Önce Fark Et Sonra Şükret

Ağır Yük

Çocuklar, sofra hazır!

Hemen gelmezseniz aç kalacaksınız, haberiniz olsun.

Çünkü ben bir kurt kadar açım.

Ayhan Bey her sabahki şen sesiyle ikiz oğulları Bekir ile Ömer’i sofraya çağırıyordu.

Pazar kahvaltılarının tadı ayrıydı bu evde.

Çocuklar biraz daha geç kalkar, bu yüzden daha acıkmış olurlardı.

Anneleri de o gün daha bir özenirdi sofraya.

-Sofradaki kurt sayısı iki oldu, babacığım!

-Kardeşin nerede, Ömer?

-Bir türlü uyandıramadım, babacığım.

Geç saatlere kadar resmiyle uğraştı.

Yoruldu herhalde.

-Ben bir bakayım.

Bekir uyanmış, dalgın dalgın yatağının içinde oturuyordu.

Babasının geldiğini fark etmemişti bile.

-Hayırdır delikanlı, Karadeniz’de gemilerin mi battı?

Yoksa açlıktan sofraya gelecek mecalin mi kalmadı?

-Baba, insan kötü şeyler düşünür ama yapmazsa yine de günah olur mu?

-Olmaz koçum.

– Hatta Peygamberimizden öğrendiğimize göre kötü bir şey yapmaya niyet edip de yapmayana bir iyilik sevabı verilir.

-Gerçekten mi? Ben günah işledim zannederken sevap mı kazanmışım?

Duyduklarına öyle sevinmişti ki Bekir!..

Çevre ve İnsan” konulu bir resim yarışmasına katılacaklardı Ömer’le.

Dün akşam çalışmalarını bitirip birbirlerine gösterince olan olmuştu.

Kardeşi öyle güzel bir resim yapmıştı ki…

Çok kıskandı.

Bu resmin yanında kendi resminin derece alması çok zordu.

Neler neler geçti aklından: Kardeşinin çalışmasına bir bardak su döküp yanlışlıkla olmuş gibi davranabilirdi, kavga çıkarıp o anda yanlışlıkla resmi yırtmış gibi yapabilirdi…

Resmiyle uğraşıyormuş gibi görünüp geç saatlere kadar bunları düşünmüştü.

Sabah uyandığında düşündüklerinden utandı, sofraya gidecek gücü kendinde bulamadı.

-Ne düşündüğünü sormayacağım ama biraz daha düşünürsen kendini aç bıraktığın yetmezmiş gibi bana da kıyacaksın dedi Babası.

Hadi!

Morali yerine gelmişti Bekir’in.

-Tamam babacığım, yüzümü yıkayıp hemen geliyorum. Dedi ve Ailecek mutlu, huzurlu kahvaltılarına devam ettiler.

Kaynak: Diyanet