2. Seviye: 7-10 Yaş Hikayeler 3. Seviye: 10-14 Yaş Hikayeler Doğruluk Hikayeleri Dürüstlük Hikayeleri Yardımlaşma ve Dayanışma Hikayeleri

Bakkal Salim Amca’nın Futbol Topları

Geçen gün annem bakkala ekmek almaya göndermişti. Ekmek dolabının yanında toplar asılı olur hep. Genelde plastik toplar olduğu için pek dikkatimi çekmezdi. Ekmek alırken gözüm toplara takıldı. Yeni toplar gelmiş bakkala. Öyle plastik toplardan değil, bu seferkiler başka. Hakiki futbol topu bunlar, hem de öyle parlak öyle gösterişli ki insan oynamaya kıyamaz. Hepsi birbirinden güzel…

Ekmek dolabının önünde topları seyrederken dalmışım. Meğer Bakkal Salim Amca arkamda beni izliyormuş. Yeni ekmekler gelmiş, dolaba koymak için benim ekmek almamı bekliyormuş.

—Ne oldu Yusuf? Çok mu beğendin topları?

—Evet Salim Amca. Topların hepsi birbirinden güzel. İnsan vurmaya kıyamaz bu toplara. Yeni mi geldi bunlar?

—Yeni geldi. Plastik toplar pek tutulmayınca bunlardan aldım bu kez. Sabahtan beri kaç tane sattım hatırlamıyorum. Çocuklar çok sevdi bu topları. İstersen sana da vereyim bir tane.

—Kaç lira bu toplar?

—Biraz pahalı. 30 lira. Ama parasının karşılığını veriyor. Çok sağlam toplar.

30 lira sözünü duyunca afalladım biraz. Hakikaten pahalıydı. Daha önce bir topa hiç 30 lira vermemiştim. Zaten eski de olsa bir topum vardı. Yeni topa ihtiyacım yoktu.

—Yok Salim Amca, benim topum var, sağ ol. Zaten alacak param da yok. Ben ekmek alıp gideyim.

Birkaç gün içinde neredeyse tüm arkadaşlarımda bakkaldaki yeni toplardan görmeye başladım. Benim gibi arkadaşlarım da topları çok beğenmiş ve parası olanlar hemen almış. Hakikaten bu toplarla oynamak bir harikaydı. Ben de içimden “Keşke ben de alsam bu toplardan.” diye geçirmeye başladım. Ama alacak param yoktu. Babamdan top için 30 lira istesem vermeyeceği kesindi. Hem zaten benim topum da vardı. İkinci bir topu almama izin vermezlerdi. Fakat toplar o kadar güzeldi ki aklımda çıkmıyorlardı bir türlü. Rüyalarıma bile girmeye başlamışlardı. Her bakkala gidişimde uzun uzun topları seyredip öyle döner oldum.

“Kendi topumu patlatıp babamdan yeni top istesem mi?” diye düşündüm. Ama böyle bir davranış hiç doğru değildi. Hem bana da yakışmazdı. Yeni top almak için eskisini patlatmak israfa girerdi. Öğretmenimiz israfın çok büyük bir günah olduğunu söylemişti derste.

Hafta sonu arkadaşım Erdem’le okulun bahçesinde top oynuyorduk. Yorulup terleyince biraz dinlenelim dedik ve ağaçların altında otururken Erdem’e Bakkal Salim Amca’daki toplardan bahsettim. O da biliyordu topları. Onun da çok hoşuna gitmiş. Ama alacak parası olmadığı için benim topla oynuyorduk işte…

—Benim top patlasa da yenisini alsak, dedim Erdem’e.

Düşüncesizlik ettim. Söylediğim sözün ne kadar yanlış olduğunu söyledikten sonra fark ettim. Ama söz ağızdan çıktı bir kere…

Erdem’in babası bir süredir işsizdi. Maddi açıdan zor durumdalardı. Hatta geçenlerde babası yeni bir işe girene kadar bir miktar borç istemiş babamdan. Babam da “komşuluk böyle zamanlarda lazım” deyip hiç düşünmeden borç vermiş babasına. Ev kiralarını bile zor ödüyorlarmış. Annemle babam konuşurken duydum bunları. Bu yüzden ben de ne zaman bakkaldan yiyecek bir şeyler alsam onun almaya imkânı olmadığını bildiğimden hemen Erdem’le paylaşırım. Çok severim Erdem’i. Çok iyi bir çocuktur.

