Kara Baykuş seslendi, şu taraftan itler!..

İt-Barak soyundan iki grup bu ses üzerine hırçınca kükrediler, delirmişçesine ağızlarından salyalar dökerek koşmaya başladılar. Geçtikleri her yere kötülük arkalarından geliyordu, kızıl gözleri gece iyi görüyor ve hızlarını karanlık etkilemiyordu. Ağır kokuları yüzünden çiçekler hastalanıyor soluyor, salyalarının değdiği yerlerde otlar kuruyordu. Orman içerisinde süratle ilerliyorlardı, neredeyse kara baykuşu bile geçeceklerdi, kara baykuş düşündü, bir de kanatları olsa halim perişan olurdu dedi. İt-Barakların çok iyi koku alma yetenekleri vardı, rüzgâr onlara yabancı olan tüm kokuları hizmet edercesine sürüklüyordu. En önde bulunan sürü lideri hırıldadı kokuyu almışlardı, hızlıca o tarafa doğru yöneldiler.

Rüzgâr sadece onlara hizmet etmiyor, ağır kokularını Aşina ’ya da taşımışlardı. Aşina ilkindi ve yerinden sıçradı. Bu nasıl bir kokuydu burnu sızlıyordu, nefes alması güçsüzleşmiş başına ağırılar saplanmıştı, içini büsbütün bir huzursuzluk ve korku kapladı. Hemen gözleri May-Tereyi aradı orada uzanıyordu. Bu huzursuzluk ona felaket gecesini anımsattı yakmış oldukları ateş artık aydınlık saçamaz duruma gelmişti ve alacakaranlık içerisinde korku tüm vücudunu sardı. May-Tere diye seslendi. Fakat May-Tere tepki vermedi, kısa bir süre sonra koku iyice kuvvetlendi ve ardından sesleri getirdi.

İt-Barak lideri gruba dönerek yakalayın dedi;

Ormanın karanlığından fırlatılmış bir ok gibi ardı sıra it-baraklar sıçramaya başladı, üç tanesi aşinanın üzerine çoktan atlamıştı bile. Aşina yere düştü, hemen kendini toparlayıp doğruldu ve bir tanesinin üzerine can havliyle atladı, ısırmaya çalıştı yuvarlanmaya başladılar, gece de artık sessizlik yoktu korku çığlıkları her yerden gelmeye başlamıştı, orman uyanmış panik içerisinde kalmıştı.

May-Tere yayını çekti ve aşinanın etrafındaki diğer iki it-barak’ı kafalarından vurdu. Aşinanın üzerinde ki it-barağı kafasından yakaladı ve gırtlağından tutarak havaya kaldırdı, it-Barak inlemeye başladı, o sırada aşina May-Tere’ye baktı gözleri kamp ateşi gibi kızarmıştı, tek eliyle koca cüsseli yaratığı kaldırmış boğazını sıkıyordu, öfkesinden etrafında kızıl bir duman oluşmuştu. Aşina May-Tere dâhil olmak üzere olan biten her şeyden korku duydu. May-Tere bir hamle yaparak it-barağın boynunu kırdı.  Aşina ya dönerek koş dedi. Aşina yerinden sıçradı ve aniden koşmaya başladı.

O sırada altı it Barak May-Tere’nin etrafını sardı, ardından diğer altılı bir grup belirdi. May-Tere hiç tereddüt etmedi, savunma pozisyonu aldı ve belinden pusatı çekerek, gelin it soylular diye haykırdı.

Anlamsız ve yön duygusundan yoksun bir durumda koşan aşina bu sesle kendine geldi, nereye gidiyordu, etrafında sadece May-Tere kalmıştı ve arkasında ne olup bittiğini bilmeden sadece koşuyordu. Hemen düşüncelerini toparlayarak sese doğru yöneldi. Ulaştığında it-barakların May-Tere yi çevrelediğini gördü, hemen bir tanesi atıldı aşina yerinden sıçradı ve it-Barak’ı devirdi ve haykırdı May-Tere Kayra Han için.

May-Tere ayaklarını yere vurdu, sanki bütün yer sarsıldı, panikleyen it-baraklar birbiri sıra atılmaya başladılar. İlk gelen iki it-Barak acı bir şekilde May-Tere’nin kılıç darbeleri ile savruldu. Diğer ikisi arkadan atıldı May-Tere’nin sırtına doğru sıçradılar May-Tere yumruğuyla her ikisinin başını ezdi, kafataslarından çıkan ağır ses bütün it-barakları kudurtmuştu, o sırada aşinanın üzerine iki it Barak daha atladı, diğerleri hep birden May-Tereye sıçradılar.

May-Tere haykırdı

Rüzgâr SAVUR!

