Bir zamanlar, Ali Baba adında, yoksul  bir oduncu yaşarmış Adamcağız odunculuk yaparak geçimini sağlarmış.

Ali Baba o kadar yoksulmuş ki, bir eşeğinden başka hiçbir şeyi yokmuş. Sabahları erkenden kalkar, eşeği ile birlikte evden çıkarmış. Sonra da ormana gidip odun kesermiş.

Kestiği odunları daha sonra eşeğine yüklermiş. Pazara götürür
odunları orada satarmış.

Ali Babanın Kasım adında bir kardeşi varmış. Ali Baba çok iyi yürekliymiş. Kardeşi ise çok kıskanç ve kötü yürekliymiş. Kasım çok zenginmiş. Buna rağmen yine de Ali Babayı kıskanırmış. Onun bir lokma ekmeğinde bile gözü kalırmış. Kasımın karısı da kıskanç ve kötü düşünceliymiş.

Ali Baba, bir sabah yine evden çıkmış. Doğruca ormanın yolunu tutmuş. Ormana gidip akşama kadar odun kesmiş. Epey yorulmuş. Biraz dinlendikten sonra yerinden kalkmış. Kestiği odunları, eşeğine yüklemeye hazırlanmış. O sırada uzaktan at kişnemeleri ve nal sesleri duymuş.

Ali Baba kendi kendine söylenmiş:

“Bu da nedir böyle? Sanki büyük bir ordu geliyor. Gelenler kalabalık galiba.”

Biraz sonra nal sesleri daha da yaklaşmış. Ali Baba hemen bir ağacın üstüne çıkıp saklanmış. Gelenleri beklemeye başlamış. Az sonra uzaktan bir toz bulutu görünmüş. Kırk atlıdan oluşan, bir grup kötü görünüşlü adam, Ali Babanın bulunduğu yere doğru yaklaşıyormuş.

Atlılar gelmiş. Ali Babanın üzerine çıktığı ağacın altında durmuşlar. Ali Baba, onların yüzlerini görünce kim olduklarını anlamış. Bunlar, yolcuların yollarını kesip, onları soyan hırsızlarmış. O ülke de hırsızlara “harami” adı verilirmiş.

Ali Baba içinden korkuyla söylenmiş:

“Aman Allah’ım, bunlar kırk haramiler. Beni görürlerse hemen öldürürler.”

Haramilerin başkanı atından inmiş, Büyükçe bir kayanın önünde durmuş.

— Açıl susam açıl, diye bağırmış.

Koca kaya, gürültüyle yerinden oynamış. Kayanın olduğu yerde geniş bir oyuk ortaya çıkmış. Bu bir mağara girişiymiş. Haramilerin hepsi atları ile birlikte açılan girişten içeri girmişler. Ali Baba da orada beklemeye başlamış.

Biraz sonra haramiler dışarı çıkmışlar. Ama bu kez atların üstü boşmuş. Oysa
içeri girerken atların sırtı heybelerle doluymuş. Haramilerin başkanı gene kapının önünde durmuş.

Bu kez:

— Kapan susam kapan, diye bağırmış.

Kaya büyük bir gürültüyle hareket etmiş Gelip yerine oturmuş. Mağaranın
girişi gözden kaybolmuş.

Ali Baba, haramilerin iyice uzaklaşmasını beklemiş At sesleri duyulmaz olana kadar yer inden kıpırdamamış. Haramilerin gittiğine emin olduktan sonra, ağaçtan inmiş. O da mağaranın önüne gitmiş.

— Açıl susam açıl, diye bağırmış.

Kaya büyük bir gürültüyle yerinden oynamış. Mağaranın kapısı açılmış.

Ali Baba heyecanla mağaradan içeri girmiş Bir de ne görsün? Mağara, tavanına kadar altın, elmas, pırlanta ile dolu. Ali Baba hemen dışarı koşup eşeğini mağaraya getirmiş. Sonra da yükleyebildiği kadar altını eşeğine yüklemiş. Eşeğiyle birlikle mağaradan çıkmış.