—Elindekinin kıymetini bil Yusuf. Senin sahip olduklarına bile sahip olamayanlar var. Bir de onları düşün, dedi iç çekerek…

Yüzüm kızarmıştı. Utandım. Haklıydı Erdem.

—Doğru, dedim, Zaten babam yeni top alacak olsa bile bir topa 30 lira vermez. Yine hesaplı bir top alır. Hatta belki de almaz. Dediğin gibi, en iyisi elimdeki topa sahip çıkayım.

Konuyu değiştirmek ve gönlünü almak için “Haydi geç kaleye.” dedim. “Sana biraz şut çekeyim. Ama hepsini kurtarma arkadaş, biraz da gol ye. Çok iyi kalecilik yapıyorsun.”

Ertesi gün okula gitmek için evden çıktım. Ayakkabılarımı giyip merdivenden inerken kenarda duran topumun patlak olduğunu görmeyeyim mi? Hemen eve koştum, hızla ve heyecanla kapıya vurmaya başladım. Annem telaşla kapıyı açtı. Nefes nefeseydim.

—Ne oldu oğlum, bir şey mi unuttun? Birisi falan mı kovaladı, ne bu telaş?

Ben sevinçle;

—Topum patlamış anne. Topum patlamış. Yenisini alalım. Topum patlamış, dedim.

Normalde insan üzülür. Bense sevinçle topumun patladığını müjdeliyordum anneme. Benimki de olacak iş miydi şimdi. Salim Amca’dan yeni top alırız diye düşünüyordum. Annem şaşırdı;

—İyi de bunda sevinilecek ne var? Top falan yok. Şimdi doğru okula gidiyorsun. Çıkar aklından topu. Akşam baban gelince söylersin, dedi.

Doğru söylüyordu annem. Akşama kadar heyecanla babamı bekledim. Gelir gelmez hemen boynuna sarılıp:

—Baba topum patladı. Yenisini alabilir miyiz? dedim.

Babam yüzünü ekşitti:

—İyi de bu kaçıncı top oğlum. Sana top dayanmıyor maşallah. Neyse alırız bakalım, acele etme, dedi.

—Valla kendisi patladı baba. Akşam sağlamdı, sabah solmuş. Bakkal Salim Amca’ya yeni toplar gelmiş ama biraz pahalı. 30 lira. Ama çok kaliteli toplar. Ondan alsak olur mu? deyince babam kızdı:

—Ne? 30 lira mı? Haftalık top patlatıyorsun zaten. Bir topa 30 lira mı vereceğiz? Top falan yok. Kendi harçlıklarından biriktir, kendin al. Ben topa 30 lira veremem. Kazandığımız parayı sayende topa veriyoruz zaten…

Tüm hayallerim suya düşmüştü. Yeni top alamadığımız gibi topsuz da kalmıştım. Çaresiz, harçlıklarımdan biriktirip alacaktım. Tabi topu almak da uzun zaman alacaktı. Bir süre topsuz kalacaktım.

Topsuz geçen birkaç gün sonra okul çıkışı Erdem’le oyun oynarken annem balkondan seslendi. 50 lira attı ve bakkala gidip deterjan, tuz ve ekmek almamı istedi. Erdem’le birlikte bakkala gidip annemin istediklerini aldık. Alırken de yine hayran hayran toplara baktık tabi…

Salim Amca 40 lira tuttuğunu söyledi. 50 lirayı kendisine uzatıp para üstünü ve siparişleri alıp bakkaldan çıktık. Toplar hakkında konuşa konuşa eve doğru gidiyorduk ki Salim Amca’nın para üstünü yanlış verdiğini fark ettik. Normalde 10 lira para üstü verecekken 40 lira, yani 30 lira fazla vermiş. Erdem’le birlikte elimdeki paraya bakıyorduk. Aklımdan kötü düşünceler geçmeye başladı.

—Normalde anneme para üstü olarak 10 lira verecektik. 10 lirayı anneme verdikten sonra geriye 30 lira kalır. O da bir top parası eder. Salim Amca’ya gidip bir top alırız.

Erdem de aynı şeyi düşünmüş olacak ki birbirimize baktık. İkimiz aynı anda:

—Olmaz öyle şey. Gidip Salim Amca’ya parasını verelim, dedik.

Ağzımızdan aynı anda aynı cümleler çıkınca hoşumuza gitti, gülüştük. Hak etmediğimiz bir parayı almak ve harcamak yanlış bir davranıştı. Bu para bize ait değildi. Salim Amca’nın dalgınlığından istifade etmek bize yakışmazdı.

