6-Yol

By 18 Nisan 2021Mayıs 8th, 2021May-Tere
Başkurt

Ulu Kayı’na gidiyoruz diye cevap verdi May-Tere.

Ulu kayın sözünü duyunca aşina çok şaşırmıştı, çünkü bunun ne olduğunu sürü içerisinde anlatılan hikâyelerden biliyordu ancak kimsenin ulu kayını gördüğünü düşünmüyordu.

Peki, bu ulu kayın nerede?

Demir dağın zirvesinde.

Peki, bu demir dağ nerede?

Dokuz ırmağın birleştiği noktada.

Hiçbir şey anlamıyorum dediklerinden, hep böyle kısa cevaplar mı verirsin?

Sende hep böyle sabırsız mı davranırsın? Biraz sabret oldukça yol aldık aş için av yapalım gece neredeyse gelmek üzere, sonra ne istersen sorarsın.

Bu cevap oldukça uzun ve mantıklıydı. Aşina etrafına göz gezdirdi, acaba burada ne kalmış olabilir ki avlayalım diye düşündü.

O sırada yayını çekti ve gökyüzünde uçan bir kuşu hedef aldı, sonra başka birini ve diğer birini daha.

Bu günkü aşımız budur diyerek, sağ elini yumruk yaparak sol göğsüne vurarak minnet gösterdi.

Daha sonra uygun bir yer buldu ve geceyi burada geçirelim, gün ağardığında tekrar yola koyuluruz dedi ve kuşlardan birini aşinanın önüne attı.

Aşina bu durumdan hoşnut olmasa da ses çıkartmadı ve teşekkür etti.

Bu sırada May-Tere ateş yaktı, bunun etkisi ile aşina av pozisyonu alarak sinirli bir tavır içerisinde bu nedir, her yeri yok eden kızıl çiçek diyerek haykırdı.

Burnunu yere sürterek ateşin üzerine toprak atmaya çalışırken May-Tere sakin ol dedi, bu ateştir, tengri hediyesidir.

Kontrol altındadır merak etmeyesin, ben yanındayım korkmayasın diyerek onu sakinleştirdi.

Daha sonrasında avladığı kuşların tüylerini yolarak ateş üzerine odun çubuklar kullanarak pişirmeye başladı.

Aşina avını çoktan bitirmiş, pişen kuşların kokusu onu çoktan etkilemişti.

Aşina tekrar sessizliği bozan kişi oldu, söz vermiştin anlat bakalım şimdi dedi.

Neyi bilmek istiyorsun?

Ulu kayın nedir?

Kayra Han tarafından dikilmiştir. Dünya ile birlikte yaratılmıştır. Dünyanın, yeraltının ve gökyüzünün tam merkezindedir. Dalları gökyüzünü ayakta tutar.

Kökleri toprağın tüm katlarını delip yeraltı okyanusuna kadar uzanır diyerek cevap verdi.

Kayra Han Kimdir?

Tanrıların en büyüğü ve en önde gelenidir. Her şeyin yaratıcısıdır. Mutlak üstünlüğü vardır. Göğün 17. katında oturur. Diğer Tanrıları da o yaratmıştır.

Peki, Ulu Kayı’na neden gidiyoruz?

Ulu kayından sırlar alıp, düzeni sağlamak için gidiyoruz.

Hangi düzeni?

Yeryüzü karışıklığını düzeltmek için.

Yeryüzünü kim karıştırdı?

May-Tere bu soru cevap oyunundan sıkılmıştı ve her söylediğinin yeni bir soru doğuracağını biliyordu, aşinaya bakarak pişen avından bir ısırık aldı.

Aşinanın gözleri merak ve hevesle kendisine doğru bakıyordu, gözlerinde olan hüznünü yüreğinde hissetti, seninle bir anlaşma yapalım dedi ve diğer pişen avının yarısını göstererek yaklaş bir de bunun tadına bak dedi.

Aşina yerinden doğruldu May-Tere’nin yanına yanaştı peki anlaşma nedir?

Sen bana artık bu soruları sormayacaksın, bende sana olan biteni anlatacağım dedi.

Aşina yalnızca olur dedi.

