Vira Bismillah

Beybaba eski bir denizciydi. Sık olmasa da hâlâ denize açılır, balık avına çıkardı.” Balıklar sana gelmez; sen engin denizleri aşarak balıklar gitmelisin, denizi öğrenmeli, emek vermeyi bilmelisin ki temiz rızık yiyesin.” Derdi beybaba. Civarda iyiliği geçmemiş pek az kimse bulunurdu. Dilinden deniz ile ilgili pek çok söz dökülür, sohbetlerinde lüferden sardalya bolluğundan, fırtınaya yakalanmış bir balıkçı teknesini nasıl zorluklarla kurtardıklarından anlatırdı.

Herkes onu kıyıdaki yıpranmış balıkçı barınağında büyüklü küçüklü tekneleri tamir ederken görürdü.

Sinan da bir kenarda onu izlemeyi çok sever, tekneleri itina ile onarışını seyrederdi. Aslında beybaba Sinan’ın bir kenar da çalışmasını izlediğini fark eder ama belli etmezdi.

Sinan artık büyümüştü. Ama eli bir türlü iş tutmamıştı. Bir zanaat öğrenmesi lazımdı. Her işin başı temiz rızık yemekti. Bunu biliyor, kendi kendine düşünüyordu.

Bir gün ahali ile birlikte Beybabayı ziyaret etmişlerdi. Beybaba, Türk denizcilerinin meşhur cesaretlerinin hikâyelerinden anlatmıştı. Sinan’a bir ara: “Evlat iş tuttun mu?” demişti de mahcup olmuştu.

O günden sonra Sinan tamirhaneye her gün uğramaya başladı. Beybaba onu eğitimine almıştı. Yeri geliyor su taşıtıyor, kum taşıtıyor, keresteleri hazırlatıyordu. O arada da denizciliğin sırlarını, balıkları, o çok sevdiği av günlerini anlatıyordu. Sinan dinledikçe, denizi, balıkları daha da bir seviyordu.

Sinan tamirhanede uzunca bir süre ter döküp çalıştı. Bir gün onunda denize açılıp balık avına katılmasına karar verdiler. Sinan heyecanından sabaha kadar uyuyamadı.

Gün batarken denize açıldılar. Beybaba gür sesiyle “Vira Bismillah” dedi. Denizde beybabayı görmek güzeldi. Sanki gençleşmiş, gücünü geri kazanmıştı. Yine denizle arkadaşlığı başlamış, ustalığını konuşturuyordu.

 

Elbirliği ile kocaman ağlar pırıldayarak denize atıldı. Fakat o gece fırtınaya yakalandılar. Helal rızık kazanmak kolay değildi. Ama bu mücadele insanı eğitiyordu. Helal rızık peşinde koşan güçlü bir insan oluyordu.

Sabaha doğru gümüş gibi parlayan kocaman balıklarla sahile döndüler.

Balıkları sepetlere istif ederken, Sinan’ın içinde sevinçle dolu tatlı bir heyecan vardı. Kararını vermişti. İyi bir denizci olmak istiyordu. Beybaba Sinan’ın omuzundan tutarak:

-Temiz rızık kazanan temiz olur, dedi gür sesiyle.

 

Yazan: Hafsa BOYNUKALIN

Diyanet Çocuk-Aralık-2017

Cevap yaz