Ayuküydirgen

By 4 Mart 2021Mart 6th, 2021Efsaneler, Türk Efsaneleri
Eyne İle Geyne

Ayuküydirgen

Çok eski zamanlarda, bundan yüzlerce yıl önce, Bulgar devleti topraklarından şimdiki Tataristan Cumhuriyetinin Zöye ırmağı boyuna ve Kaybıç Ormanları kenarına türlü kabileler, aşiretler göçüp gelmiş.

Bu göçüp gelenler arasında Bağış, Bigiş, Tevgildi, Tutay, Şemek, Baltay, Deviş, Karaburnaş, Buraş, Kurmaş, Ütemiş, Satmış, Barış, Danış, Karatay, İşim, Burtas, Ecim* isimle dedeler de varmış.

Bunlar kendi akranları, yarenleri ile yukarıda anılan bölgelerin sakin, uygun yerlerinde yurt tutmuşlar, küçük küçük köyler kurup yerleşmişler.

Zaman geçtikçe bu köyler, bu dedelerin isimleriyle anılmaya başlamışlar.

Apaş rayonunun güneyinde Çirmişen isimli bir ırmak vardır.

Eski rivayetlerden anlaşıldığına göre, bu ırmağın yukarı havzalındaki bir dirseğinde Bağış isimli dede gelip ilk temel taşını koymuş.

Bunun akranlarından olan Bigiş ve Memet Dedeler de Bağış babanın yurdundan (şimdigi Bağış köyünden) güney batıya doğru isimsiz bir ırmak kolu kıyısında, orman içinde temel atmışlar.

Yüzer yıllık meşeleri devirip, tarla açıp çiftçiliğe başlamışlar.

Elbette, o zamana kadar insan eli değmemiş orman içinde vahşi hayvanlar, ayılar, kurtlar da varmış.

Ayılardan biri Memet Dede’nin kovanlarına dadanmış.

Her gelişinde bir arı kovanını ortasından ayırıp, balını alıp gidiyormuş.

Memet Dedenin karısı Gülnar Nine, bu belâdan kurtulmak için, bir hile düşünmüş:

Boş arı kovanına bal sürüp bunu çevredeki komşuların da yardımıyla kuru saman yığınının içine yerleştirmişler.

Kovanlara alışan ayı, gece vakti kokusunu hissedip saman yığını içine girmiş.

Bunu bekleyen köy halkı, ayının girdiği yerleri kapatıp saman yığınını tutuşturmuşlar.

Bal yalayıp rahatına bakan ayı yangının içinde kalıp neredeyse yanıp öleyazmış, güç hal ile kendini kurtarıp böğüre böğüre kaçabilmiş.

Bundan sonra ayı bir daha bu kovanların yakınına yaklaşmamış, köyün de uzağından geçer olmuş.

* Ayuküydirgen : Tataristan’m Apaş rayonunda bir köy.

** Bağış, Bigiş, Tevgildi, Tutay, Şemek, Baltay, Deviş, Karaburnaş, Buraş, Kurmaş, Ütemiş, Satmış, Barış, Danış, Karatay, İsem, Burtas, Ecim: Apaş rayonunda köyler.

Bu haber, elbette, kısa zamanda komşu köylere de yayılmış.

Bunlar Gülnar Nine’nin zekâsına hayran kalmışlar.

Bu köy halkının ayıyı nasıl yaktıklarını da masal gibi anlatmaya başlamışlar.

Bu hadiseden sonra Memet Dedelerin temelini attığı köy, “Ayıyı yakan köy manasında “Ayuküydirgen olmuş; köyün yanından geçen dereye de Ayuküydirgen deresi denmeye başlanmış.

Lâkin bu köyün kurulduğu dere boyu bir başka taraftan da pek huzursuz olmuş.

İdil sahili ile Alatır arasında uzanan büyük yol bu köyün yanından geçiyormuş.

Yol kesici eşkıyalar sık sık Bigiş Dedelerin yurduna gelir, evlere girerek pişmiş ekmeklerini, yiyecek içeceklerini alır giderlermiş.

Köylülerin artık dedelerinin eski yurdunu bırakıp başka emin bir yere göçmekten başka arzuları kalmamış.