May-Tere, aşinaya dönerek dikkatlice dinle dedi;

Daha hiçbir şey yokken, Tanrı Kayra Han’la uçsuz bucaksız su vardı.

Dünya bir deniz idi ne gök vardı ne bir yer. Güneş, toprak yoktu.

Kayra hanın canı sıkılıyordu. O, yalnızlık içinde iken su dalgalandı. Ak ana akine tanrıya “Yarat!” dedi, yine suya gömüldü. Bunun üzerine Kayra han, kendine benzer bir varlık yaratarak “kişi” adını verdi.

Kayra hanla kişi, sonsuz suyun üzerinde iki siyah kaz gibi rahatça uçmaya koyuldular.

Ancak kişi kendisini yaratandan daha yüksek uçmak istedi. Ama uçamadı. Suya düştü. Boğulmak üzereyken Tanrı’ya yalvardı. Kayra Han “Yükselt!” emrini verdi. Kişi batmaktan ve boğulmaktan kurtuldu.

Kayra Han dünyayı yaratmayı düşündü. Kişi ’ye “suya dal, toprak çıkar!” emrini verdi.

Fakat kişi bu sefer de kötülükler düşündü. Toprağın bir kısmını ağzında sakladı. Kendine göre bir yer yaratacaktı. Avucundaki toprağı su yüzüne serpince Kayra han, toprağa “büyü” emrini verdi bu toprak dünya oldu.

Fakat bu emirle kişinin ağzındaki toprak da büyümeye başladı.

Kişi, Tanrıya yalvardı. Tanrı “Tükür!” buyurdu. Kişinin ağzından dökülen ıslak toprak yeryüzüne serpildi.

Yeryüzünde tepecikler oluştu.

Buna kızan Kayra Han, kişiyi kendi âleminden kovdu ve ona Erlik (Şeytan) adını verdi, erlik iyi şeylerin temeline ve köküne muhalif, bilgisiz, yıkıcı, karıştırıcı, düzen ve sulh karşıtı, sükûn istemez.

Sonsuz karanlıkların bağrından kopar gelir ve kuzeydeki karanlık ülkeler onun yurdudur.

Geleceği düşünmeden kötülükler yapar, kendine hâkim olamaz. İradesi yoktur ve iradesizliğin timsalidir.

Başıboştur, aklına ne gelirse onu yapar. Tanrı gibi yaratmak ister fakat birbiri ile ilgisi olmayan ve mantıksız bir yaratış sistemi vardır. İyilikle hiç ilgisi yoktur ve baştan aşağı kötülüktür.

Unvanı, şeytanların hükümdarı ve yaratıcısıdır.

Yarattığı şeyler ve kendi maiyetindekiler baştanbaşa savaş ve taarruz için hazırlanmış yaratıklardır.

Tanrının halkını elde etmek ister, bunu başaramasa bile onları tanrıya karşı kışkırtmak ister.

Daha sonra Kayra Han Yerde dokuz dallı bir ağaç bitirdi, işte bu ağaç ulu kayındır dedi ve aşinaya döndü.

Aşina uykuya dalmıştı. May-Tere gülümsedi ve onu bir süre seyrettikten sonra sırtında oluşmuş yanıkları gördü içinden az sabret ufaklık, yakında iyi olacaksın diyerek kendi de istirahate çekildi.

Bu sırada, karanlıklar içerisinde keskin kulaklı ve keskin gözlü baykuş olan biten her şeyi izliyor ve dinliyordu.

Gerekli olan her şeyi aldığını anlayan baykuş kanatlanarak havalandı otuz dağ aştı, yetmiş ırmak geçti ve efendisine ulaştı, buğulu bir sesle;

Devam Edecek…

Yazan: Önder ALTAY

Bu kısa öykülerden oluşan seri, genel olarak Türk Mitolojisi ve Türk destanlarının bütünleşmiş bir biçimiyle kurgulanmıştır.

Türk Mitolojisi Üzerine Kurgulanmış Fantastik Hikaye Serisi

7. Bölüm İçin Lütfen Tıklayın. 7-Av

İlk Bölüm İçin Lütfen Tıklayın. May-Tere Uyanış

 

Leave a Reply