Benlik Saygısı Nedir?

By 29 Ocak 2021Şubat 6th, 2021Eğitim
Benlik Saygısı Nedir

Benlik Saygısı Nedir?

Kendi gerçeğinin farkında, kendiyle barışık, kendini artı ve eksi yönleriyle olduğu gibi kabullenebilen insan; varlığına yönelik olumlu bir ruh hali içinde bulunmaktadır.

Ruhsal manada sağlıklı ve de mutlu olan kişi, benlik saygısına sahip olan bir bireydir.

İnsanın kendi kişiliğine karşı beslediği duygulara benlik duyguları adı verilirken başkalarına karşı beslediği duygulara ise Senlik ya da sosyal duyguları adı verilmektedir.

Başlıca benlik duyguları, benlik saygısı ya da izzet-i nefs, şeref ve haysiyet duygusu, üstünlük ve aşağılık duygusudur (Peker, 1993: 58-60).

Benlik saygısı, bireyin kendisi ile ilgili olumlu veya olumsuz değerlendirmeleri olarak açıklanmaktadır. (Ferris vd., 2015: 279).

Kişinin kendini olduğu gibi kabul etmesi, özüne güvenmesi benlik saygısını oluşturmaya yeterlidir.

Benlik saygısının gelişimi noktasında aile, toplum, bireyin hayat tecrübeleri… etkili olmaktadır.

Yüksek benlik saygısına sahip kişiler kendilerini pozitif olarak kıymetlendirirken düşük benlik saygısına sahip kimseler ise kendilerini negatif değerlendirmektedir.

Bu yüzden benlik saygısının yüksekliği insan için hayati öneme haizdir.

Benlik saygısının geliştirilmesinde özgüveni artıracak farklı unsurlar da etkili olabilmektedir.

Okunan kitaplar, dinlenen hikâyeler… kişinin hayal dünyasını geliştirmekte ve yapabileceklerine yönelik ona olanaklar sunmaktadır.

Benlik saygısı bireyin kendini nasıl gördüğü, nasıl değerlendirdiği noktasında görüşlerinin bütünüdür.

Benlik kavramı çocuklukla ergenlik dönemlerinde oluşmaya başlamakta, bir ömür boyu gelişimini sürdürmektedir.

Bireyin aldığı eğitim, iş yaşamı, eş ve çocuklarını kapsayan aile hayatı, sosyal çevresi vb. benlik kavramı üzerinde etkili olmaktadır.

Her insan benzersiz ve değerlidir.

İnsanlar doğaları gereği başka insanlar tarafından onaylanmak, değer görmek ve kendilerini kıymetli hissetmek istemektedir.

Bireyin yaşadığı zorluklarla başa çıkabilmesi, psikolojik sağlığını koruyabilmesi için benlik saygısı önemli bir ihtiyaçtır.

HALK EDEBİYATI ÜRÜNLERİ VE BENLİK SAYGISI İLİŞKİSİ

“Oku!” ilahi emriyle başlayan Kur’an-Kerim, neredeyse bütün dini öğretilerde yer alan eğitim olgusu, insan hayatı için okumanın ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir.

İnsanlar edebî yaratımlarla kültürlenmekte, yalnızlıklarını gidermekte âdeta terapi olmaktadır.

Özellikle toplumların kolektif şekilde meydana getirdikleri eserler, bünyesinde insanlara yol gösterici unsurları barındırmaktadır.

Halk edebiyatı ürünleriyle toplumlar şekillenmekte, bu yaratımlar aracılığıyla insanlar mutlu olmakta veya acılarını aksettirmektedir.

Yani bu eserler, toplumları oluşturan bireylerin ruh dünyasını etkilemektedir.

Bebeklik döneminde anne sesinden dinlenilen ninniler; gelecekte birey olacak çocuğa ne kadar kıymetli olduğu, sevildiği düşüncesini zerk etmektedir.

Ninnilerle anne-çocuk arasında mühim bir bağ kurulmaktadır.

Benlik saygısına yönelik ilk adımlar, bu devrede atılmaktadır.

Çocukluk devresinde halk yaratımlarından bir başkası olan masalla karşılaşan çocuk; masallarda iyiyi-kötüyü görmekte, sabrın önemini kavramaktadır.

Masallar içinde bulundurduğu olumlu mesajlarla kişiye umut, teselli ve en önemlisi güven vermektedir.

Bu unsurlar, benlik saygısı açısından önem teşkil etmektedir.

Hangi yaşta olursa olsun halkın ortak duygu, düşünce ve inanç yapısını yansıtan efsane türüyle karşılaşan birey, korkuyla karışık bir saygıyı anlatılanlara yönelik hissederken bir yandan da hayatta hiçbir şeyin imkânsız olmadığı olgusunu içselleştirmektedir.

Bu durum insan hayatına anlam kazandırmakta, ruhsal yapısındaki aşırılıkları dengelemesine katkı sağlamaktadır.

Milletlerin tarih sahnesinde var olduğu ilk andan itibaren yaşadığı savaşları, göçleri, doğa olaylarını anlatan destan türü ise bireyin iradesini güçlendirmekte, zorluklara karşı dayanma gücünü arttırmaktadır.

Olumsuz durumlara yönelik mücadeleci tavra yardımcı olmaktadır.

Barışın önemini savaşın kötülüğünü kavrayan kişi, barış içerisinde uyumlu bir şekilde yaşamaya özen göstermektedir.

Kendini destan kahramanının yerine koyan birey, geçmişte atasının gerçekleştirdiği başarıyla kendine karşı duyduğu güveni artmaktadır.

Bu tarz ürünler, kişiyi hayata dair yapabileceklerinin büyüklüğü ve çokluğu noktasında desteklemektedir.

Halk hikayelerinde yer alan olaylarla, halkın idealleştirdiği kahramanlarla kişiye rol modeli oluşturmaktadır.

Bu ürünlerdeki kahramanlar; olumlu özellikleri yanında olumsuzluklarıyla, yanlışlıklarıyla, noksanlıklarıyla anlatılmaktadır.

Yani bu eserlerde insan, realitedeki gibidir. Halk hikayelerinde görülen gerçekçi tavır, kişinin kendini olduğu gibi görmesine olanak sağlamaktadır.

Halkın idealleştirdiği kahramanların dahi hata yapıyor olabilmesi, kişinin zihnindeki mükemmeliyetçiliği esnetebilmekte kişiyi üstündeki ağır bir yükten kurtarabilmektedir.

Böylece birey kendi hatalarıyla barışmaktadır.

Halk edebiyatı ürünleri benlik bilincini ve benlik saygısını geliştirici ve koruyucu bir fonksiyon icra etmektedir.

Günlük hayatımızdaki iletişimimizden kullandığımız iletişim araçlarının içeriğine kadar bize iletilen bilgilerin çoğu hikayelerden oluşmaktadır.

Bir hikâye dilsel veya ikonik “bir olayın veya bir dizi olayın temsili” olarak karşımıza çıkmaktadır (Abbott, 2002:12).

Hikayeler ortam, olay, girişim, tepki, sonuç ve benzeri şematik elemanlar ile birlikte kahraman ve hikâye karakterlerini içermektedir (Rumelhart, 1975: 226).

Hikayeler kişilerin dünya hakkında sahip oldukları inançları değiştirebilmektedir.

İkna edici hikayeler; temaları için merkezi olan bilgileri içermekte, anlatı biçimleri anlaşılır bir dilde olmakta, bu sayede aktarılabilmeye devam edebilmekte ve algıları biçimlendirebilmektedir.

Bir anlatı dünyasına zihinsel yolculuğa çıktığımızda, tüm zihinsel sistemimiz anlatıda yer alan olaylara odaklanmaktadır.

Hikayedeki anlatıların özenli ve emilmiş alımında anlatı kişiyi duygusal olarak etkiler, bilişsel yönden zihinsel olarak dahil olur ve okurken zihninde anlatıları görüntüler ile canlandırır.

Bu da bireyin özünü “benini” etkiler (Green ve Brock, 2000:701-703).

 

Leave a Reply