Kral Kedi ve İyiliğin Mükafatı

Seviye: 5-12 yaş

Evvel zaman içinde fakir ama çok mutlu bir aile varmış. Bu ailenin tatlı mı tatlı, şirin mi şirin bir kızları varmış. Anne, baba ve küçük kızları mutlu hayatlarına devam ederken anneleri genç yaşta hastalanmış ve vefat etmiş. Baba ve küçük kız buna çok üzülmüşler fakat yapacak bir şey yokmuş.

Bir süre sonra baba, kızına bakacak kimse olmayınca başka bir kadınla evlenmiş. Evlendiği kadının da bir kızı varmış. Dördü beraber aynı evde yaşamaya başlamışlar. Fakat bu kadın ve kızı oldukça kötü kalpli insanlarmış. Baba evde yokken küçük kıza kötü davranırlar, hizmetçi gibi evin her işini yaptırırlarmış. Sürekli kötü sözler söyleyip hakaret etmekten de geri kalmazlarmış. Küçük kız olan biteni babasına anlatmak istese de üvey annesi küçük kızı evden kovmakla tehdit edermiş.

Küçük kız üvey annesinin ve kızının bu tavırlarından dolayı çok üzgünmüş fakat bir şey de yapamıyormuş. Küçük yaşına rağmen yaptıkları tüm kötülüklere sabrediyor, elinden geldiğince kendisine verilen işleri yapmaya çalışıyormuş.

Bir gün üvey annesi:

—”Hey ufaklık! Al şu çamaşırları, dere kenarında güzelce yıka gel. İyi yıka yoksa seni eve almam.” demiş.

Küçük kız çamaşırları alıp dere kenarına götürmüş. Yıkarken çamaşırlar bir anda suya kapılmış. Küçük kız da çamaşırları yakalamak için koşmaya başlamış. Derken çamaşırlar kayalıkların orda takılmışlar. Küçük kız sevinçle çamaşırları almaya gittiğinde kayalıkların arasında gizli, küçük bir kapı görmüş. Kapıyı açıp içeri girdiğinde ne görsün! Kediler oturmuş ekmek yapıyorlarmış.

—”Maşallah maşallah. Böyle güzel güzel kediler güzel güzel elleriyle ekmek mi yaparmış!” demiş.

Kediler:

—”Yukarı çık” demişler.

Küçük kız yukarı çıkmış. Bir de ne görsün! Kediler oturmuş yaprak sarıyorlarmış.

—”Maşallah maşallah. Böyle güzel güzel kediler güzel güzel elleriyle yaprak mı sararmış!” demiş.

Kediler yine:

—”Yukarı çık” demişler.

Küçük kız yukarı çıkmış. Bir de ne görsün! Kediler oturmuş örgü örüyorlarmış.

—”Maşallah maşallah. Böyle güzel güzel kediler güzel güzel elleriyle örgü mü örermiş!” demiş.

Kediler yine:

—”Yukarı çık!” demişler.

Küçük kız yukarı çıkmış. Yukarda bir kapı varmış. Önünde de 2 nöbetçi kedi bekliyormuş. Nöbetçi kediler kapıyı açmışlar ve kızı kral kedinin huzuruna getirmişler. Küçük kız başında tacıyla kedilerin kralını tahtına oturmuş halde görünce

—”Maşallah maşallah. Böyle güzel güzel kedilerin böyle güzel bir kralı da mı varmış!” demiş.

Kral kedi küçük kızı yanına çağırmış ve buraya nasıl geldiğini ve kim olduğunu sormuş. Küçük kız da başından geçenleri anlatmış. Kral kedi küçük kıza büyük bir kese dolusu altın vermiş ve

—”Bu altınlar senin kızım. İyi kalpli olman dolayısıyla sana hediyemiz. Bunları al, babana götür. Fakat başından geçenleri ve bu altınları asla üvey annene söyleme.” diye de tembihlemiş.

Küçük kız altınları alıp babasına götürmüş. Başından geçenleri anlatmış. Anlatırken üvey annesi de gizli gizli onları dinlemekteymiş. Kıskançlıktan hemen kendi kızını çağırıp eline çamaşırları vermiş, üvey kızının çamaşırları yıkadığı yerde yıkamak üzere kızını dere kenarına göndermiş.

Üvey kız dere kenarında çamaşırları yıkarken onun da çamaşırları suya kapılmış. Kız, peşlerinden koşmaya başlamış. Derken yine çamaşırlar kayalıkların orda takılmışlar. Kız çamaşırları almaya vardığında küçük kapıyı görmüş. Kapıyı açıp içeri girdiğinde kedileri ekmek yaparken görmüş. Kız iğrenerek:

—”Iyyy, böyle pis pis kediler pis elleriyle ekmek mi yaparmış!” demiş.

Kediler:

—”Yukarı çık” demişler.

Kız yukarı çıktığında yaprak saran kedileri görmüş ve iğrenerek:

—”Iyyy, böyle pis pis kediler pis elleriyle yaprak mı sararmış!” demiş.

Kediler:

—”Yukarı çık” demişler.

Küçük kız yukarı çıkmış. Bu kez örgü ören kedileri görmüş. İğrenerek:

—”Iyyy böyle pis pis kediler pis elleriyle örgü mü örermiş!” demiş.

Kediler yine:

—”Yukarı çık!” demişler.

Kız yukarı çıkmış. Yukarıda kapının önündeki nöbetçi kediler kızı kral kediye götürmüşler. Kız başında tacıyla kedilerin kralını tahtına oturmuş halde görünce:

—”Iyyy, böyle pis kedilerin pis kralları da mı varmış.” demiş.

Kral kedi kızı yanına çağırmış ve büyük bir torba vermiş.

—”Al bu torbayı kızım. Hak ettin. Eve götür ve annene ver. Eve varana kadar da sakın torbayı açıp bakma. Annenden başka kimseye de bahsetme.” diye de tembihlemiş.

Kız sevinçle torbayı almış ve annesine götürmüş. Annesiyle içinde altın olduğunu sandıkları torbayı heyecanla açmışlar. Fakat içinden altın değil de bir tokmak çıkmış. Bu tokmak sihirli bir tokmakmış. Torbanın ağzı açılır açılmaz harekete geçmiş ve anneyle kızın kafalarına “dan, dan” diye vurmaya başlamış. Anneyle kız kaçtıkça tokmak da arkalarından kovalıyormuş. Anneyle kız önde tokmak arkalarında kaçarak evi terk etmişler ve bir daha dönmemişler. Baba ile kızı da verilen altınlarla mutlu bir şekilde hayatlarına devam etmişler.

Böylece herkes hak ettiğini bulmuş. İyiler kazanmış, kötüler kaybetmiş.

Yazan: Bekir Salih KORKMAZ

Yazar Hakkında:

Bekir Salih KORKMAZ

Hayat hikayem için aşağıdaki linke bakabilirsiniz:
http://www.imamhatipliyim.com/hakkimda

Hikayeyi nasıl buldunuz?