Bahar günlerinin birinde Bigiş ve Memet dedelerin torunları, yeni temel atmak için uygun bir yer arayarak isimsiz bir dere boyuna gelmişler.

Bu dere, Ayuküydirgen deresiyle aynı istikamette akıp, Çirmişen ırmağına dökülüyormuş.

Çevrede sık ormanlar, derenin karşı tarafındaki tepelerde başı göklere değen ihtiyar meşeler varmış.

Orman içine yayılan ahenkli şırıltılarla, dağ eteklerinden pınar suları akmaktaymış.

Lâkin derenin öte yakasına, pınarlı tepelerin olduğu tarafa geçmek mümkün olmamış.

Bahar taşkınları henüz çekilmemiş, dere kendi yatağına dönmemişmiş.

Hâlâ bulanık aktığı için neresinin geçmeye müsait, sığ bir yer olduğunu anlamak da mümkün olmuyormuş.

Biraz sabır edip dere suyunun durulup berraklaşmasını beklemek gerekiyormuş.

İl kocaları bunu bekleme işini Seyke Dedeye vermişler.

Sonunda beklenen gün gelmiş.

Seyke Dede: “Su yatağına döndü. Dere duruldu! diye haber göndermiş.

Seyke Dede’nin bu sıcak haberi dillerde tekrarlana tekrarlana “Tombı ya dönmüş, isimsiz derenin ebedî ismi olmuş. (Ayuküydirgen köyü halkı bu dereye bu gün de Tombı demektedir.)

İhtiyarlar, berrak sulu sığ dereyi kolayca geçip dağa çıkmışlar.

Bu dağın eteğinde birbirinden eşit uzaklıkta (herhalde adımlayıp ölçmüşlerdir) üç pınar varmış.

Dedeler, bunun yanında temel atmak için yer seçmişler, ve bunları da birinci kizleu (pınar), ikinci kizleıv… diye isimlendirmişler. (Köy halkı günümüzde de bu pınarlara Birinci kizleıv, İkinci kizleıv… demektedir.)

Birinci kizleıv yolunun sağ yanına, Seyke Dede; sol yanına onun oğlu Minke temel atmış. İkinci ve Üçüncü kizleıv yollarında başka dedeler temel atmışlar.

Dedeler işi yapabildikleri kadar çabuk bitirmişler.

Göçmenin meşakkati de fazla olmamış.

Çünkü eski yerdeki evi damı, yan yarıya çürümüş binaları temizleyip yeni yere götürecek değiller.

Orada da orman göğe baş çekmiş durup duruyor.

Kes devir yeter kil Kurulacak evlerin pencerelerini örtmek için perdeler de el altında.

Seyke Dede’nin karısı Besebike Nine, onun Tulganay ve Tansılu Nineler onları çok önceden hazırlamışlar bile.

Yeni yere göçenler, eski yerlerinde pek çok eski püskülerini bırakıp da gitmişler, ancak köylerinin ismini bırakmak gelmemiş içlerinden:

Eski dedelerinin sıcak hatırasını saklamak, akıllı Gülnar Ninelerini hürmetle yad etmek için yeni yeri de Ayuküydirgen olarak isimlendirmişler. (Apaş rayonunun Çuvaşistan sınırında batı ucundaki bu küçük köyü günümüzde de bu hikâyeye bağlayarak, ve hikâyedekine benzeyen isimle anıyorlar.)

Dedelerin eski yerinde sadece harap olmuş evler damlar kalmış.

Onlar uzun yıllar Bigiş Dedeler, Aybike Ninelerin kurduğu, Memek Dedelerle Gülnar Ninelerin ömür sürdüğü eski zamanların sessiz tarihini hatırlatıp, gelip geçenlerin gönlüne hüzün ve hasret salmışlar.

Bu hadiselerden sonra hesapsız yıllar, sayısız günler geçmiş.

Lâkin eski ataların torunları onların aslî yurtlarını unutmamışlar.

Sadece temel taşlan kalan eski köy yerini Eski yurt diye isimlendirmişler.

Köy halkı günümüzde de bu bölgeye “Eski Yurt demektedir.

Leave a Reply