Mağaranın açık girişi önünde durmuş:

Kapan susam kapan, diye bağırmış.

Kaya, büyük bir gürültüyle hareket edip yerine oturmuş. Mağara kapanmış.

Ali Baba, eşeği ile birlikte evinin yolunu tutmuş. Eve geldiğinde çok heyecanıymış Olanları karısına anlatmış. Eşeğe yüklemiş olduğu altınları göstermiş. Ali Baba ile karısı ne kadar altınları olduğunu merak etmişler.

Ali Baba:

— Altınlarımızı tartalım bakalım, kaç kilo çıkacak, demiş.

Karısı:
— Ama bizim tartımız yok ki, diye karşılık vermiş.

Ali Babanın aklına kardeşi Kasım gelmiş.

— Kasımın tartısını isteyelim, demiş.

Sonra da küçük çocuğunu Kasımın evine göndermiş.

Çocuk amcasının evine gidip kapıyı çalmış. Kapıyı Kasımın karısı açmış.

— Ne istiyorsun? diye sormuş.

Çocuk:

— Babam sizin tartınızı istedi. İşimiz bitince tekrar geri vereceğiz, demiş.

Kadın içeri girip tartıyı bulmuş. Ama Ali Babanın ne tartacağını çok merak etmiş. Tartının altına bir parça balmumu sürmüş.

— Ali Baba ne tartacaksa bu balmumuna yapışır. Ben de onların ne tarttığını
öğrenirim, demiş. Çocuk tartıyı alıp eve koşmuş. Ali Baba ve karısı altınlarını tartmışlar. Ne kadar altınları olduğunu öğrenmişler.

Ali Baba, tartıyı oğluna vermiş;

– Al bunu, amcana geri götür, demiş.

Kasımın karısı tartıyı alır almaz hemen altına bakmış. Bir de ne görsün? Tartının altında sarı bir altın duruyor. Kadın önce gözlerine inanamamış. Sahte altın olduğunu düşünmüş. Dikkatle bakınca bunun gerçek bir altın olduğunu anlamış.

Hemen koşup Kasım ı uyandırmış.

— Kalk da neler oluyor gör, demiş.

Kasım, esneyerek doğrulmuş. Ne oldu? Niye bağırıyorsun? demiş.

Kadın, elindeki altını gösterip:

Kardeşinin evinde kilolarca altın var Tartıyla altın tartıyorlar, demiş.
Altın sözünü duyunca Kasımın gözleri fal taşı gibi açılmış. Hemen yataktan fırlayıp kadının elindeki altını almış. Doğruca Ali Babanın evine gitmiş.

Ali Babanın aklına hiç kötülük gelmezmiş. Başından geçenleri olduğu gibi Kasıma anlatmış. Kasım onun ağzını arayıp altınların yerini kendisi de öğrenmiş.

Bunları öğrenen Kasım, hemen eve koşmuş.  Olanları karısına anlatmış. Sonra
da eşeğini alıp ormanın yolunu tutmuş. Haramilerin mağarasına gelmiş. Çok heyecanlıymış.

Koca kayanın önüne gelip:

Açıl susam açıl, diye bağırmış.

Kaya gümbürdeyerek açılmış. Kasım, açılan kapıdan mağaraya girmiş. İçeri
girdiğinde neredeyse aklını oynatacakmış. Böyle bir hazineyi, hayatında ilk kez görüyormuş Altınların üstünde yuvarlanıp deliler gibi bağırmış. Elmasları alıp yüzüne. gözüne sürmeye başlamış.

Bir süre sonra, Kasım eşeğini mağaraya getirmiş. Yükleyebildiği kadar altını
yüklemiş zavallı eşek, altın çuvallarının altında neredeyse ezilecekmiş. Kasım eşek ile birlikte dışarı çıkmış. Ama heyecandan, söyleyeceği sihirli sözcükleri unutmuş.

– Kapan pirinç kapan, diye bağırmış. Ama kaya yerinden bile kıpırdamamış.

Bu kez Kasım:

Kapan arpa kapan, diye bağırmış. Ama gene bir kıpırtı olmamış. Kasım
daha sonra;

– Kapan buğday kapan, diye bağırmış.

