Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı-2

Evet çocuklar “Küçük Tatlı İnsanlar Diyarı” adlı  hikâyemize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Nerede kalmıştık?

Önceki hikâyemizi bir hatırlayacak olursak: Bizim İyi kalpli, iyi huylu Hasan arkadaşların yanına oyun oynamaya gidiyorken

“Küçük Tatlı İnsanlar diyarından gelen Şirince’yle karşılaşmış ve arkadaş olmuşlardı. Şirince ise Hasan’ı kendi ülkesine davet etmiş Hasan da kabul etmişti.

O diyara girebilmek için Şirince elinde tuttuğu saf suyu gösterip bunu içmesi gerektiğini ve iyi huylu ve ahlaklı biriyse Küçük Tatlı İnsanlar Diyarına girebileceğini söylemişti…

Peki ne oldu sonrasında haydi hep beraber öğrenelim…

Bizim Hasan o ufacık şişeyi tadar tatmaz bir anda kendisinde bir farklılaşma hissetmeye başladı. Biraz önce ufacık olan o küçük otlar büyük bir bitki oluvermişti, karıncalar, börtü böceklerle aynı uzunluğa gelmişti. Hepsi de Hasan’ın yanından geçerken selam veriyor ve kendisine gülümseyerek bakıyordu.

Şirince dalgın dalgın etrafı seyreden Hasan’a gülümsüyordu.

Şirince Hasan’a seslendi: “Hasan! şimdi beni görebiliyor musun?”

Hasan Şirince’ye bakarak konuşmasına devam etti : ” Evet görebiliyorum Şirince ve seni gördüğüme de çok sevindim gerçekten.”

“Haydi o zaman Küçük İnsanlar Diyarı seni bekliyor.”

Ve Kocaman bir ağaç kütüğünün altında çok ihtişamlı bir kapıya doğru yaklaştılar, Kapı o kadar parlak ve ihtişamlıydı ki insanın gözünü alıyordu.

Kapıda Hasan’ın daha önce hiç görmediği şekillerle donatılmıştı. Farklı çizimler de gümüşe benzer parlaklıkla kapıya işlenmişti.

Kapının yanında iki tane Küçük İnsanlar Diyarı askerleri nöbet tutuyordu. Hasan ve Şirince’yi görünce hemen kenara çekilip selam durdular.

Hasan bu ilgiye ve karşılamaya şaşırmıştı. Oradaki iki asker, Hasan ve Şirince’nin kapıdan geçinceye kadar selam durmaya devam ettiler.

Hasan’ın aklı hâlâ geride duran kapı ve askerlerde kalmış olacak ki arkasına bakmaya devam ediyordu.

Şirince Hasan’a seslenerek

“Neden önüne bakmıyorsun Hasan” dedi.

Hasan gözünü kapıdan ön tarafa doğru çevirince bir de ne görsün, muhteşem bir manzara Hasan’ı karşılamıştı. Daha önce bu kadar güzel bir manzara gördüğüne şahit olmamıştı.

Küçük tatlı İnsanlar Diyarı işte karşısındaydı.

Şirince konuşmasına devam etti

“İşte Hasan Bizim diyar burası. Buraya sadece kalbi temiz, ahlakı güzel, yardımlaşmayı seven, kimseye karşı kötülük yapmayan, Harama el uzatmayan, kötü söz etmeyen, anne ve babasının sözünü dinleyip onları üzmeyen, asla yalan konuşmayan, gıybet ve dedikodudan kaçınan, Allah’ın emrettiklerini yapıp yasakladıklarından kaçınan kimseler girebilir. Ve sen de bu özellikleri taşıdığın için buraya girebildin. Bizim güzel ülkemize hoş geldin 😊 “

Hasan Şirince’nin anlattıklarını dinledikten sonra “Hoş bulduk” dedi gülümseyerek.

Küçük Tatlı İnsanlar Diyar’ına ilk adımlarını attıktan sonra farklı bir Dünya’da gözlerini açtığını anlamıştı Hasan. Burayı tasvir et deseler anlatacak kelimeler bulmakta zorlanırdı kesinlikle. Şirince ile Küçük Tatlı İnsanlar Diyarına doğru hem yürüyorlar hem de Şirince Ülkelerini tanıtıyordu. Burada yaşayan hiçbir kimsenin ağzından kötü bir söz çıkmıyor sadece Hasan’a

“Hoş geldin Hasan, selam sana “ diye selamlıyorlardı.

Hasan büyük bir şaşkınlıkla yürümesine devam etti.

İsterseniz bu ülkede gezmeye devam edelim, ne dersiniz çocuklar 😊

O zaman bu hikayemize kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah…

Hasan ve Şirince’de sizleri Küçük Tatlı İnsanlar Diyarında bekliyor olacak,

Ama sizlerde iyi ahlaklı, güler yüzlü ve anne babasının sözünden çıkmayan çocuklar olmaya devam edin olur mu 😊

Yazan: Bayram MİROĞLU

Cevap yaz