Tablet Bilgisayarım

Seviye: 10-14 yaş

Havalar yavaş yavaş ısınmaya başladı. Salonumuzun penceresine kadar uzanan erik ağacının dalları bembeyaz çiçeklerle bezendi. Gelinliğini giyinen bu ağacı seyretmeye doyamıyorum. Sadece erik ağacı değil, dağ bayır her yer renklenmeye başladı. Annem ekmek almaya bakkala gönderdiğinde yolda her evin bahçesinden burnuma birbirinden güzel kokular geliyor. Bayılıyorum çiçek kokusuna! İşte bu yüzden en çok ilkbahar ve yaz mevsimini seviyorum. Ah, keşke bir de şu okullar hemencecik tatil olsa!

Yaz aylarında annelerimiz bizim bahçede toplanır, sacda gözleme pişirip semaverde çay demlerler. Hep birlikte hoş sohbetler eşliğinde yer, içer ve güzel vakit geçirirler.

Onlar sohbet etmeye doyamaz, biz de oyun oynamaya. Sabahın ilk ışığı ile koştuğumuz sokaklardan akşam üzeri evlerimize döneriz. Uzun ve sıcak yaz günleri; saklambaç, yerden yüksek, körebe ve daha birçok oyun oynarız. Ama en sevdiklerim: Saklambaç ve çadır kurmak!

Halam geçen gün bize tablet bilgisayar hediye etti. Tabletin harika özellikleri var. Çadır oyunu istediğinde bir iki tık ile kamp oyunu başlatıyorum ve hemen arkasından mutluluk denizinde yüzüyorum. Tabletteki oyunları oynarken saklambaçtan daha çok keyif alıyorum!

Ah, bir de kardeşim Büşra beni rahatsız etmese!

“Yaa tablet sırası bende! Halam, ‘bir sen oyna, bir ablan oynasın’ dedi, unuttun mu?” gibi cümlelerle ne zaman bir oyuna başlasam başıma dikiliyor!

Büşra okuma yazma bilmiyor. Çoğu oyunu açamıyor ve oynayamıyor. Onun yüzünden benim oyunlarım hep yarım kalıyor. Dayanamadım, elinden tableti zorla aldım ve şöyle bağırdım:

“Daha nerede ne yazdığını bile okuyamıyorsun! Sen git, arkadaşlarınla evcilik falan oyna! Beni rahat bırak, anladın mı, rahat bırak!”

Öyle bağırdım ki, normalde gayet sakin olan kardeşim Büşra çok sinirlendi ve benim sesimi bastıracak şekilde bağırmaya başladı:

“Sen de git, önce ödevlerini yap! Hani bir sürü ödevin olduğundan şikâyet ediyordun… Yarın okulun var ve hâlâ ödevlerini yapmadın!”

Bunları dedikten sonra Büşra, elimdeki tableti hızla elimden çekip aldı ve aynı hızla yere çarptı. Güzelim tablet yere düşer düşmez ekranı paramparça oldu, odanın her yerine cam kırıkları sıçradı…

Gürültüyü duyan annem telaşla odamıza girdiğinde gözlerine inanamadi. Ekranı tuz buz olan tableti yerden aldı, uzun uzun baktı ve gülümseyerek şöyle dedi:

“Nasreddin Hoca’nın dediği gibi; yorgan gitti, kavga bitti!”

Annemin kavga ettiğimiz için bize kızmadığına hem sevindim hem de çok şaşırdım.

Ödevlerimi az önce bitirdim. Şimdi kardeşimle çadır kurup evcilik oynayacağız, sonra da saklambaç. Babamın işten dönmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü ona hem ödevlerimi kontrol ettireceğim hem de “Yorgan gitti, kavga bitti.” ne demek diye soracağım.

Yazan: Mine Taşdemir
Bizim Bahçe Dergisi, Sayı: 128

Cevap yaz