Doğruca Salim Amca’ya vardık. Para üstünü yanlış verdiğini söyleyip fazla verdiği 30 lirayı kendisine uzattık. Salim Amca hem kendi dalgınlığına şaşırdı hem de bizim dürüstlüğümüze sevindi.

—Aferin çocuklar. Anne-babanız ve öğretmenleriniz sizinle ne kadar gurur duysa az. Doğruluk ve dürüstlüğünüz beni çok duygulandırdı. Bu örnek davranışınızı karşılıksız bırakmak istemem. Bakın ne diyeceğim. Getirdiğiniz 30 liranın karşılığı kadar bakkaldan dilediğinizi alın.

Erdem’le göz göze geldik. Sevincimiz gözlerimizden okunuyordu. İkimiz de ne alacağımızı çok iyi biliyorduk. Yine aynı anda:

—Top alabilir miyiz? dedik.

Aynı anda söyleyince yine komik olmuştu. Bakkal amcanın da hoşuna gitti. Gülerek:

—Tabi alabilirsiniz, dedi.

Hemen toplara koştuk ve beğendiğimiz bir topu aldık. Salim Amca:

—Ben zaten bugün çok top sattım. Bir tanesini hediye vereyim diyordum. O da size denk geldi. Bir de 10 liralık birşeyler alın bakalım bakkaldan. Ne isterseniz… Benden olsun, dedi.

Ne alsak diye düşündük ve en iyisi beşer liralık bir şeyler alıp bölüşelim dedik. Ben 5 liralık abur cubur alırken Erdem ihtiyacı olan kalem, silgi ve kalemtıraş aldı. Okul malzemelerinin bitmesi yakındı ve babasının durumu nedeniyle alacak paraları yoktu. Erdem yine kendisine yakışan bir davranış sergilemişti. Abur cubur almak yerine okul ihtiyaçlarını karşılamıştı 5 lira ile. Erdem’e karşı saygım ve sevgim bir kat daha artmıştı. Ben de aldığım abur cuburların hepsini Erdem’le paylaştım. Çok seviyordum arkadaşımı.

Eve vardığımda annem elimdeki topu görünce şaşırdı. Nerden aldığımı sordu. Ben de olan biteni anlattım. Çok duygulanan annem sarılıp gözlerimden öptü.

—Canım oğlum benim. Seni çok seviyorum, dedi. Akşam baban gelince bu davranışına çok sevinecek.

Akşam oldu ve zil çaldı. Babamın geliş saati idi. Koşarak kapıyı açtım. Bir de baktım, babam elinde bir top. Hem de Salim Amca’nın toplarından.

Hayretle yüzüne bakıyordum. Meğer babam, eve gelmeden önce Salim Amca’ya uğramış. O da bugünkü olanları anlatmış babama. Babam da bu davranışımızı karşılıksız bırakmak istememiş ve Salim Amca’dan top almış.

—İyi de baba. Salim Amca’dan top almıştım zaten. İki tane topu ne yapacağım ben? İsraf değil mi bu?

—Oğlum! Bu top Erdem için. Onların top almak için imkânları olmadığını biliyorsun. Yarın bu topu götür, arkadaşına hediye et. Bu kadarcık hediyeyi hak ettiniz ikiniz de. Sizinle gurur duyuyorum.

Çok sevinmiştim. Erdem’in de çok sevineceğini biliyordum. Yarına kadar dayanamazdım.

—Yarını bekleyemem. Hemen Erdem’e götürüp versem olur mu baba? dedim heyecanla.

Babam gülümsedi.

—Haydi, koş, ver gel bakalım.

Topu kaptığımla birlikte Erdemlerin kapısının önüne vardım. Zile bastım. Kapıyı Erdem açtı.

—Hoş geldin Yusuf. Hayırdır? dedi.

Arkamda sakladığım topu gösterdim.

—Bu senin, dedim ve olanları anlattım. Erdem sevinçten adeta havalar uçtu. Boynuma sarıldı ve teşekkür etti. İkimiz de çok mutluyduk. Doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmamanın insana neler kazandırabileceğini görmüştük.

Ertesi gün derste hocamız doğruluk ve dürüstlüğün öneminden ve güzelliğinden bahsetti. Erdem’le yine birbirimize baktık ve gülümsedik. Biz doğruluk ve dürüstlüğün ne kadar güzel bir şey olduğunu zaten yaşayarak öğrenmiştik.

Cevap yaz