Nuh’un Gemisi

Mehmet amca ve eşi balkonda oturuyordu. İkisinin de yoruldukları yüzlerinden okunuyordu. Hasan, kardeşine göz kırptı ve balkona yaklaştı:

-Kolay gelsin Mehmet amca! Kış hazırlıkları tamam mı Zeliha teyze?

Zeliha teyze çocuklara fındık, fıstık uzattı:

-Aaa tabi Hasancım, Rabbim hep birlikte sağlıkla yemeyi nasip etsin. Mehmet amcan ile geceden beri uğraşıyoruz.

Turşu kurduk, konserveler yaptık, kuru bakliyatlar yerleştirdik.

-Aman marketlerde hepsi var, yormasaydınız kendinizi bu kadar, diye lafa karıştı Hüseyin.

-Tabi var oğlum da böylesi sağlıklı ve kıymetli. Özenle emek verilerek yapılan her şey değerlidir, dedi Mehmet amca.

Zeliha teyze de ilave etti:

-Bize de eğlence oluyor. Bir koşuşturma, bir tatlı telaş… Tabiat nasıl kışa hazırlanıyorsa biz de öyle kendimizi hazırlıyoruz.

-Annem ile babaannem de geçen hafta yaptılar. Biz de onlara yardım ettik. İsterseniz size de yardımcı olabiliriz, dedi Hüseyin.

Zeliha teyze tebessümle kapıyı açtı.

Mehmet amca çardakta oynayan çocuklara baktı. Yüksek sesle çağırdı. Diğer çocuklar gelene kadar içeriden içi su dolu leğen getirdi. Hasan ile Hüseyin şaşkın şaşkın Zeliha teyzeye baktılar. Mehmet amca ile Zeliha teyze birbirlerine göz kırpıp içeri girdiler. Ellerinde torbalarla ve kâğıtlarla geldiler.

Çocuklar pürdikkat izliyordu. Mehmet amca kartondan gemi yaptı. Çocukların meraklı bakışları eşliğinde anlatmaya başladı:

-Hz Nuh yüzyıllarca kavmine iyiliği tavsiye etmiş, kötülükten uzak tutmaya çalışmıştı. Onların alaylarına rağmen doğru yoldan ayrılmamıştı. Kendisine inananlarla birlikte gemiye binmesi emredildi. Bu gemiyi de Hz.Nuh kendisi yapmıştı.

-Her hayvan çeşidinden de bir çift almıştı, diyerek içeriden küçük oyuncaklarla Zeliha teyze geldi.

Mehmet amca da kuruyemiş ve kuru bakliyat dolu minik torbaları da gemiye yerleştirdi. Oyuncaklarda gemideki yerini aldı

-Gökler suyunu boşaltmış, yerler deniz olmuştu. İşte gemi de yüzmeye başlamıştı. Diyerek Zeliha teyze leğenin içinde gemiyi gezdirmeye başladı.

-Nihayet tufan durmuş, yerler suyu yutmuştu, diyerek leğenin ortasına huni yerleştirdi.

Mehmet amca.

-Uzun bir yolculuktan sonra gemideki Müslümanlar yorulmuştu. Ve tabi acımışlardı. Herkes yanlarında getirdikleri erzakları birleştirip yiyecek hazırladılar.

-Ben adını biliyorum, aşure değil mi, çok severim, diye söze karıştı Zeynep.

-Aferin Zeynepcim, doğru bildin. Biz de her yıl aşure yaparak bunu yaşatıyoruz, Mehmet amca onayladı.

-Biz de çardakta yapsak! Hepimiz evimizden malzemeleri getirse, diye heyecanla Hasan konuştu.

Yazan: Fatma BALCI

Diyanet Çocuk-Ekim 2016

Cevap yaz