Büyükçe Bir Çiçeğin Taç Yaprakları

Büyükçe Bir Çiçeğin Taç Yaprakları

Büyükçe Bir Çiçeğin Taç Yaprakları

Çocuk korkuyla uyandı.

Annesine düşünü anlattı : Bir çölde yürüyorduk.

Geceydi.

Kum fırtınası çıktı.

Ağzımıza burnumuza kum doluyordu.

Önümüzü göremiyorduk.

Aç susuz bir haldeydik.

Herkes ağlıyordu.

Çaresizdik, durumumuz iç açıcı değildi.

Birden her taraf ışıdı.

Fırtına dindi. Rüzgar kesildi.

Kabarmış olan kumsal sakinleşti .

Yüzü ışıl ışıl aydınlık bir adam çıktı karşımıza.

Çölde kolayca gidebilen bir araca bindirdi bizi.

Büyükçe bir çiçeğin taç yapraklarına götürdü bizi.

Annesi; ‘gerçeği görmüşsün yavrum’ dedi.

‘Nasıl yani?’ diye sordu, ‘anlamadım?’

‘Bak yavrum’ dedi annesi, ‘çöl, dünyamızın ta kendisidir.

Kum fırtınası, yeryüzüne konup göçen varlıklardır.

Yüreği yaralanmış olan her insan, geleceğini karanlık görür.

Çığlığını kimseye duyuramaz.

Ruhu açtır susuzdur. Dünya bir konukevidir.

İnsanlar, bağışı sonsuz Yaratıcının konuğudur.

Sizi kurtaran yüzü aydınlık kişi Allah’ın elçisidir.

Getirdiği ışık cennettir.

Cennet bir çiçektir.

Çocuk, düş görme umuduyla yeniden uyudu.

Leave a Reply