Ama ne söylerse söylesin, mağaranın kapısı kapanmıyormuş. Kasım bunlarla
oyalanırken, haramiler de mağaraya gelmişler.

Haramiler, Kasımı kayayı kapatmaya çalışırken bulmuşlar. Eşeğine yüklemiş olduğu altınları da görmüşler. Hiçbir şey sormadan, Kasımı hemen tutuklamışlar.

Haramilerin başkanı:
— Bu adam burayı biliyorsa, mutlaka başkaları da biliyor olabilir, demiş. Şimdi hemen kasabaya gidin. Her biriniz ayrı bir yana dağılıp araştırın. Bakalım bizim sırrımızı bilen başkası var mı?

Haramiler, hemen kasabaya gitmişler. Her biri ayrı bir mahalleye bakmış. Uzun süre araştırmışlar, ama mağaranın sırrını bilen bir kimseye  rastlamamışlar.

Bu arada Ali Baba da artık zengin birisiymiş. Eski evini bırakmış, saray gibi bir evde yaşamaya başlamış. Evinde hizmetliler. uşaklar çalışıyormuş. Hizmetçiler ve uşaklar ipek ve kadifeden pahalı elbiseler giyiyorlarmış.

Ali Babanın, böyle birden zengin olması herkesin dikkatini c ekmiş. Onun bu
parayı nereden bulduğunu merak etmişler Ama kimse bunun sırrını öğrenememiş. Kasabada herkes Ali Babayı konuşuyormuş.

Haramiler de, Ali Babanın birdenbire olduğunu öğrenmişler. Kasabada
araştırma yapmaya başlamışlar. Onun, mağaraya girip altınlarını aldığını anlamışlar. Ali Babanın evini aramaya başlamışlar.

Akşama doğru haramilerden biri, evi bulmuş. Evin yerini unutmamak için, evin kapısına tebeşirle kocaman bir çarpı işareti çizmiş Sonra hiç zaman yitirmeden haramilerin başkanına koşmuş. Olanları anlatmış Durumu öğrenen haramilerin başkanı, Ali Babayı öldürmeye karar vermiş.

Ali Babanın çok akıllı bir kızı varmış. Genç Kız kapıdaki çarpı işaretini görmüş Bu durumdan şüphelenmiş. Tebeşir izini silmeye çalışmış, ama silememiş.
Bunun üzerine eline bir tebeşir almış. Sonra da mahalledeki bütün evlerin kapılarına aynı işareti çizmiş.

Gece olunca haramiler gelmiş. Ama bütün evlerin kapılarında aynı işareti
görmüşler. Hangisinin Ali Babanın evi olduğunu bilememişler.

Haramilerin başkanı bu olanlara çok kızmış.

— Beceriksizler, diye bağırmış.

Yarın gidip o evi tekrar bulacaksınız. Evin önünde bir kişi nöbet tutacak. Ertesi gün haramiler gene Ali Babanın evini aramaya başlamışlar. Nihayet akşama doğru, Ali Babanın evini bulmuşlar. Bir tane harami orada nöbetçi kalmış. Diğerleri gidip haramilerin başkanına haber vermişler.

Akşam olduğunda Ali Babanın evinin kapısı çalınmış. Ali Baba kapıyı açmış.
Karşısında tüccar kıyafetli bir adam duruyormuş. Adamın yanında kırk tane de küp varmış.

Tüccar, Ali Babaya selam vermiş.

— Ben bir zeytinyağı tüccarıyım, demiş. Bu akşam kalacak bir yer bulamadım. Sizin çok iyi bir insan olduğunuzu söylediler Bu gece beni evinizde misafir eder misiniz?

Ali Baba, adamı içeri davet etmiş, Hemen konuğu için bir sofra hazırlatmış. Adam, yanındaki küplerin de bahçeye taşınmasını istemiş. Kırk adet küpü taşıyıp bahçeye yerleştirmişler.

