Ben Bir Garip Telefonum

Ben Bir Garip Telefonum

Geçen gün büyük bir alışveriş merkezinin camekânlı dolabında uyurken beni uyandırdılar.

Tarık adında bir çocuğun eline teslim ettiler.

Biraz kızdım ve küstüm tabii.

“Ben on yaşındaki bir çocuğun eline verilecek telefon muyum?” diye hayıflandım.

Tarık’ın babası benim gibi bir telefonu küçük oğluna almıştı.

Sonra Tarık ile dost olduk.

Doğrusu bu kadar samimiyet de fazlaydı.

Her gün her saat, her dakika onunlaydım.

Beni gizli gizli okula bile götürüyordu.

Beni ele vermemek için sesimi kısıyordu.

Bazı derslerde oyun bile oynuyorduk.

Karmaşık duygular içindeydim.

Tarık’ı çok seviyordum, onunla vakit geçirmekten çok mutlu oluyordum ancak onun için çok endişeleniyordum.

Sonuçta ben çok güçlü bir telefondum.

Güçlü elektromanyetik dalgalar yayıyordum.

Her gece Tarık ile uyuyordum ve istemediğim halde sağlığına zarar veriyordum.

Bu benim hatam değildi ama çok üzülüyordum.

Hem ortada bir israf da vardı.

Yüce Allahlımız, israf edenleri sevmediğini bildiriyordu yüce Kitabımız ’da.

Doğru dürüst kimseyi aramıyorduk.

Evde, sokakta, okulda, yatakta hep internete giriyorduk.

Tarık ile olan bu yakın dostluğumuz başkalarını hırslandırıyordu.

Bir gün birinin hırsından beni yere atıp kıracağından korkuyordum.

Oynamak için Tarık’ı her gün bahçeye çağıran arkadaşları bana kızgınlıkla bakıyorlardı.

Çünkü benim yüzümden Tarık onları reddediyor, eve kapanıyordu.

Üç yaşındaki minik kardeşi Esra bile beni yakalayınca kurcalıyordu.

Tarık yemeğe çağrıldığında benim yüzümden duymuyordu ve annesi her gün beni atıp kıracağını söylüyordu.

En fazla korktuğum anlar, Tarık’ın beni çalışma masasına tek başıma bıraktığı anlardı.

Düşünsenize, masadaki herkes sizi kıskanıyor ve size kızgınlıkla bakıyor.

Zaten her zaman ders kitaplarının üzerindeyim. Ders kitapları her gün bana, “Ne olur, şu Tarık’ın yakasını bırak.

Biraz da bizimle sohbet etsin.” diye yalvarıyorlar.

İçimde internet var diye herkes bana kızgın…

Ama beni en fazla etkileyen dolabındaki Kur’an-ı Kerim’in hüzünlü bakışları oluyordu.

Dedesi yaz tatilinde Tarık’ı Kur’an okumayı öğrenmesi için camiye göndermişti.

Tarık çok zeki bir çocuktu.

İki ayda Kur’an okumayı çok güzel öğrenmişti.

Bu başarısı nedeniyle benim gibi akıllı bir telefon sahibi olmuştu.

Şimdi ise benim yüzümden Kur’an-ı Kerim raflara kaldırılmıştı.

Huzursuzdum.

Çünkü günahlara, yalanlara, iftiralara, kötü ve küfürlü sözlere çok yakındım.

Gerçi Tank iyi bir aile terbiyesi almıştı.

Çok ahlaklı ve temiz bir çocuktu.

Kötü sitelere karşı beni koruma altına alıyordu.

Ancak bir yandan da arkadaşlarıyla sohbet etmek için can atıyordu.

Bir gün babası Tarık’ın odasına geldi.

Ben her zamanki yerimdeydi.

Ders kitaplarının göbeğine kurulmuş oturuyordum.

Babası beni işaret ederek, Oğlum bundan böyle bu telefonla ilişkini azaltacağız.

Sadece derslerini yaptıktan sonra bir süre kullanabileceksin.” dedi.

Tank üzülmüştü ama ben onun adına çok sevinmiştim.

Artık hiç kimse bana ve ona karşı tepkili olmayacaktı.

Evdeki herkesle dost olabilecektik.

“Artık ‘Güvenli İnternet’ paketine geçtik.

Senin için de bir çocuk profili varmış, onu seçtik.

Bundan sonra telefonunu ve bilgisayarını daha güvenli kullanabileceksin.” dedi.

Ben bu profili biliyordum.

Bu profil sayesinde kötü ve ahlaksız olan hiçbir şey bana yaklaşamayacaktı.

Bana âdeta bir zırh giydirmişlerdi.

Masada etrafıma baktım.

Herkes mutluydu, gülümsüyordu.

Çok mutlu olmuştum.

Gözüm dolaptaki Kur’an-ı Kerim’e ilişti.

Onun da bana gülümser gibi baktığını hissettim.

İşte o anda mutluluğum bin kat daha artmıştı

Kaynak: Diyanet

Leave a Reply