Rüzgâr aniden tüm it-barakları yapraklar gibi ağaçlara vurdu, kimisi bu darbe ile yerinden bile kalkamadı. Kimisi toparlanıp yeniden saldırsa da May-Tere kılıç darbeleri ile kafalarını gövdelerinden ayırdı, aşina ya dönerek yardıma koştu, aşina bir it-barağın boğazını parçalamış ağzı burnu kan içerisinde kalmıştı bir diğerine doğru sıçradı ve tekrar yuvarlanmaya başladılar, her ikisi de birbirlerini boğazlarından yakalamak istiyordu. Diğer birini May-Tere çoktan haklamıştı bile. Diğer it-Barak aşinayı sırt üstü yatırdı, aşina çırpınıyordu bu it soylular aşinanın neredeyse üç katı büyüklüğündeydiler, üçüne birden bu kadar dayanabilmesi bile hayret vericiydi. May-Tere son it-barağın çenesini tutarak ayırdı ve aşinayı oradan kurtardı. İt-Barak acı içerisinde inliyordu, May-Tere’nin gözlerinde hiç beyaz renk kalmamıştı, alev gibi bir ateş topuydu sanki gözleri. İlk önce it-barağın çenesini kırdı. İt-barağın haykırışı bütün ormana yayıldı, daha sonra boynunu kırdı ve fırlattı.

Aşina o sırada doğrulmaya çalışıyordu, fakat ağır yara almıştı. Doğrulmaya çalıştıkça sendeliyordu. Gökten yüksek bir ses duyuldu, sendeler haldeki aşina düştü, May-Tere, korkma ufaklık ben buradayım iyi olacaksın dedi. Aşina baygın düştü. May-Tere sese doğru odaklandığında sürü lideri olan it-barağın cansız bedeni ayaklarının altına kadar düşmüştü.

May-Tere seslendi, hey orada ki sende kimsin!

Karanlık içerisinden bir beyazlık yaklaşmaya başladı ve seslendi,

Ey May-Tere, ben Tulpar!

Ülgen buyruk verdi, yardıma geldim.

May-Tere sağ elini sol göğsüne vurdu Hoş Geldin diyerek, aşinayı kucakladı, tuplar’a dönerek ağır yaralı tez Ulukaya’na varmalıyız dedi.

Tulpar başını eğerek atla dedi.

May-Tere tulparın sırtına atladı, tulpar koşmaya başladı, rüzgârı yüzünde hissediyordu May-Tere, bir yandan aşinanın kafasını koltuk altına dayıyor ve ona bakıyordu.

Tulpar Seslendi, Sıkı Tutun.

Bu uyarı ile May-Tere kendine geldi ve bizi nasıl buldun dedi.

Tulpar yerün birevü buççağunda bulsa da öz yılkısın tabar.

(Tulpar dünyanın bir başka köşesinde olsa da kendi sürüsünü bulur.)

 

Ve birden sıçradı doğu ve batı yönlerinden iki katı uzunluğunda iki kanat belirdi, gökyüzüne yükseldiler, May-Tere sakinleşmişti, derin bir nefes aldı ve düşüncelere daldı;

Irmaktan yükselen rüzgâr gibi hızlı bir hayvan,

Elle çizilmiş gibi değerli,

Güçlü sırtında elli aygır sürüsü gezebilir,

Ak bozkır gibi yanında altmış koyun sürüsü gezebilir,

Keskin gözü mavi yıldız gibi,

Soluğu ince duman gibi.

At dediğin böyle olur!

Tulpar seslendi; Yiğit Dediğin Böyle Yaman Olur!

Rüzgâr arkalarından yetişemez olmuştu, serinliğin etkisi ile aşina gözlerini açtığında May-Tere ile göz göze geldi, merak etme ufaklık iyi olacaksın şimdi dinlen demesi üzerine huzurla kendini kollarında bıraktı.

May-Tere tulparı yelesinden sıkıca kavradı ve minnettarlığını içerisinden haykırdı.

Devam Edecek…

Yazan: Önder ALTAY

Bu kısa öykülerden oluşan seri, genel olarak Türk Mitolojisi ve Türk destanlarının bütünleşmiş bir biçimiyle kurgulanmıştır.

Türk Mitolojisi Üzerine Kurgulanmış Fantastik Hikaye Serisi

Önceki Bölüm : 8-Kimsin Sen

İlk Bölüm İçin Lütfen Tıklayın. May-Tere Uyanış

You may also like

Başkurt

10-Ulukayın

Gecenin ilerleyen saatlerinde ufukta Ulu kayın göründü. Karanlık içerisinde etrafında uçan ruhların mavi ışığı altında ...

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir