ile kaplanına beddua etme
Kazılık Dağının suçu yoktur
Beddua edersen babama et
Bu suç bu günah babamdandır
dedi.

Oğlan yine der: Ana ağlama, bana bu yaradan ölüm yoktur korkma, boz atlı Hızır bana geldi, üç kere yaramı sıvazladı, bu yaradan sana ölüm yoktur, dağ çiçeği, ananın sütü sana merhemdir dedi.

Böyle deyince kırk ince kız yayıldılar, dağ çiçeği topladılar.

Oğlanın anası memesini bir sıktı sütü gelmedi, iki sıktı sütü gelmedi, üçüncüde kendisini zorladı, iyice doldu, sıktı süt ile kan karışık geldi.

Dağ çiçeği ile sütü oğlanın yarasına sürdüler.

Oğlanı ata bindirdiler, alarak yurduna gittiler.

Oğlanı hekimlere emanet edip Dirse Handan sakladılar.

At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur.

Hanım, oğlanın kırk günde yarası iyileşti, sapa sağlam oldu.

Oğlan ata biner kılıç kuşanır oldu, av avlar kuş kuşlar oldu.

Dirse Hanın haberi yok, oğlancığını öldü biliyor.

O kırk namertler bunu duydular, ne eyleyelim diye konuştular.

Dirse Han eğer oğlancığını görürse, bırakmaz bizi hep öldürür dediler.

Gelin Dirse Hanı tutalım, ak ellerini ardına bağlayalım, kıl sicim ak boynuna takalım, alıp kâfir ellerine yönelelim diyerek, Dirse Hanı tuttular.

Ak ellerini ardına bağladılar, kıl sicim boynuna taktılar, ak etinden kan çıkıncaya kadar dövdüler.

Dirse Han yayan, bunlar atlı yürüdüler, alıp kanlı kâfir ellerine yöneldiler.

Dirse Han esir oldu gider.

Dirse Hanın esir olduğundan Oğuz beylerinin haberi yok.

Meğer sultanım, Dirse Hanın hatunu bunu duymuş.

Oğlancığına karşı varıp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:
Görüyor musun ay oğul neler oldu
Sarp kayalar oynamadı yer oyuldu

yurtta düşman yok iken senin babanın üstüne düşman geldi, o kırk namertler babanın arkadaşları babanı tuttular, ak ellerini ardına bağladılar, kıl sicim ak boynuna taktılar, kendileri atlı babanı yayan yürüttüler, alıp kanlı kâfir ellerine yöneldiler, hanım oğul kalkarak yerinden doğrul, kırk yiğidini beraberine al, babanı o kırk namertten kurtar, yürü oğul, baban sana kıydı ise sen babana
kıyma dedi.

Oğlan anasının sözünü kırmadı.

Boğaç Bey yerinden kalktı, kara çelik öz kılıcını beline kuşandı, ak kirişli sert yayını eline aldı, altın mızrağını koluna aldı, büyük cins atını tutturdu sıçrayıp bindi, kırk yiğidini beraberine aldı,
babasının ardınca koşturup gitti.

O namertler de bir yerde konmuşlardı, al şarabın keskininden içiyorlardı.

Bogaç Han sürüp yetişti.

O kırk namert de bunu gördüler.

Dediler: Gelin varalım şu yiğidi tutup getirelim, ikisini bir arada kâfire yetiştirelim dediler.

Dirse Han der:

Kırk yoldaşım aman

Tanrının birliğine yoktur güman

benim elimi çözün, kolca kopuzumu elime verin, o yiğidi döndüreyim, ister beni öldürün ister diriltin, bırakı verin dedi.

Elini çözdüler, kolca kopuzunu eline verdiler.

Dirse Han oğlancığı olduğunu bilmedi, karşı geldi.

Söyler, görelim hanım ne köyler:

Der:
Boynu uzun büyük cins atlar gider ise benim gider
Senin de içinde bineğin var ise söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan ah vereyim dön geri
Ağıllardan on bin koyun gider ise benim gider
Senin de içinde etliğin var ise söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Develerden kızıl deve gider ise benim gider
Senin de içinde yük taşıyıcın var ise söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alt vereyim dön geri
Altın başlı otağlar gider ise benim gider

Senin de içinde odan var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan ah vereyim dön geri
Ak yüzlü elâ gözlü gelinler gider ise benim gider
Senin de içinde nişanlın var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Ak sakallı ihtiyarlar gider ise benim gider
Senin de içinde ak sakallı baban var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan kurtarayım dön geri
Benim için geldin ise oğlancığımı öldürmüşüm
Yiğit sana günahı yok dön geri

dedi.

Oğlan burada babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Boynu uzun büyük cins atlar senin gider
Benim de içinde bineğim var
Bırakmam 1 yok kırk namerde
Develerde kızıl deve senin gider
Benim de içinde yük taşıyıcım var
Bırakmam yok kırk namerde
Ağıllarda on bin koyun senin gider
Benim de içinde etliğim var
Bırakmam yok kırk namerde
Ak yüzlü elâ gözlü gelin senin gider ise
Benim de içinde nişanlım var
Bırakmam yok kırk namerde
Altın başlı otağlar senin gider ise
Benim de içinde odam var
Bırakmam yok kırk namerde

Ak sakallı ihtiyarlar senin gider ise

Benim de içinde bir aklı şaşmış şuuru yitmiş ihtiyar
babam var
Bırakmam yok kırk namerde

dedi.

Kırk yiğidine tülbent salladı, el eyledi.

Kırk yiğit büyük cins atını oynattı, oğlanın etrafına toplandı.

Oğlan kırk yiğidini beraberine aldı, at tepti, cenk ve savaş etti.

Kiminin boynunu vurdu, kimini esir eyledi.

Babasını kurtardı, çekildi geri döndü.

Dirse Han burada oğlancığının sağ olduğunu bildi.

Hanlar hanı Bayındır oğlana beylik verdi, taht verdi.

Dedem Korkut destan söyledi deyiş dedi, bu Oğuz nameyi düzdü koştu, böyle dedi.

Onlar da bu dünyaya geldi geçti Kervan gibi kondu göçtü Onları da ecel alı yer gizledi Fâni dünya yine kaldı Gelimli gidimli dünya Son ucu ölümlü dünya Kara ölüm geldiğinde geçit versin.

Sağlıkla, akılla devletini Hak artırsın.

O övdüğüm yüce Tanrı dost olarak medet eriştirsin.

Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın.

Gölgeli büyük ağacın kesilmesin.

Taşkın akan güzel suyun kurumasın.

Kanatlarının uçlan kırılmasın.

Koşar iken ak boz atın sendelemesin.

Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin.

Dürtüşürken alaca mızrağın ufanmasın.

Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun.

Ak sakallı babanın yeri cennet olsun.

Hakkın yandırdığı çırağın yana dursun.

Kadir Tanrı seni namerde muhtaç eylemesin hanım hey!…

 

 

2 Comments

Leave a Reply