Sarı Tırtıl Gökyüzüyle Buluşuyor

Seviye: 4-10 yaş

Orman her zamanki gibi, şen şakraktı. Kuş cıvıltılarının sesleri aslan kükremeleri ile bölünüyor, rüzgâr sesleri yaprakları oynatıyor, yapraklar neşeyle uçuşuyorlardı. Ağaçlar birbirleriyle yarışırcasına gökyüzüne doğru kafalarını kaldırmışlardı. İşte bizim Sarı Tırtıl da böyle bir ağacın dallarından birinde yaşıyordu.

Sarı Tırtıl her şeyi çok merak eden araştırmayı seven birisiydi. Sürekli keşif yapar, gelene geçene çokça soru sorar ve merak ettiklerini sorgulardı. Havada uçan kuşların kelebeklerin uçuşlarını seyreder, onları meraklı gözlerle izlerdi. İçinden de:

“Keşke onlar gibi bende uçabilseydim. Böylece birçok yeri görmüş olur, araştırma ve keşif yapardım. Hem de birçok arkadaşım olurdu.” diye geçirirdi. “Neyse…” dedi iç çekerek ve en çok sevdiği yeşil yaprağı yemeye devam etti. Rabbine vermiş olduğu bu güzel nimetler için teşekkür etti. Tam da bu sırada komşusu Ak Tırtıl bizim Sarı Tırtıl’a ziyarete gelmişti. İçinden geçenleri arkadaşıyla paylaştı.

— Arkadaşım! Bu koskoca dünya da birçok şeyi merak eder, düşünür dururum. Gökyüzüyle buluşarak doyasıya uçmak ve her yere gökyüzünden bakmak hayallerimi süsler. Bilirim ki bizler sürünerek yaşar, kısıtlı bir çevreden ayrılamayız. Bilirim ki gökyüzünde aynı kelebekler gibi özgürce ve rengârenk uçamayız.

Arkadaşı, Sarı Tırtıl’ın bu sözlerinden sonra gülümseyerek cevap verdi:

— Şunu asla unutma arkadaşım! Bu dünyada bir gayret içerisinde olanalar her zaman kazanmıştır. Asla hayal kurmaktan vazgeçmeyecek ve bu doğrultuda çalışacaksın. Asla umutsuzluğa düşmeyeceksin. Kim bilir Rabbim bu gayretlerinden dolayı sana istediğin şeyleri günün birinde veriverir. Onun için bu hayatta asla “olmaz olmaz” deme. Yeter ki sabırla ve azimle çalışmana devam et.

Arkadaşının bu sözlerinden sonra Sarı Tırtıl bir şeyi fark etti. Doğru söylüyordu arkadaşı. Kişi, umudunu asla yitirmemeliydi.

— Haklısın arkadaşım, hem de çok haklısın, dedi.

Yine güneşli bir günün sabahıydı. Orman o muhteşem cazibesiyle adeta mest ediyordu. Bizim tırtılda farklı bir hal vardı. Kabuğu sertleşmeye başlamış görüntüsü tamamen değişmeye başlamıştı. İçine doğan bir dürtüyle kendine koza yapmaya başladı. Ve uzunca bir uykuya daldı…

Serince bir rüzgârın uğultusuyla gözlerini açtı bizim Sarı Tırtıl. Artık kendisini bambaşka hissediyordu. Dünyayı farklı bir gözle seyretmeye, bir yandan da kendinde neler olup bittiğine anlam vermeye çalışıyordu. Yanına birisi geldi. Bembeyaz kanatları vardı. Güneşin ışıklarıyla beraber gözlerini kamaştırıyordu. Gözlerini ayıramadı, hayranlıkla seyrediyordu onu. Kim olduğunu ilk başta anlayamadı ama dikkatle baktığı zaman arkadaşı Ak Tırtıl olduğunu anladı. Ak Tırtıl gülümsüyordu. Artık ikisi de kelebek olmuş, uçarak gökyüzünün maviliğiyle buluşmuşlardı. Rengârenk giysisiyle dünyayı keşfe çıkabilirdi artık. Ve gökyüzüne uçmadan önce yaşadığı ağaca uzun uzun baktı, baktı…

Yazan :Bayram MİROĞLU

Cevap yaz