Zıp Zıp’ın Kardan Adam Macerası

Beyaz Mutluluk

Kış çiçeklerim, demeliyim size.

Her yanı süsleyen rengârenk kış çiçeklerim.

Şen seslerinizi duydum, sizi gördüm ya.

Soğuğa aldırdığım yok.

Bir bilseniz, hepinizi ne kadar özledim.

Hele yarı yıl tatilinde birlikte olmayı kaç kez hayal ettim?

Doya doya oynamayı, bembeyaz hayaller kurmayı ve hatta kar topuna tutulmayı bile…

Şükür kavuşturana.

Kışlar ne karsız olur, ne çiçeksiz.

Ne ben sizsiz yapabilirim, ne siz bensiz.

Güler, eğlenir, illa bembeyaz mutlu fotoğraflar çekiniriz.

Akşam olunca bizi pencerelerden izlersiniz.

Biz size gülümser, göz kırparız.

Siz el sallarsınız.

Kar topuna tutulmuşsak, yıkılmışsak bizim için üzülürsünüz.

Biz sizin üzülmenize hiç dayanamayız.

Bugün öğle vaktinde yine çok güzel oyunlar oynadık.

Bahçeler, parklar, sokaklar sevinç çığlıklarıyla doluydu.

Her yanımı kış çiçekleri sarmıştı.

Selim ile Nurcan’ı göremeyince meraklandım.

Evden hiç çıkmadılar.

Derse mi daldılar, bilgisayar oyunlarına mı?

Yoksa uyuya mı kaldılar?

İzin mi alamadılar?..

Sonra Ahmet, Ercan’a söylerken duydum, ikisi de hasta olmuş.

Evde bir süre dinlenmeleri, ilaç kullanmaları gerekiyormuş.

Ahmet bunları söylerken çok üzgündü.

Çünkü Selim onun en yakın arkadaşıydı.

“İnşallah çabuk iyileşirler.” diye dua etti.

Ben de “âmin” dedim.

Kardan meğer ne çok şey yapılırmış.

Kardan adamlar, kardan anneler, bebekler, siperler, şekerlemeler, neler neler…

Yeter ki hayal etsin çiçekler.

Şekilden şekle giriyor muhteşem kristaller.

Ahmet’in ağabeyinin kardan yaptığı mağaraya dört beş çocuk rahatlıkla sığıyordu.

Mağaradan yükselen çocuk şarkıları içimizi neşeyle doldurdu.

Herkes başka neler yapılabileceğini konuşuyordu.

Hayretler içinde kaldım.

Akşama doğru kış çiçekleri üşümeye, evlerine doğru çekilmeye başladılar Mahallenin afacanları benimle bir süre daha kalacağa benziyordu.

Karınları acıkmış olmalı ki, biri havuç burnumu, biri zeytin gözlerimi çıkarıp yemeye başladı.

Bu kadarla kalsa iyi!

Sonra bir başkası, üşüdüm diyerek şapkamı aldı.

Öteki ceketimi.

Beriki elimdeki çalı çiçeğini.

Sonra başladı kar topu yağmuru.

Ayakta kalmak için ne kadar direndiysem nafile.

Pencereden beni izleyen, benim için üzülen çocuklara göz kırptım.

Sakın üzülmeyin, dedim.

Yarın daha iyisini, daha güzelini yaparsınız.

Yeter ki kendinize iyi bakın.

Üşütüp hastalanmayın.

Güzel beslenip kanlı canlı olun.

Yarın ben olmasam da bir başka arkadaşım eğlendirir sizi.

Bilirsiniz, bütün kardan adamların yüreği sizin sevginizle çarpar.

Kısacık ömürlerinde sizi mutlu etmek yuvarlana yuvarlana ayağa kalkarlar.

Soğuğa, ayaza aldırmazlar.

Yarın sizin için gülümser başka kardan adamlar.

Güle oynaya yapılan sonra yine güle oynaya yıkılan kardan adamlar nerede mi kalırlar?

Onlar mesutça fotoğraflarda yaşarlar.

Dikkatli bakarsanız gözleri hâlâ sevgiyle ışıldar.

Aman kaybolmasın, eksik olmasın bu mutluluklar.

Kaynak: Diyanet

 

2 Comments

Leave a Reply