Kanada Yolculuğumuz

Seviye: 10-14 yaş

(Daha önce size Kanadalı misafirimiz Abraham ile yaşadıklarımı anlatmıştım. Ülkemize gelmiş ve bizde misafir olmuştu. Okumadıysanız okumak için tıklayın.)

Abraham ve arkadaşları ülkemizden ayrıldıktan birkaç ay sonra sıra bizdeydi. Bu kez biz onlara misafir olacaktık. İlk kez uçağa binecektim ve ilk kez yurt dışına çıkacaktım. Oldukça heyecanlıydım. Uzun bir uçak yolculuğundan sonra Kanada’ya ulaştık ve Abraham’ın okulu ile buluştuk. Abraham’ı çok özlemiştim. Birbirimizi görünce uzun uzun kucaklaştık. 2 gün boyunca yaşadıkları şehri gezdirdiler bize, okullarına götürdüler. Sonra ise 1 hafta boyunca birlikte kalacağımız arkadaşlarımıza teslim ettiler bizi. Kalacağımız yerler belliydi tabi ki. Abraham’la birlikte kalacaktık.

Abraham’ın anne babası ve abisi vardı. Oldukça sıcak karşıladılar beni. Abraham ailemi ve Türkiye’de yaşadığı her şeyi öyle çok anlatmış ki sanki beni yıllardır tanıyor gibiydiler, kendi evlatları gibi sevdiler. Bizim Türkiye’de gösterdiğimiz misafirperverliğe hayran kalmışlar. Aynısını bana da göstermek için ellerinden geleni yaptılar sağ olsunlar.

Abraham dinimizle ilgili öğrendiklerini de ayrıntılı bir şekilde ailesine anlatınca çok şaşırmışlar. İslam Dini ile ilgili medyada gösterilen şeylerin ne kadar da yanlış ve yanıltıcı olduğunu anlamışlar. Dinimize karşı ön yargılı olduklarını fark etmişler ve İslam’ı araştırmaya başlamışlar. Kitaplıklarında Kur’an mealini görünce o kadar sevindim ki anlatamam.

Abraham ve ailesiyle çok güzel vakit geçirdik. Kanada’da yaşadıkları şehir çok güzeldi. Her gün bir yerlere gidiyor, akşama kadar geziyorduk. Gezilip görülecek o kadar çok yer vardı ki günler çabucak geçiyordu. Size yaşadığım bir anımı anlatayım.

Ayrılmamıza birkaç gün kala Abraham, ben, sınıf arkadaşlarımdan 2 kişi ve onları misafir eden Kanadalı arkadaşları hep beraber şehri gezmek için otobüse binmiştik. Otobüs doluydu. Abraham’la ben boş olan koltuğa oturduk. Diğer arkadaşlar da yanımızda ayakta duruyorlardı. Hepimiz neşeli bir şekilde aramızda konuşurken otobüse saçları ağarmış yaşlı bir amca binmiş. Otobüsteki kimse amcaya yer vermeyince bizim arkadaşların yanında ayakta beklemeye başlamış. Tabi biz aramızda muhabbete dalınca amcayı görmedik. Ben bir süre sonra ayakta bekleyen yaşlı amcayı görünce hemen yerimden kalkarak İngilizce “Lütfen benim yerime oturun.” dedim.

Amca gülümsedi ve gösterdiğim yere oturup Türkçe “Teşekkür ederim.” deyince herkes bir anda sustu. Herkes “Yoksa bu amca Türk mü?” diye içinden geçirip şaşkın şaşkın amcaya bakarken aklımızdan geçenleri okumuşçasına;

“Yok ben Türk değil. Ama Türkiye’ye gitti bir kaç kez. Biraz Türkçe biliyor ben.” dedi. Meğer amca bir süredir bizim konuşmalarımızı dinliyormuş. Konuşmalarımızdan Türk olduğumuzu anlamış.

“Ben Türkiye’ye her gidişimde uzun kaldım, çok yer gezdim. Türkçe öğrendim. Çok arkadaşım oldu Türkiye’de. Siz Türkler çok misafirperver insan. Yabancıya güveniyor ve çok iyilik yapıyor, büyüklere saygı gösteriyor. Bizim burada tanımadığımız insana güven yok. Büyüklere saygı yok. Büyüklere otobüste yer vermek yok. Ben zaten tahmin ediyordu sen bana yer vermek. Çünkü ben biliyor ki Türkler büyüklere saygılı olmak. Çünkü gençler Türkiye’de otobüste hep bana yer vermek. Bana yer verdiğiniz için size çok teşekkür etmek.”

Amca anlattıkça bir an kendimle ve milletimle gurur duydum. Basit gördüğümüz bir hareketin bile ne kadar da önemli olduğunu fark ettim.

“Önemli değil amca.” dedim. “Bu sadece Türkler için geçerli bir hareket değil. Tüm Müslümanlar böyle davranır. Çünkü ‘Küçüklerine merhamet etmeyen, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir.’ der bizim Peygamberimiz.”

“Ben zaten sizin Peygambere büyük hayran olmak. Türkiye’ye gelince tanıdı sizin dini ve Peygamberi. Keşke bizim gençler de sizin gibi olsa.”

Amca iyi birine benziyordu. Hemen cebimden kağıt kalem çıkarıp bizim evin adresini ve telefonunu yazıp amcaya uzattım.

“Türkiye’ye tekrar gelirsen seni misafir etmek isterim amca. Burda adresim ve telefonum yazıyor. Biz misafiri çok severiz. Hiç çekinme, buyur gel. İstediğin kadar kalabilirsin.”

Bu hareketim amcayı çok duygulandırmıştı. Tanımadığı bir insan kendisini misafir etmek istiyordu. Gözleri dolu dolu oldu. Sesi titreyerek:

“Eminim sizin Peygamber sizinle gurur duyuyor.” dedi “Siz çok iyi insan…”

Yazan: Bekir Salih KORKMAZ

Cevap yaz