Aslında bu adam, zeytinyağı tüccarı değil haramilerin başkanıymış. Amacı, o
Ali Babayı öldürmekmiş. Bunun için kılık değiştirmiş. Bahçedeki kırk küpün içinde he diğer haramiler saklanıyormuş.

Gece boyunca yemişler, içmişler, eğlenmişler Ali Baba her şeyden habersizmiş Misafirinin rahat etmesi için elinden geleni yapıyormuş.

Ama bu durumdan şüphelenen bir kişi varmış oda, Ali Babanın akıllı kızıymış.
Kız, evlerine aniden gelen bu misafirden şüphelenmiş. Adamı sürekli gözetlemeye başlamış.

Haramilerin başkanı, bir ara bahçeye çıkmış. Küplerin yanına yaklaşıp fısıltıyla konuşmuş:

– Ben işaret verdiğim zaman, küplerden çıkacaksınız Sonra da Ali Babayı ve
evdekileri i öldüreceksiniz, demiş.

Ali Babanın kızı, konuşmaları duymuş. Olanları hemen anlamış. Mutfağa gitmiş. Bir kazan zeytinyağı kaynatmış. Yağ dolu kazanı bahçeye getirmiş. Kaynar yağı tek tek küplerin içine boşaltmış. Küplerin içinde ki haramiler, seslerini bile çıkaramadan yanmışlar.

Gece yarısına doğru herkes yatağına çekilmiş. Derin bir uykuya dalmış. Haramilerin başkanı bunu fırsat bilmiş. ‘Şimdi Ali Babayı öldürmenin tam zamanı,” demiş.

Sonra da bahçeye çıkıp işaret vermiş. Ama küplerde en küçük bir hareket bile
yokmuş. Haramilerin başkanı, sesini yükseltmiş:

— Haydi çıkın, tam zamanı, demiş.

Ama küplerde ne bir hareket ne de bir ses varmış. Haramilerin başkanı bu durumdan şüphelenmiş. Gidip bir küpün kapağını kaldırmış. Bir de ne görsün? Adam küpün içinde baygın duruyor.

Haramilerin başkanı telaşla diğer küplere koşmuş. Ama hangi küpün kapağını kaldırsa aynı şeyle karşılaşıyormuş. Bütün adamlarının etkisiz hâle geldiğini anlayan haramilerin başkanı korkmuş. Hiç vakit kaybetmeden oradan kaçmış.

Hamilerin başkanı artık Ali Babaya daha çok kızıyormuş. Onu öldürmeyi iyice kafasına koymuş. Bunun için yeni bir plan yapmış. Aradan birkaç ay geçmiş. Haramilerin başkanı gene kılık değiştirmiş. Tekrar Ali Babanın evine gitmiş.

O gece için kendisini misafir etmelerini istemiş. Ali Babaya pahalı armağanlar vermiş. Ali Baba, onun kim olduğunu anlayamamış Ama Ali Babanın akıllı  kızı, onu görür görmez tanımış.

Kızcağız babasını koruması gerektiğini düşünmüş. Bu nedenle bütün gece onların yanından hiç ayrılmamış. Koynuna bir hançer (gizlemiş. Haraminin ve babasının dolanıp onlara hizmet ediyormuş.

Yemekten sonra ortaya müzisyenler ve dansçılar çıkmış. Ali Babanın kızı da
bir dans kostümü giymiş. O da dansçıların arasına katılmış. Hançeri de eline alıp dans etmeye başlamış.

Ali Babanın kızı, yavaşça haramiye yaklaşmış. Bir anda hançeri gören adam
kaçmaya başlamış Çok korktuğu ve adamlarını da kaybettiği için bir daha
o şehre uğramamış. Ali Baba ise neler olduğunu hâlâ bilmiyormuş.

Kız, babasının boynuna sarılmış. Olanları tek tek anlatmış. Ali Baba, kızına sarılıp gözyaşları dökmüş. Ali Baba, haramilerin mağarasına gidip bütün altınları almış. İhtiyacı olanlara yoksullara dağıtmış. Böylece haramilerin
çalmış olduğu altınlar bir işe yaramış.

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir