7-Av

By 8 Mayıs 2021May-Tere
Başkurt

Erlik Bey’im, iki varlık gördüm, biri mahiyetinizde olanlara benzer idi, bir diğeri ise kurt idi.

Hakkınızda sözler söylediler.

Kulunuz ben sadık hizmetkârınız kara baykuş size bildirdiklerim bunlardır dedi ve çekildi.

Bunun üzerine erlik muhafızına seslendi İt-Barak!

İt-Barak erliğin yaratma denemelerinden bir soydu, başı it vücudu insan, her yeri kara kıllarla kaplıydı.

Gözleri ateş kızılı, ağzından salya eksik olmaz, her daim üzerinde ağır bir koku vardı, çiğ etle beslenir leş taze ayırt etmezlerdi.

Erlik örsüne bir vurur, yılan çıkardı, tekrar vururdu domuz çıkardı, deneyler yaparak devler, yarı insan varlıklar yaratmış, kendisine bunlardan oluşan bir ordu hazırlamaktaydı.

İt-Barak başını eğdi, buyur beyim diye seslendi.

Hemen tez yandaşlarından bir grup hazırla, önce iz sürsünler, takip etsinler, haber uçurup kara baykuş ile buyruk beklesinler.

Ahal’a varsınlar orada bir insan birde kurt arasınlar size kara baykuş rehberlik edecek.

İt-Barak emredersiniz beyim dedi ve erliğin huzurundan çekildi.

Gün ağarması ile aşina gözlerini açtı, hemen yakınında olan May-Tere’ye bakarak, düşe dalmadan önce dinlediklerini hatırladı ve dinlerken sesinin tonunun yüreğine nasıl işlediğini hissetti.

Bir süre yerinden hiç hareket etmeden May-Tereyi izledi, kaşları kadife karası, sakalı gür siyah, burnu narin dağ gibi.

Kirpikleri sık orman gibi, keskin gözü kızıl güneş gibi, yakışıklı endamı saf altın gibi, yarım kaya gibi yanakları, bütün kaya gibi gövdesi.

Kızıl maral gibi yüzü, güçlü sırtında elli aygır gezer gibi, ak bozkır gibi böğründe altmış koyun sürüsü gezebilir, iki kürek kemiğinin ortasında yüz kısrak debelenir, iki gözünün ortasında kırk koç tepişir gibiydi.

Tam doğrulmak isterken May-Tere düşler dünyasından geldi.

Hemen doğruldu, üzerini başını toparladı, malzemelerini hazırlayarak haydi gidelim dedi.

Yola tekrar koyuldular, küçük bir ırmağın yakınlarına gelip su içtiler.

Bereketli topraklara girmiş olduklarından ağaçlardan meyveler yediler, ballar içtiler.

Yollar aşıldıkça aşinanın içinde ki merak artıyordu.

Bu yolculuk ona neler getirecekti, daha önce hissetmediği duygular bünyesindeydi bu sebeple her şey daha bir değişik geliyordu.

Nasıl hayatı bir gecede bu kadar değişmişti. Sonra Ulu kayın aklına geldi, nasıl bir ağaçtı çok merak ediyordu, Kayra Han’ı düşündü aklına erlik geldi sonrasında sinirleri bozuldu, akşam olsun istiyordu anlatılacakların devamını bilmek istiyor, söz verdiği içinde May-Tere’ye bir şey soramıyordu.

May-Tere pür dikkat yoluna odaklanmış gidiyordu, arada bir etrafa göz süzüp ilerlemeye devam ediyordu hava soğumaya başlamıştı, May-Tere’nin burnundan çıkan buharları görebilmek mümkündü yol ilerledikçe o daha çok hızlanıyor, hızlandıkça daha bir öfke doluyor gibiydi, bunu hem sezebiliyor ve May-Tere’nin hareketlerinden anlayabiliyordu ama sebebini bilmiyordu.

Uzunca bir müddet yol almışlardı, gece karanlığı artık çok yaklaşmıştı, aşina tedirgin olmaya başladı.

Karanlık daha önceleri ona eğlenceli bir korku sunsa da şimdilerde felaket gecesini tekrar tekrar yaşatmaktan başka bir şey yapmıyordu.

May-Tere’nin hızı yüzünden çok fazla düşünmeye fırsat bulamaması onu sevindiriyordu çünkü tek yapabildiği ona yetişmeye çalışmak ve onu anlamaktı.

O sıra da May-Tere el işareti yaparak “DUR!” dedi.

Aşina olduğu yerde taş kesilmişçesine aniden durdu, pozisyonunu toparladı gözlerini kısarak havayı kokladı.

Sezgilerine çok güvenirdi lakin şu anda herhangi bir şey hissetmiyordu.

May-Tere sırtında bulunan malzemesini çıkarttı, diğer bir malzeme ile birleştirip birkaç defa fırlattı.

Sonra koşarak hedeflerine doğru ilerledi.

Aşina hiçbir şey anlamadığı halde hemen peşine koyuldu, hemen biraz ileride üç tavşanla birlikte May-Tere çoktan geri gelmeye başlamıştı.

May-Tere, Gece çökmeden kamp kuralım karnımızı doyurup istirahat edelim dedi.

Ateş yakılmış tavşanlar pişmeye başlamıştı, Aşina sessizliğini artık bozmalıydı ve şöyle dedi, Tavşanları nasıl avladın, kullandığın şeyde nedir?

Yaydır.

Diğerleri nedir?

Sadak ve oktur.

Peki, belinde ki nedir?

Pusattır. Yay Ülgen hediyesidir, pusat ise Kayra han hediyesidir dedi.

Kayra han? Dün gece bahsettiğin, sen Kayra Han’ı tanıyor musun?

Kaldığımız yerden devam edelim böylesi daha sağlıklı olur dedi ve pişen tavşanlardan birini uzatarak gel dedi.

Devam Edecek…

Yazan: Önder ALTAY

Bu kısa öykülerden oluşan seri, genel olarak Türk Mitolojisi ve Türk destanlarının bütünleşmiş bir biçimiyle kurgulanmıştır.

Türk Mitolojisi Üzerine Kurgulanmış Fantastik Hikaye Serisi

İlk Bölüm İçin Lütfen Tıklayın. May-Tere Uyanış

One Comment

Leave a Reply